Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 149
Forumlar >> Sağlık ve bakım >> Sağlıklı Yaşam.. boşluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... , 13, 14, 15  Sonraki
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar Sağlıklı Yaşam..
offline N a B R u K
Mesajlar: 8805

132025
Herşeyin ilacı sevgidir.

20-03-2008 04:06 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
Sıcak su içmekten daha faydalı bir yöntem..



Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur.



Peki su içmekten daha faydalı bir şey yok mu? Var! Hemen söyleyelim, sıcak su içmek...

Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.

İşte o değişimler:

Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.

Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.

Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SU MUCİZESİ

Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.

İç organları ve kaburga kafesinin etrafındakı kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.

Mide asidi etkilerini rahatlatir ve asit reflu semptomlarini rahatlatir.

Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.

Kabızlığı giderir.

Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.


22-05-2008 16:27 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
Göbek Bölgesi Neden Yağlanıyor?
Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.

İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
2007 yılında Diyabet Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş ( öğün başına 400 kal) bir program uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizması nı düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak; avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.

Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlend irme) hareketlerinin yapılması.
2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.

1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih etmek ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilir.

22-05-2008 21:46 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
ORUÇ TUTACAKLARA ALTIN ÖĞÜTLER


Oruç tutanlar iftar ve sahurda mutlaka 2 litre su içmesi gerekiyor. Peki yemekler nasıl olmalı?


Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Göral, ramazanda sıcaklığa bağlı olarak aşırı terlemeyle su kaybının fazla olduğuna dikkati çekerek, ''Oruç tutanlar iftar ve sahurda mutlaka 2 litre su içmesi gerekiyor'' dedi.

Prof. Dr. Vedat Göral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazanda çocuk, yaşlı, hamile, kalp ve şeker gibi kronik hastalıkları olanların oruç tutmalarının sakıncalı olduğunu belirtti. Bu tür rahatsızlıkları olan kişilerin oruç tutmak için hekime başvurması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Göral, şöyle konuştu:

''Şeker, epilepsi, alzheimer, kalp hastaları, kanser, migren ve anemik, tüberküloz, ülser, ve böbrek yetmezliği olanlar ile düzenli ilaç kullananların oruç tutmaları sakıncalıdır. Bu rahatsızlığı olanların mutlaka hekiminin izin vermesi durumunda oruç tutmalıdır. Türkiye genelinde hava sıcaklığı halen yüksek seyretmektedir. Sıcaklığa bağlı olarak aşırı terlemeyle su kaybı fazladır. Bu nedenle oruçlu olan kişilerin gün içerisindeki su kaybını iftar ile sahur arasında telafi etmesi gerekiyor. Oruç tutanların iftar ve sahurda mutlaka 2 litre su içmesi gerekiyor.''

-İFTARDA ANA ÖĞÜNÜ 1 SAAT GEÇ yemek GEREK-
Oruç tutanların iftarda yediklerine büyük önem vermesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Göral, saatlerce boş kalan mideyi ağır yemeklerle doldurmanın çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Göral, çorba, kahvaltılık ürünler ve salata ile oruç açıldıktan 1 saat sonra ana öğün yemeğini yemek gerektiğini belirterek, bunun hem metabolizmayı daha iyi çalıştıracağını hem de ağır yemeklerle birden yüklenmenin yol açabileceği sağlık sorunlarını engelleyeceğini kaydetti.

İftardan bir saat sonra tüketilecek ana öğünde etli veya etsiz az yağlı sebze yemeği ile az miktarda pilav, makarna veya börek yenebileceğini, bunun yanında yoğurt, ayran veya süt tüketiminin de asla ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Göral, şöyle devam etti:

''İftar yemeği yavaş yavaş ve küçük porsiyonlar halinde yenmelidir. Azar azar, iyice çiğneyerek ve sık aralıklarla besinler tüketilmeli ve çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınmak gereklidir. Gün boyu aç kalınacağı için yavaş sindirilen, mide ve bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen ve kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri ile sebze, kuru baklagiller ve salata gibi gıdaları tercih etmek iftar sonrası yaşanabilecek olası rahatsızlıkları engeller. Yemeğin ardından ise şerbetli hamur tatlıları ve kızartılan tatlılar yerine, sütlaç ve güllaç gibi hafif sütlü tatlılar veya meyve tüketilmelidir.''

