Forumlar >>
Sağlık ve bakım >> Sağlıklı Yaşam.. 
| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3, ... 13, 14, 15 Sonraki |
|
|
| Yazar |
Sağlıklı Yaşam.. |
yücel Mesajlar: 55
 | | sarımsak vazgeçilmez yiyecekceklerden hele yazın sıcak şu günlerin de özellikte cacıkta kokusuna rağmen | 06-06-2007 20:33 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | Kiraz aspirinden daha faydalı

Kirazın sadece meyve olarak değil kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprak ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları ile çok yönlü bir bitki olduğu belirtildi.
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi.
Gülgiller ailesinden olup latince ismi 'Cerasus avium' olan kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Kirazın ismini Giresun kentinden aldığı ayrıca belirtiliyor. Kirazın dünyaya hangi topraklardan yayıldığı konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar kirazın M.Ö 64 yılında Yunanistan'a, oradan da Avrupa'ya yayıldığını, bazıları M.Ö. 71 yılında Romalı komutan 'Lucullus' tarafından Roma'ya götürüldüğünü ve oradan da dünyaya dağıldığını bildiriyor.
Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor. En iyi pipoların kiraz ağacı kökünden, en kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor. Meyveleri taze veya
kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.
KİRAZ BÖBREK DOSTU
İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor.
Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor. Kirazda bulunan 'levüloz' adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla
sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.
KİRAZIN MEYVESİ KADAR AĞACI DA ŞİFA KAYNAĞI
Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor, yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor. Sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor. Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor. Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununa yardımcı oluyor. Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.
KİRAZ ASPİRİNDEN DAHA FAYDALI
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi. Kirazın ayrıca damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine da faydalı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şöyle konuştu: "Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan 'antosiyanin' isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır."
KİRAZ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor. Uzmanlar, kiraz konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: "Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucuda saklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir."
iHA
| 07-06-2007 12:20 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | ‘Gelecek, tüp bebeklerin olacak’

‘Gelecek, tüp bebeklerin olacak’
Erkeklerde sperm sayısının, başta küresel ısınma olmak üzere, çevre faktörleri, yemek kültürü ve yaşam biçimi gibi birçok faktör nedeniyle, ortalama 60 milyondan 20 milyona düştüğü bildirildi. Uzmanlara göre cinsellikle üremek giderek zorlaşacak.
AA
ANKARA - Erkeklerde sperm sayısı ve kalitesinin geçmişe göre önemli ölçüde azaldığını ve spermler için en büyük tehlikenin sıcak hava olduğunu belirten Ankara Üniversitesi (AÜ) Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, “Spermler, vücut ısısında, yani 37 derecede yaşayamıyorlar. Ancak 35.5-36 derecede yaşıyorlar. Beden ısısından 1-1.5 derece soğuk olmaları gerekiyor” dedi. | 07-06-2007 17:16 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 |
YEME KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ ÖNEMLİ
Türkiye Aile Planlaması Derneğinin Genel Başkanlığı görevini de yürüten Şatıroğlu, sperm düşmanının sadece küresel ısınma ve buna bağlı etkiler olmadığına dikkati çekerek, yemek kültürü ve yaşam biçiminin de sperm sayısının kalitesini ve sayısını düşürdüğünü söyledi. Son yıllarda yaygınlaşan hazır gıdaların, kutu meyve suları ve kola tüketiminin sağlıksız olduğuna işaret eden Şatıroğlu şöyle konuştu.