-SAHURA MUTLAKA KALKILMALI-
Prof. Dr. Göral, oruç tutanların mutlaka sahura kalkması gerektiğini ve sahurda süt, yoğurt, peynir gibi besinlerin yer aldığı bir kahvaltı yapmasını ya da çorba, sebze ve kuru baklagillerden oluşan hafif bir öğün tercih etmesini tavsiye eden Göral, sahur öğününün ağır yemeklerden oluşması halinde, metabolizmanı n hızının gece düşeceği için kilo alma riskini artacağını vurguladı.

Oruç nedeniyle aç kalma süresi uzun olduğu için metabolizma hızının düştüğünü, halsizlik ve baş ağrısı görüldüğünü belirten Prof. Dr. Göral, bu nedenle sahura mutlaka kalkılması gerektiğini sözlerine ekledi.

İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nde görevli Diyetisyen Hamide Ataman da ramazan ayının bu yıl aşırı sıcaklara rastlaması nedeniyle oruç tutan vatandaşların daha yoğun bir şekilde susuzluk hissi duyacaklarını belirterek, özellikle sahurda su ihtiyacını giderecek besinler tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ramazanda sıvı alımının gece boyunca arttırılması gerektiğini ifade eden Ataman, "Gün içerisinde alınamayacağı için sıvı alımı gece boyunca arttırılmalı. 2 litre kadar suyun tüketilmesi gerekiyor. Vücuttan sıvı kaybına neden olacağı için çay ve kahve fazla tüketilmemeli. Onun yerine su, taze sıkılmış meyve suyu, meyve tüketilmeli. Özellikle meyvelerin tüketimi çok önemli. Çünkü meyve hem bir miktar sıvı sağlar, hem de enerji alımını arttırırlar. Ayrıca yapılarındaki posalar nedeniyle de tok tutarlar. Çiğ sebzeler de bu görevi yerine getirir. Bu nedenle sebze tüketimi de önemli" dedi.

"EKMEĞİN TAM TAHILLI OLMASINA DİKKAT EDİN"
Aşırı tuzlu yiyeceklerin su ihtiyacını arttırdığını belirten Ataman, sahurda bu tür yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini söyledi. Sahurda zeytin gibi salamura besinlerden kaçınılması gerektiğine dikkat çeken ataman, "Turşu, salamura, konserve gibi besinler çok fazla tuz içeriyor. Bunların tüketiminden kaçınmakta fayda var. Bu tür besinler tuz içeriği fazla ve su ihtiyacını arttıracaktır. Şekerli besinler de su ihtiyacını arttıracağı için bu besinlerden kaçınılması gerekir. Sahurda sandviç gibi bir şeyler hazırlanabilir. Ekmeğin tam tahıllı olmasına dikkat edersek, tok tutacağı için gün içerisinde çok fazla susuzluk sıkıntısı yaşamayabilirler. Bunun yanında bol miktarda meyve ya da sebze tüketilirse su ihtiyacı bir miktar giderilebilir" diye konuştu.

"PİŞİRME YÖNTEMİ DE BESİNLER KADAR ÖNEMLİ"
İftarda özellikle aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirten Ataman, şunları söyledi: "Pişirme yöntemi de aslında yediğimiz besinler kadar önemli. Yiyeceklerin kızartılmadan hazırlanması gerekir. İftar sofrasında özellikle kızartma çeşitleri fazlaca bulunur. Bu sofrayı sadeleştirmek gerekiyor. Sebze, yoğurt, salata bulunduracak şekilde soframızı hazırlayabiliriz. Et grubundan besin tüketeceksek eğer, bunun kızartılmadan, fırında ya da haşlanarak hazırlanmasında fayda var."

"AZAR AZAR, SIK SIK BESLENME İLKESİ UYGULANMALI"
Ramazan'da azar azar ve sık sık beslenmenin önemine dikkat çeken Ataman, bu şekilde beslenildiğinde bir anda çok fazla besin tüketilmemiş olacağını bildirdi. Ataman, "Besin alımını gün içerisine yayamayacağımız için bunu tam tersine çevirerek günü geceye yaymaya çalışacağız" dedi. İftarda özellikle çorba ile başlamanın önemli olduğunu belirten Ataman, böylece sıvı alımının da artacağını kaydetti. Yemeğin mümkün olduğunca yavaş yenmesi ve öğünün uzatılmasının öneminin altını çizen Ataman, "Ana yemekte daha çok beyaz etin biraz daha ağırlıklı olması faydalı. Sebze yemeği mutlaka bulunmalı. Eğer mutlaka bir tatlı bulunacaksa, bunun sütlü tatlılar olmasını öneriyoruz hamurlu tatlılar yerine. iftardan sonra meyve ya da küçük ara öğünler eklenebilir. Böylece azar azar sık sık beslenme ilkesini uygulayabiliriz. Sahurda da tok tutmasını sağlamak için tam tahıllı, çavdarlı, kepekli, yulaflı ekmek tüketilebilir" şeklinde konuştu.

02-09-2008 12:54 | cevapla | Şikayet Et!
offline coco
Mesajlar: 2377

151062
konu bu işte

02-09-2008 13:14 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
Bu Gıdaları Yiyenlerin Boyu Uzamıyor

Cips, çerez, meşrubat gibi zararlı ürünleri tüketen çocuklar uzayamıyor. Uzmanlar, "Parlak ambalajlara kanmayın. Çocuklarınızı sağlıklı besleyin" diye uyardı...Yemesi zevkli olan fast food tabir edilen gıda ürünlerinin sağlıksız olduğunu bilmeyen yok gibi... Uzmanlar, "Cips, çerez ve meşrubat gibi zararlı ürünleri tüketen çocukların boyu kısa kalır" dedi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) profesörlerinden Murat Aydın, parlak jelatinde satılan ürünlerden uzak durulması gerektiğini söyledi. Aydın, çocukların sağlıklı olduklarını gösteren en önemli göstergelerden birinin büyümeleri olduğunu kaydetti. 3-4 yaşından sonra boy uzamasının yılda 4-6 santim olarak devam ettiğini vurgulayan Aydın, ergenlik döneminde tekrar büyüme sıçraması gerçekleştiğini, ergenliğin sonunda büyümenin kapandığını belirtti.

SÜT, MEYVE, SEBZE

"Anne ve babanın boyu çocuğun boyunu etkiler" diyen Aydın şu uyarılarda bulundu; "Sağlıklı beslenmeyen, yeterince sebze, meyve, süt, peynir tüketmeyen uzayamaz. Parlak ambalajlarda satılan şeker, şekerleme, cips, çerez, meşrubat gibi boş kalori kaynaklarından uzak durulmalı. Boyu kısa olan çocukların çoğu aslında sağlıklıdır, çok azında altta yatan bir hastalık vardır."

Akranlarına göre belirgin kısa olan çocukların mutlaka büyüme yönünden incelenmesi gerektiğini ifade eden Aydın, "Bu çocuklar gözden kaçan kronik bir hastalık ya da büyüme hormonu eksikliği nedeni ile kısa boylu kalmış olabilir" dedi.

04-09-2008 13:55 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823

Saçlarınız dökülüyorsa..."

Beslenmenizden mevsim değişikliklerine pek çok faktör saçlarınızı etkileyebilir ve dökülmelerine sebep olabilir. Bir uzmana danışmak en iyisidir ama kendiniz de evde saçlarınızı besleyecek uygulamalar yapabilirsiniz.


Saç dökülmesi, kadınlarda da sıkça rastlanan bir rahatsızlık. Bu, stres, vitamin eksikliği gibi nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, mevsimsel değişiklikler de saç dökülmesini olumsuz etkiler. Peki saç dökülmesi için siz, kendiniz ne yapabilirsiniz? İşte bazı öneriler...

* Saç derinize ve saçlarınıza hindistancevizi sütü veya aloe vera jeliyle masaj yapın. Bunu başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, ılık suyla durulayın. Haftada 3 kez tekrarlayın.

* Saç derinize ve saçlarınıza bal ve yumurtanın sarısıyla masaj yapın. Başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, durulayın.

* 2-3 hafta boyunca, her öğünde bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi karıştırarak için.

* Saçlarınızı beslemek için elma sirkesi ve adaçayını karıştırarak, saçınızı bu karışımla durulayın.

* Sıcak zeytinyağı, bal ve 1 çay kaşığı toz halinde tarçını karıştırıp macun haline getirdikten sonra, banyodan önce 15 dakika boyunca uygulayın.

* Saçların azaldığı kısımları kızarana dek soğanla ovun, ardından da bal sürün.

* Eşit miktarda ılık keneotu ve badem yağını karıştırıp, haftada bir saç derinize masaj yapın.

* Misket limonu çekirdekleri ile kara biber tohumlarını bira suyun içinde eşit sayıda öğütün ve düzenli olarak saç deriniz üzerine uygulayın.