“Kola, kutu meyve suları ve hamburger gibi hazır gıdalardan oluşan yeme alışkanlıklarının cinsel yaşamımıza etkisi var. Bu ürünlerin üzerinde yazan büyük harfle E 300, E 200 veya E 500 ve benzeri kimyasallar, meyve sularının ve hazır besinlerin daha uzun saklanmasına yarıyor. Ne güzel değil mi? Bu sayede uzun süre tazeliğini de koruyorlar. Aldanıyorsunuz. Bu kimyasallar, öncelikle bebeklerin beynine, erişkinlerin de tüm diğer dokularına yerleşiyor. Böylece kanser, yapısal doku bozuklukları, sağlıksız yumurta ve sperm üretimi olasılığı artıyor.” | 07-06-2007 17:17 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 |
YİYECEKLERİ MEVSİMİNDE TÜKETİN
Bu tür kimyasalların “kötü değil, ancak her yerde aşırı kullanılmaları nın lüzumsuz” olduğunu belirten Şatıroğlu, şöyle devam etti: “Yiyecekleri mevsiminde tüketin. Vişne zamanı vişne suyu, elma zamanı elma suyu içsek, bunları taze meyvelerden kendimiz sıkarak yapsak ne olur? Salatalığı Şubat ayında yiyeceğimize, mevsiminde yesek, domatesi Aralık ayı yerine, zamanı geldiğinde tüketsek olmaz mı? Genç yaşlarda başlayan aşırı yağlı yiyecek tüketimi damarları daraltıyor. Damarlar organları besliyor ve bu organlar arasında sperm yapan testisler, yumurta yapan overler, çocuğunuzu taşıyan rahim de var. Organların olumsuzluklardan etkilenmemesi mümkün mü?”
CİNSELLİKLE ÜREMEYİ MUMLA ARAYACAĞIZ
Üreme sağlığının tehlikede olduğunu, 30 yıl sonra erkeklerin sperm sayısının daha da düşeceğini iddia eden Şatıroğlu, “Önümüzdeki 25-30 yıl içinde doğal yolla yani cinsellikle üremeyi mumla arayacağız” dedi. Şatıroğlu, 50 yıl sonra tüp bebek yönteminin sıklıkla kullanılacağını belirterek şunları kaydetti. | 07-06-2007 17:18 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | Tarihi geçen makyaj malzemesi riskli
İngiltere’de yapılan araştırma, son kullanma tarihi dolan makyaj malzemesinin kullanılmasının sağlık açısından riskli olduğunu ortaya koydu.
LONDRA - Bilim adamları, ruj ve maskaraların bakteri üremesine uygun ortam sağladığı ve makyaj malzemesinin kullanıldığı alanda enfeksiyon gelişmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.

Londra’daki College of Optometrists uzmanları, araştırmaya katılan kadınların 3’te 2’sinin makyaj malzemelerini iki yıldan uzun kullandıklarını söylediklerine dikkat çekti.
Bu konudaki en yanlış davranış biçimini sergileyen kadın grubunun 30’larının sonunda, 40’lı yaşlarının başındaki grup olduğunu belirten bilim adamları, bu grubu oluşturan kadınların 5’te 1’inin makyaj malzemelerini 5 yıldan kullandıklarını bildirdi.
Uzmanlar, kadınların makyaj malzemelerini bir başkasıyla paylaşma alışkanlıklarının da tehlikeli olduğuna, özellikle 24 yaşın altındaki grubu oluşturanların 3’te 1’inin bunu sıkça yaptıklarına dikkat çekti.
Dr. Susan Blakeney, kadınların makyaj çantalarının tehlikelerle dolu olduğunu belirtirken,
“En sık rastlananın, maskaranın taşıdığı bakteriler yüzünden kadınların gözlerinin sıkça kaşınması, sulanması ve kızarmasıdır.
Hiçbir kadın bunun kaynağını anlayamaz ama bunun sebebi makyaj malzemelerinin son kullanma tarihi aşılarak kullanılmaya devam edilmesidir. Makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılması da risk yaratır” uyarısında bulundu.
Dr. Blakeney, kadınlara sık sık makyaj malzemelerini elden geçirmelerini ve son kullanma süresi dolan malzemeleri atmalarını tavsiye etti.
İngiltere’de kozmetik kullanımı 5 yıl öncesine göre yüzde 40 artarak yılda 1 milyar sterlinlik harcama kalemi haline geldi. | 07-06-2007 17:26 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | Sıcaklar ani ölümlere yol açıyor

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Sağkan, sıcak havalarda özellikle hipertansiyon, kalp ve damar hastalarının güneş altında fazla kalmaması gerektiğini belirterek, sıcak havada vücutta potasyum kaybı yaşandığı için ani ölümlerin olabileceğini söyledi.
Samsun Özel ATASAM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Sağkan, sıcak havalarda kalp, hipertansiyon ve damar hastalarının dikkatli olması gerektiğini kaydetti. Sağkan, "Bilhassa denize giren ve sıcak havada yürüyüş yapan kişilerin başını koruması gereklidir. Organizmada meydana gelen denge bozuklukları kalp üzerinde bir yükleme meydana getirebilir, dolaşım sisteminde meydana gelen değişiklikler nedeniyle kalp yetmezliği daha da şiddetlenebilir. Bu nedenle damar, kalp ve yüksek tansiyon hastaları serin yerleri tercih etmesi ve günde 2 kez serin duş alması gerekmektedir" dedi.
Sıcak havada terleme ile birlikte vücutta büyük oranda su kaybı ve tuz kaybı yaşandığını dile getiren Sağkan, "Sıcak havalar nedeniyle bağırsak sisteminde de çeşitli bozukluklar oluşur ve insanlar sık sık ishal olur. Vücutta potasyum kaybı yaşandığı için de hastalarda ani ölümü olabilir" diye konuştu.
Kalp, hipertansiyon ve damar hastalarına bazı tavsiyelerde bulunan Sağkan, şu tavsiyelerde bulundu: "Bu tür hastalığı bulunan kişiler sıcak havalarda yiyeceklerine de dikkat etmelidir. Mümkün olduğu kadar sebze ve meyve tüketilmeli, ağır yiyecekler yenmemelidir. Özellikle fast-food yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Hastalar mümkün olduğu kadar güneş altında fazla kalmamalıdır. Eğer denize girilecekse sabah erken ve akşam güneş kaybolduktan sonraki saatleri tercih edilmelidir. Bol bol su içilmeli ve mutlaka şapka ile dolaşılmalıdır."
07.06.2007 | 08-06-2007 12:44 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | Kalitesiz gunes gozlugu katarakta sebep oluyor
Yaz mevsiminin gelmesi ve gunesin sicak yuzunu
gostermesi dogal olarak gunes gozlugu kullanma oranini da artirdi. Ancak gunes gozlugu alirken dikkat edilmesi gereken onemli bazi hususlar var.
Uzmanlar, gunes gozluklerinin rastgele alinmamasi ve ucuz oldugu icin tercih edilen; ancak ultraviyole isinlarina karsi koruyucu ozelligi olmayan gozluklerden kacinilmasi gerektigini soyluyor. Unlu markalarin kotu taklitleri katarakt basta olmak uzere gozlerde kalici bazi hasarlara da sebep olabiliyor. Sakarya Egitim ve Arastirma Hastanesi Goz Uzmani Operator Doktor Levent Ersan, gunes gozlugu satin alirken, uzun donemde gozlerin sagligini maksimum koruyacak olanlarin secilmesi gerektigini anlatiyor. Piyasada cok sayida taklit urunun bulunduguna dikkat ceken Ersan, gunes gozluklerinin tezgâhlardan ya da isportacidan degil; mutlaka optikcilerden alinmasi gerektigi uzerinde duruyor. Kalitesiz, ultraviyole isinlarini geciren, bozuk camlardan yapilmis gunes gozlugu kullanildiginda goz bebeklerinin buyudugunu ve dolayisiyla zararli isinlarin goze daha cok girerek retinada olumsuz etkilere yol actigina dikkat ceken Levent Ersan, yanlis gunes gozlugu kullanimi sebebiyle katarakt ameliyatlarinin 30-35 yaslarina kadar dustugunu soyluyor. Ersan, "Bu tur gozlukler uzun sure kullanildigi zaman iki goz arasindaki iliskiyi de bozmakta ve bulanik hatta cift gorme rahatsizliklarina neden olmaktadir." diyor.
Goz hastaliklari uzmani Opr. Dr. Tezel Iyiiz de sahte gozluklerin gozde ciddi hasarlara neden olabilecegini vurguluyor. Iyiiz, "Gozlugun modelinden cok islevi on planda olmali, ultraviyole korumali bir gunes gozlugu kullanilmali. Gunes gozlugunu taktiginizda gozunuzun bulanmamasi gerekiyor. Satin alacaginiz gunes gozlugunu isiga karsi tutun. Ardindan gozlugu asagi-yukari oynatin. Boyle yaptiginizda caminda dalgalanmalar oluyorsa gozluk cami kalitesizdir. " diyerek gozluk seciminde dikkat edilmesi gereken noktalar uzerinde duruyor. | 08-06-2007 15:24 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | CAM TAVAN SENDROMU
''Bir Şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.
Ama bir Şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar"
Dr. David J. Schwartz
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır.Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, Daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar.Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm'den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Bu pirelerin yaşadıklarına 'cam tavan sendromu' denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır. | 11-06-2007 11:34 | | Şikayet Et! |
| meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ... Mesajlar: 8328
 | Erkekler sorunlarından 'uyuyarak' kaçıyor
Stres ve psikolojik sorunlar kadınların önemli bölümünde uykusuzluğa neden olurken erkeklerde bunun tam tersi durumun söz konusu olduğu bildirildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde oluşturulan Uyku Laboratuvarı Direktörü Kezban Aslan, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, fizyolojik bir durum olan ve yaşamın üçte birinden fazlasını kapsayan uykunun fazlasının da azının da stresin ve psikolojik sorunların habercisi olduğunu söyledi.
Uyku hastalıklarının, hastanın uykusu sırasında ya da uyumak istediğinde ortaya çıkan klinik bir durum olduğunu belirten Aslan, bu hastalıkların uyku kalitesini bozarak bireyin dinlenememesi, bilincinin tazelenememesi, gündüz aktivitelerinin bozulması ve bireyin sağlıklı olduğu dönemdeki kapasite ve
becerilerinin azalmasıyla seyrettiğini vurguladı.
Her insanın yaşamının bir bölümünde uyku sorunlarıyla karşılaştığını ifade eden Aslan, "Bugün 80’den fazla uyku hastalığı var, ancak uykusuzluk ve aşırı uyku hali en sık görülenler arasında yer alıyor" dedi.
Hava kirliliği, gürültü, stres ve psikolojik sorunların uyku bozukluklarında en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkati çeken Aslan, cinsiyet faktörünün
de uyku sorunlarında önemli bir belirleyici olduğunu ifade etti.
Kadınların stres ya da psikolojik sorunları olduğunda daha çok uykusuzluk çektiklerini, ancak erkeklerin önemli bir bölümünün uykuyu "sorunlardan
kaçış" olarak gördüklerini vurgulayan Aslan, "Normalin üzerinde uyuyan bir erkeğin psikolojik durumu irdelenmelidir" dedi.
Erkeklerin, sorunlarını genelde başkalarıyla paylaşmamalarının da onların uykuyu bir kaçış yolu olarak görmelerinde etken olduğuna işaret eden Aslan,
"Erkeklerde aşırı uyku hali (narkolepsi) diye tanımlanan ve gündüz aşırı uyku eğilimiyle kendini gösteren hastalıktan kaynaklanmıyorsa, sorun psikolojik
kaynaklı olabilir" diye konuştu.
Narkolepsinin genelde erkeklerde görülen bir uyku hastalığı olduğunu belirten Aslan, şunları kaydetti:
"Gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle günlük yaşamsal aktiviteyi bozar.
Gece uyku kalitesi bozulmuş ve REM uykusunda patolojik değişiklikler olmuştur. Hastalığın oluşumunda genetik geçiş olduğu gösterilmiştir.
Hastalık erkeklerde daha fazla görülür. Hastalık, çocukluk yaşından başlayarak 50’li yaşlara kadar ortaya çıkabilir."
Narkolepsinin yaşam boyu süren ve devamlı tedavi gerektiren bir hastalık olduğuna dikkati çeken Aslan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tedavide santral sinir sistemini uyaran ilaçlar kullanılır. İlaç tedavisinde yan etkiler, ilaca tolerans gelişebilir. Ancak, burada dikkat edilmesi
gereken konu, aşırı uyku halinin kaynağının tespitidir.
Eğer, klinik bir durum söz konusu değilse bu durumda psikolojik sorun, stres, depresyon ve kişinin başkalarıyla paylaşamadığı sorunları olduğundan
şüphe edilmelidir."
KAYNAK:milliyet/yasam
| 11-06-2007 17:57 | | Şikayet Et! |
| |
Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin.. |
|