* 1 fincan hardal yağını 4 çorbakaşığı kına yaprağı ile kaynatın. Süzdükten sonra kalan sıvıyı bir şişeye doldurun ve saç derinize düzenli olarak masaj yaparak uygulayın.

05-09-2008 13:50 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
BU BESINLER MUTLU EDIYOR :

İçinde Endorphin bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini biliyor muydunuz?



Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.



Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.



Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.



Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.



Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanı z hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği "penilatilmanı n" insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan "flavonoid" adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.



Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika'da kişi başına 25 kg., Türkiye'de kişi başına 6 külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.

05-09-2008 18:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline SeYtAn mArKa GiYeR
Mesajlar: 4318

103364
meryem demiş ki; BU BESINLER MUTLU EDIYOR :

İçinde Endorphin bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini biliyor muydunuz?



Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.



Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.



Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.



Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.



Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanı z hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği "penilatilmanı n" insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan "flavonoid" adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.



Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika'da kişi başına 25 kg., Türkiye'de kişi başına 6 külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.
prof.dr meryem.......

05-09-2008 18:35 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
MEYVE YE İYİ YAŞA

Doğal beslenmenin her şeyin ilacı olduğunu giderek daha iyi öğreniyoruz. Türlü ilaçlarla ve kozmetik ürünlerle kazanmaya çalıştığımız sağlık ve bakımlılık aslında doğal meyve ve sebze tüketerek kendi olağanlığında yapılabilecek bir şey.

Çeşitli meyvelerin çeşitli özelliklerini öğrenince insan bunun ne kadar da doğru olduğunu bir kez daha görüyor. İşte bazı meyvelerin faydaları:

KİRAZ: Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan kiraz, güçlü bir ağrı kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla. Kolesterolü ve kan şekerini düşüren kiraz, kabızlığı gidermede de etkili. Kiraz nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olduğu gibi, böbreklerin taş ve kum yapmasını önlüyor ve varsa zamanla döküyor. Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı oluyor.

ÇİLEK: Strese iyi geliyor, sakinleştirici etkisi var. sigara dumanının etkilerini azaltıyor. Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma riskini azaltıyor, mide ve bağırsak zayıflıklarını gideriyor. Safra kesesi hastalıklarına iyi geliyor ve yüksek ateşi düşürüyor. Dişlere ve diş etlerine iyi geliyor, diş taşlarının oluşmasını engelliyor ve cilde canlılık kazandırıyor.

KARPUZ: Böbreği temizliyor, astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Karpuz çekirdeklerindeki cucurbocitrin adlı madde, kan basıncını düşürmeye ve düzenlemeye yardımcı oluyor. Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi geliyor.

KAVUN: Kanı temizliyor ve antioksidan özelliği bulunuyor. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor, bağırsak ve cilt kanserine karşı tavsiye ediliyor.

ŞEFTALİ: Kalp rahatsızlıkları na ve kansere karşı koruyor. Sindirim sistemini çalıştırıyor ve hazmı kolaylaştırıyor.

KAYISI: Kansızlığa iyi geliyor. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri bulunuyor. Özellikle akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve kataraktın önlenmesinde yardımcı oluyor. Kemik erimesini önlüyor, sinirleri gevşetiyor ve uyku veriyor. Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalı. Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı, sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katıyor.

MUZ: Kalp ve kas sistemine yararlı. Yorgunluğa ve ishale birebir. Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseri önlüyor ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı oluyor. Kolesterolü düşürüyor ve migren ağrısına faydalı. Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahip.

KİVİ: Başlı başına bir C vitamini deposu. Bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası bulunuyor.

VİŞNE: Şeker oranı kirazdan düşük olduğu için daha az kalori içeriyor. Ateşi düşürüyor ve susuzluğu gideriyor. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içeriyor.

ARMUT: Kalp, damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırıyor.

ÜZÜM: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenliyor. Karaciğeri temizliyor. Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yeniliyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, kansızlığı gideriyor ve bebeklerin gelişimi için çok faydalı.
İNCİR: Bağırsakları çalıştırıyor, enerji veriyor ve cinsel güce yardımcı. Yüksek kan basıncını düşürüyor, kemik yoğunluğunu artırıyor

07-09-2008 21:18 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... , 13, 14, 15  Sonraki

Yardim Resimsiz üyelerden mesaj almak çok sıkıcı, karşımdaki insanın en azından bir resmi olsun diyorsanız, Bilgilerim sayfasından, Sadece resimli üyeler bana özel mesaj gönderebilsin. seçeneğini seçmeniz yeterlidir..


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim