Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 149
Forumlar >> Sağlık ve bakım >> Sağlıklı Yaşam.. boşluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 12, 13, 14, 15  Sonraki
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar Sağlıklı Yaşam..
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
KeÇi boynuzu

akciĞer kanserini % 90 Önleme ÖzelliĞi İLE BİRLİKTE
allerjik astIm ve nefes darlIĞI tedavisinde oldukÇa etkili
kIsIrlIk tedavisinde Çok faydasI olduĞu ,
erkeklerde iktidarsIzlIk sorununun ÇÖzümüne de
büyük katkIsI bulunan KECİBOYNUZUNU Özellikle
sigara iÇenlerİN düzenli ve sÜrekli tÜketMElerI GEREKIR.

KeÇiboynuzu (Harnup)

Latince AdI: Ceratonia siliqua

Almanca: Johannisbrot

İngilizce: Carob, St.Johnsbred

Anadoluda bazI yÖrelerde harnup olarakta bilinir.
Yeryüzünün en eski bitkilerinden olup anavatanı olarak
Güney Anadolu, Suriyr, KIbrIs,Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus,
Cezayir, İsrail ve Libya olup memleketimizde,
Antalya Mersin, Silifke, DatÇa dolaylarInda yaklaşIk 1500 km2 lik
sahil Şeridinde doĞal olarak yetiŞmektedir.
KeÇiboynuzu, yetiŞmeye baŞladIĞI ilk 15 yIl meyve vermeyen
bir bitkidir. Meyveleri ilk baŞlarda yeŞil olup,
olgunlaŞtIkÇa kahverengileŞen ve tam olgunlaŞInca
parlak kahverengi renk alIr.


KeÇiboynuzunun en büyük ÖzelliĞi nefes darlIĞIna karŞI
oldukÇa etkili olmasIdIr.
KeÇiboynuzunun nefes darlIĞIna karŞI etkili olan etkin
maddesi hemen hemen baŞka hiÇbir bitkide bulunmamaktadIr.
Bu etkin madde aynI zamanda bazI alerjik astIm rahatsIzlIklarInda
Öylesine etkilidirki; derhal sonuÇ almak mümkün olabilmektedir.
AyrIca alerjinin neden olduĞu nefes darlIĞI problmlerinde
büyük bir baŞarIyla uygulanabilir.
alerjik nefes darlIĞI Çeken Bir Çok insan VAR.
Bu insanlar yIlIn belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden
baŞka Çare bulamIyanlardIR.
Öksürük krizlerinin nedenli Şiddetli olduĞunu anlatIyorlardI.
KeÇiboynuzunu ÖnerdiĞim bu insanlarIn ÇoĞu daha hemen ertesi
gün rahatlamaya baŞladIklarInI anlatIyorlardI.
Ö' çocuklarda, keÇiboynuzu (harnup) reÇetesini uygularken
dikkat edeceĞiniz en Önemli nokta, günde bir defa VE sadece
sabah kahvaltIsI arasInda tÜketilmesidir.
ÖĞle veya akŞam uygulanmamasI gerekir.

Guatr rahatsIzlIĞIndan dolayI nefes darlIĞI Çekenlerde
bu kürden olumlu sonuÇlar aldIklarInI belirtmiŞlerdir.

Harnupda bulunan bazI etkin maddeler aŞaĞIdaki
tabloda belirtilmiŞtir.

Tablo: KeÇiboynuzunda bulunan bazI etkin maddeler

Alpha-aminopimelic acid
concanavalin
Beta-D- glucolgallin
Myo-inositol
Beta-D-...galloylglucose
Pentosane
Capronic acid
Primverose
Catechin-tannin
Tannin
Ceratose
Tocopherol
Chiro-inositol
Xylose

KeÇiboynuzunun iÇerdiĞi gallik asit insan saĞLIĞI üzerinde
Öylesine Çok yÖnlü Özellikleri olan bir maddedir ki,
bu Özelliklerinden bazIlarI aŞaĞIdaki tabloda belirtilmiŞtir.

Tablo: Gallic asitin etkin Ö¶zellikleri

Analgesic - AĞrI kesici
Antiallergenic - Alerjiye karŞI
Antiasthmatic - AstIma karŞI
Antibacterial - Bakteri yok edici
Antibronchitic - BronŞite karŞI
Anticancer - Kansere karŞI
Antihepatotoxic - KaraciĞeri toksinden arIndIrIcI
Antioksidant - Serbest radikalleri yok edici
Immunostimulant - BaĞIŞIklIk sistemini gÖÇlendirici
Antiviral - Mikroplara karŞI
Antiseptic - antiseptik
cancer-preventive - kansere karŞI koruyucu
antinitrosaminic - nitrozamin yok edici
bronchodilator - bronŞgeniŞletici
antipolio - Çocuk felcine karŞI

YukarIdaki tabloda gÖrüldüĞü gibi gallik asit
Çok yÖnlü bir maddedir.
Bu maddenin belirtilen bu Özelliklerini artIran ve
takviye eden
keÇiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.

AkciĞer Ödemine karŞI keÇiboynuzunun desdeĞi bulunmaz
bir imkan.
Balgam sÖktürücü gücü ve astIma karŞI olan tedavi edici gücü
Çok fazladIr.
Sigara iÇenler keÇiboynuzu kürüne baŞladIktan bir iki gün sonra
nasIl balgam ÇIkardIklarInI hayretle gÖzleyeceklerdir.

KeÇiboynuzu, insanlIĞIn korkulu rÖyasI akciĞer kanserini
%90 oranInda Önleme gücüne sahiptir.
Özellikle sigara iÇen insanlarda akciĞer kanserine
yakalanma riskinin ne kadar yÖksek olduĞu,
bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadIr.
KeÇiboynuzunun bu koruyucu ÖzelliĞi tabiat ananIn
insanlara olan bir lütfudur.
bir insanIn kendi kendine (saĞlIĞI aÇIsIndan) verebileceĞi
en büyük zarar; sigara iÇmesidir.
EĞer sigara iÇiyorsanIz, keÇiboynuzunun uygulama 2 de
belirtilen kürünü yapmakta büyük faydalar vardIr.
UnutmayInIzki, sigara iÇmek sadece akciĞer kanserine
yakalanma riskini artIrmIyor, genel olarak insan
saĞlIĞInI olumsuz etkileyen zararlI bir alIŞkanlIktIr.

KeÇiboynuzu akciĞer kanserini Önleyen mükemmel bir meyvedir.
Ancak, akciĞer kanserine yakalanmIŞ olanlar iÇin tedavi etme
gücü Çok zayIftIr.
Buradada belirtmekte tekrar fayda VAR Kİ;
bir bitkinin hastalIĞI Önleyici ÖzelliĞi ile hastalIĞI tedavi etme
Özellikleri birbirlerinden farklI Şeylerdir.
İşte keÇiboynuzunun akciĞer kanserini tedavi etmekteki gücünü
artIrIcI farklI etkin maddeler iÇeren ikinci bir bitkiye ihtiyaÇ vardIr.
Bu ikinci takviye bitki kIrmIzI turptur.

KeÇiboynuzu aynI zamanda sperm sayIsInI artIran ÖzelliĞede
sahiptir.
aktif sperm sayIsI az olan ve az sperm sayIsIndan dolayI
ÇocuĞu olmama riski
yüksek baba adaylarInIn kullanmasInda Çok büyük fayda vardIr.
KIsaca, sperm sayIsI az olanlar iÇin ideal bir bitkisel Çözümdür.
Sperm sayIsInIn normal deĞeri 40 milyon dur.
Sperm sayIlarI bu deĞerin altInda olduĞu iÇin Çocuk sahibi olamayan
erkekler iÇin biÇilmiŞ kaftan.
KeÇiboynuzu kürünü kullananlar sperm sayIlarInIn nasIl artIŞ
gÖsterdiĞini Hayretle gÖreceklerdir.


İktidarsIzlIĞa karŞI adeta mucize ÇÖzüm keÇiboynuzudur.
İktidarsIzlIk Çeken erkeklerin hiÇ Çekinmeden kullanabilecekleri
keÇiboynuzu kürü, iktidarsIzlIĞa karŞI mükemmel bir ÇÖzümdür.
Herhangi bir yan tesir olmayan bu uygulama iktidarsIzlIk Şikayetleri
olan erkekler iÇin mÖkemmel bir yardImcIdIr.
İktidarsIzlIĞa karŞI eczanelerde satIlan, 2000 yIlInIn bu konudaki
en büyük buluŞlarIndan biri sayIlan viagra (sildenafil citrate) ile
mukayese kabul edilemiyecek Özellikleri vardIr.
Viagra'nIn bir Çok yan tesiri vardIr.
Özellikle kalp rahatsIzlIĞI olanlarIn kullanmamasI
gereken bir ilaÇtIr.

KeÇiboynuzu kürünün viagra'dan üstün taraflarI:

1· KeÇiboynuzunun herhangi bir yan tesiri yoktur.
2· Hem besleyici hem de besin deĞeri olan keÇiboynuzudur
3· AstIm, alerjik astIm, alerjik nefes darlIĞI, akciĞer
kanserini Önleyici,
4· AkciĞer Ödemini yok edici ve sperm sayIsInI artIrIcI ve balgam
sÖktürücü olarak olumlu Özellikleri vardIr. Viagra'da bu Özellikler
yoktur.

KeÇiboynuzu kürü erkeklerin iktidarsIzlIĞIna karŞI bir gecelik ÇÖzümler
yerine, tedavi edici ve de kalIcI ÇÖzüm getirmektedir.
KeÇiboynuzu kürü uygulanmaya baŞladIktan 4-5 gÖn sonra etkisini
gÖstermeye ve cinsel hayatI dengelemeye baŞlar.
EĞer uzun zamandan beri iktidarsIzlIk Çekiliyor ise
bir haftadan itibaren etkisini gÖstermeye baŞlar.

KeÇiboynuzunda kolestrol bulunmamasI ayrI bir avantajdIr.
Kaffein ve theobromine iÇermediĞi iÇinde tansiyon problemi olanlarIn
rahatlIkla uygulayabilecekleri bir kürdür.

Fosfor ve kalsiyum bakImIndan zengindir.
Bu nedenle osteoporoz rahatsIzlIĞI olanlara
kalsiyum ihtiyaÇlarInIn karŞIlanmasInda Çok iyi bir desdekleyicidir.

Tekrar hatIrlatmakta fayda VAR Kİ; bitkisel kür uygulamalarInI size
ÖnerildiĞi Şekilde uygulayInIz.
daha Çabuk sonuÇ alIrIm diye kesinlikle abartarak kullanmayInIz.
Kitapta belirtilen tÖm uygulamalarI size ÖnerildiĞi Şekilde hazIrlayInIz
ve uygulayInIz.
Uygulama sürelerine ve miktarlarIna kesin olarak uyunuz.
Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur
vede belirli kurallara gÖre ÇalIŞmaktadIr. İnsanda, tabiat ananIn bir
parÇasI olduĞuna gÖre, insan vucududa aynI Şekilde belirli dengeler
ÇerÇevesinde ÇalIŞmaktadIr.
Allah yüce kitabInda: "Ben bu alemi süs olsun diye yaratmadIm,
onu bir nizam, düzen, kural ve denge Özerine yarattIm"
buyurmaktadIr.
İŞte, günümüzde bilim adamlarI ekolojik dengeden,
Biyolojik dengeden vede daha bir Çok dengelerden bahsetmekteler ve bu
dengelerin bozulmasI durumunda dünyamIzI nedenli büyük felaketlerin
beklediĞini vurgulamaktadIrlar.
ÖrneĞin, demir. Demir, insan vücudu iÇin hayati Önem taŞIyan bir maddedir.
Demirin eksikliĞide, fazlalIĞIda insan vücudu iÇin zararlIdIr.
BazI insanlar vitaminlerin Çok faydalI olduklarIna
inandIklarIndan dolayI vitamin haplarInI fazla fazla kullanIrlar.
Çünki, fazlasInIn insan vucuduna zarar vermediĞini zannederler.
UnutmayInIzki, vitaminlerin eksikliĞi saĞlIĞImIz aÇIsIndan hayati
Önem taŞIrlarken, fazlasIda vÖcudumuza zarar verirler.
AynI Şekilde size Önerilen bitkileride belirtildikleri Şekilde kullanmak gerekir.
Fazla kullanarak daha Çabuk saĞlIĞIma kavuŞurum diye düŞünmek yanlIŞtIr.

16-10-2007 10:16 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
ASTIM HASTALIĞI

HAVALARIN SOĞUMASI, MEVSİMİN DEĞİŞMESİ ve KIŞIN VERMİŞ OLDUĞU KİRLİ HAVA, ASTIM HASTALARI İÇİN OLDUKÇA ZOR GÜÜNLERİN GELDİĞİNİN BELİRTİSİ.

Astım nedir?

Astım, nefes borusunu, bir başka deyişle, hava yollarını – akciğerlere hava taşıyan küçük tüpleri – etkileyen bir durumdur. Astımlı biri, astımı tetikleyen bir şeyle temasa geçtiğinde, hava yollarının duvarları çevresindeki kas gerilerek hava yolu daralır. Hava yollarının yüzeyleri iltihaplanıp şişmeye başlar. Genellikle sümük ya da balgam oluşur. Tüm bu tepkimeler hava yollarının daha daralıp tahriş olmasına neden olur ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.

Astım belirtileri nelerdir?

Astımın yaygın belirtileri şunlardır:

• öksürme
• göğüste ıslık sesi ya da hırıltı
• nefes daralması
• göğüste daralma hissi

Astıma neler neden olur?

Astım her yaşta başlayabilir. Astıma neyin neden olduğunu bilmek zordur, fakat şimdiye kadar bildiklerimize göre:

• astım kalıtım yoluyla geçebilir
• çağdaş yaşam tarzlarının – konut ve diyet değişiklikleri ve daha hijyenik bir ortam gibi – birçok yönleri astımın artmasına katkıda bulunmuş olabilir
• hamilelik sırasında sigara içilmesi çocuğun astım olma olasılığını arttırmaktadır
sigara içilen ortamlarda bulunulması astım olma olasılığını arttırmaktadır
• işyerinde tahriş edici maddeler bulunması bir kişinin astım olmasına yol açabilir
• çevre kirliliği astım belirtilerinin kötüleşmesine yol açabilir, ancak astıma neden olduğu kanıtlanmamıştır.

Astım nasıl tedavi edilir?

Astımınızı kontrol altına almanızı sağlayacak bazı mükemmel tedavi şekilleri mevcuttur. Astım tedavilerinin çoğunu uygulamanın en etkili yöntemi, ilacın solunarak doğrudan akciğerlerinize girmesinin sağlanmasıdır. Bunun için çeşitli inhaler tipleri mevcut olup size en rahat geleni kullanmanız ve bunun doğru kullanılabilmesi önemlidir. Doktor ya da hemşireniz size en uygun aleti tavsiye edecek olup bunun doğru bir şekilde nasıl kullanılacağını göstermeleri gerekir. Başlıca iki tür astım ilacı vardır:
• rahatlatıcılar
• önleyiciler:

• Rahatlatıcı inhaler çeşitleri genellikle mavi renkli olup belirtilerin hafifletilmesi için alınır. Bunlar daralan hava yolları çevresindeki kasları rahatlatarak çabuk sonuç verir. Astım krizlerinin tedavisinde kullanılması gerekir. Rahatlatıcı inhaler ilacınızı haftada 3-4 kez kullanmanız gerekirse, belirtilerinizin gözden geçirilerek kontrol altına alınabilmesi için doktor ya da hemşirenize tekrar gitmelisiniz.

• Önleyiciler genellikle kahverengi, kırmızı ya da turuncu renkli inhaler çeşitleridir. Bunlar hava yollarındaki şişme ve iltihaplanmayı kontrol altına alarak, aşırı ölçüde hassas olmalarını önleyerek ve şiddetli krizler yaşama riskini azaltarak işlev görür. Etkileri zaman içerisinde ortaya çıkıp arttığından, kendinizi iyi hissetseniz bile her gün, genellikle sabah ve akşam alınmaları gerekir.

Önleyicilerin çoğunda steroid bir ilaç bulunur. Bunun atletler tarafından performanslarını arttırmak için kullanılan anabolik steroidlerle aynı olmadığını vurgulamamız gerekir.Gerekirse rahatlatıcı ya da önleyici inhaler ile birlikte kullanılabilecek önleyici tabletler ve uzun etkili rahatlatıcılar gibi başka ilaç tipleri de bulunmaktadır. Sizin için daha etkili olabilecek yeni ilaçlar hakkında bilgi edinmek için, doktor ya da hemşirenizle görüşünüz.

Astım ve soğuk

Soğuk hava, astım ve solunum yolu ile sorunları olan kişilere ek rahatsızlıklar verebilir. Astımlı kişiler iyi ve önleyici tedbirlerle, doğru ilaç kullamıyla ve soğuğa karşı korunmayla kışın soğuğunda dışırıda dolaşabilirler. Soğuk tek başına en büyük sorun değildir. Soğuk havalarda havadaki kirlenme ve toz miktarının artması, özellikle şehirlerde ve çok nüfuslu yerleşim alanlarında, astımın genelde kötüleşmesine sebep olur. Kış mevsiminde daha sık görülen nezleler rahatsızlıkların artmasına neden olur. Astım değişik şekillerde ortaya çıkan bir hastalıktır ama bir çok kişi soğuk havalarda rahatsızlık hissedebilir. Oldukça soğuk havalarda (< 10 °C) yoğun egzersizlerden kaçınmak ve dikkatli olmak önemlidir.

Ne oluyor?
Bir çok astımlının soğuk havayı teneffüs ettiklerinde kendilerini kötü hissetmelerinin sebebi, solunum yollarının soğuğa karşı aşırı derecede hassas olmasıdır, ve soğuk hava alerjisinden dolayı değildir. Soğuk havanın teneffüs edilmesi, dolaylı olarak solunum yollarının kurumasına ve bu nedenle daralmasına neden olur. Buna ek olarak, aşırı soğuk havalarda burundan nefes almakta oldukça zorlaşır. Astımlı kişilerin, ağız yolu ile teneffüs etmeleri durumunda teneffüs edilen hava solunum yollarının daha çok daralmasına sebep olur. Bu da, havanın solunum yollarına ulaştığı anda yeterli derecede ısıtılamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Burun, solunum yollarının rafine edilmemiş havaya karşı korunmasında önemli rol oynamaktadır ve burnun büyüklüğü teneffüs edilen hava miktarını etkilemektedir. Inuitler oldukça soğuk iklim altında yaşamaktadırlar (Grönland adasında) ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Inuitlerin burun boşlukları diğer bir çok ırktaki insanların burun boşluklarından daha büyüktür!

SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM

18-10-2007 13:58 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823


Limon suyu ve Sarimsak mucizesi



Limon suyu ve Sarimsak mucizesi,2 Litre limon suyu,40 dis soyulmus ve ezilmis
sarimsak,agzi siki kapanan koyu renkli veya üzeri kagitla kapatilmis bir kavanoz
lazim.Limonlarin suyunu iyice sikip kavanoza doldurunuz,soyulmus 40 dis orta boy
sarimsagi yikamadan ve ezerek limonun içine atip kavanozun kapagini kapatiyoruz,25
gün boyunca normal ilik bir yerde saklanip her gün çalkanacak,(sarimsaklar
iyiceerimis olacak)25 gün sonra kavanozu açip her sabah aç karnina yarim veya
içebiliyorsa bir çay bardagi içiyoruz kavanoz bitene kadar içilecek,kapagi hepkapali
olacak,kavanoza asla su,seker v.b.karistirilmayacak ancak çay bardagina aldiginiz
kismini dilersek sulandirarak içebiliyoruz bunu içtikten sonra en az yarim saat bir
sey yiyip içilmeyecek,yarim saat geçtikten sonra kahvalti yapilacak mümkünse her
sabah ayni saatte içilecek.% 100 KANITLANMIS YARARLARI
1 -Tüm damar iltihaplari(vaskülir)tedavi ediyor, tikanan damarlari açiyor,damar
sertliklerini ve hipertansiyonu
önlüyor.

2- Kollestrol ve lipidi düsürüyor zararli yaglarin yakilmasinisagliyor,kilo
verdiriyor(bazal metabolizmayi hizlandirip yaglarin yakilmasini sagladigi için
istahi açiyor bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor)
sekeri düsürüyor,pankreasin yenilemesini sagliyor.

3- Böbrek ve safra taslarini eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki siskinlik ve tüm
dokulardan ödemi kaldiriyor.

4- Helycobeacter pylori adli ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak
bagirsagi ülserinin kesin tedavisini
yapiyor.

5- Tüm romotizmal iltihabi önleyip,her tür romotizmal
agrilaridindiriyor,kireçlenmeyi önlüyor,eklem düzeylerinin
yenilenmesinisagliyor her türlü agriyi kesiyor.

6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini
sagliyor sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip
ileri-refleks hizini artiriyor,felçlere ve VERTIGO\’da fayda
veriyor.

7- Vücudun bagisiklik sistemini son derece kuvvetlendiriyor,ve her türlü alerjiyi
özellikle damarsal kökenli ve strese bagli cilt alerjilerini kökünden kesiyor,
kansere karis tüm vücudu koruyor.

N O T : Ilaci hazirlayanin babasinin koroner by-pass ile üç
damari degisecekken bu ilaç sayesinde %100 tikali damarlari
açilmis ilaç hazirlandiktan sonra sarimsaklar erir,koku etrafa yayilmaz.Kullanan üç
kisi ile görüstüm hep son derece memnun olduklarini adeta gençlik iksiri oldugunu
söylüyorlar.Bunu ilk defa Rus doktorlar bulmus ve uygulamislar simdi ABD\’de
uygulanmaya baslamis,tip de devrim yaratacagi söyleniyor ve sarimsak limon
karisimindan olusan maddelerin kimyasal yapisi çözülmeye çalisiliyor.

Yasar Küsbeci B&F Specialist
Tel 232)8500148
Fax 232) 8500158

Dr.Sencer TEPE
Saglik Bakanligi Daire Baskani

22-11-2007 14:00 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
Greyfurt içerken dikkat

Mutlaka aklinizda bilmeniz gereken bir olaydan bahsedecegim.
Bundan Yaklasik 1.5 yıl önce esim çok ciddi bir bas dönmesi yasadi.
Aylarca sürdü.
Bas dönmesi o kadar kötüydüki oturdugu yerden yere düsüyor.
Tv ile izleyemiyor hicbir seyi okuyamıyor.
Tekbasina yuruyemiyordu.
Hatta uyukusunda bile yataktan dusebiliyordu.
Ruyasinda bile basinin dondugunu söyledi.
Bu bas donmeleri sonucunda da surekli kusuyordu.
Bir sürü farklı doktor gezmemize ragmen care bulamadilar. Tum
doktorlar klasik 1-2 bas donmesi ilaci verdi o kadar. Ama hicbiri
care olamadi.
Sorun 2-3 ay sonra bas donmesi gecerek tekrar eski haline geldi.
Sonra cok arastirdim. Neden boyle olmustu ?.
Sonra bunu bulmayi basardim arkadaslar. (google sagolsun) Problem
GREYFURT idi.
Esim hasta olmadan 1 hafta once cok agir grip olmus ve doktor bir
suru ilac yazmisti yaninda da Greyfurt suyu icmisti C vitamini
takviyesi diye.
Grip gectikten sonra da bu bas donmeleri baslamisti.
GREYFURT icilen ilaclarin karacigerde parcalanip atilmasini
engelleyen dunya daki tek meyveymis.
Boylece greyfurt ile ilac aliyorsaniz ve ilaca 1 hafta boyunca
devam ederseniz tum ilaclar sanki bir kere de yutulmus gibi vucutta
duruyormus. Bu ilaclarin turune gore olumler bile olabilmekteymis. Biz Bas
donmesi ile kurtardik. Sizlere de bu uyariyi yazmak
istedim. Birkac yerde bununla ilgili mesajlar gormeye basladim ama cogu
insan hala bilmiyor.
Lutfen ilac kullanirken GREYFURT yemeyiniz veya suyunu icmeyiniz.
Bu emaili arkadaslariniza gonderirseniz, insanlarin biliclenmesini
saglamis olursunuz.

23-11-2007 16:40 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
SAĞLIK İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Bugün dünyanın en önemli kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır. Köpekbalığından çikan sgualene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunur Günde 100 cl . zeytinyağı tüketimiyle köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır. Zeytinyağı kanser riskini % 50'ye yakın azaltmaktadır.
* Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilerek kansere karşı hücreleri korur.
*Zeytin yağı üretim aşamasında ısıyla temas etmemesi gerekiyor. Bu nedenle sağlıklısı Riveriya değil, Sızma olanıdır. Aslında en doğrusu, kokusuna alışıp mümkün olduğunca AZ veya hiç rafine edilmemişi kullanmaktır.
*Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağıda yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer Alan doğal maddelerden birisidir, doğal bir ilaçtır.

DERİ TAHRİŞLERİNE KARŞI ZEYTİNYAĞI

*Yiyeceğin yanısıra merhem olarak DA kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan losyondurda.

*Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara veya iritasyonunda ve enfeksiyonlara karşı faydalıdır.

SİNDİRİM İÇİN ZEYTİNYAĞI
*Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister sıcak olsun zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asitini azaltır. Yemek öncesi veya sonrası alınan bir kaşık zeytinyağı, mide zarını örtüp alkolün işlemesini önleyeceği gibi, karışık içkilerin yol açtığı sarhoşluğu DA azaltır.
*Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.
Isıtılmış olsun yada olmasın zeytinyağı gastrik asiditeyi azaltabilmektedir. Tahriş giderici etkileri ülsere karşı koruma sağlar. Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona engel olur.

SAFRA KESESİ SAĞLIĞI İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Zeytinyağı safra kesesinin kontraksiyonlarını (kasılma) ve safra salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler. Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir.
Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve barsakları rahatlatacaktır.

BASURA KARŞI ZEYTİNYAĞI

*Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı -basit kronik kabızlığa - iyi gelir (daha iyi netice için suyla karıştırılabilir). Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilir.
*Anne sütündede bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur. Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelere özellikle yararlıdır.
*Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

YÜKSEK TANSİYONA KARŞI ZEYTİNYAĞI

*Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır. Taze yada kuru zeytin yaprağını 300 gr. Suda 15 dakika kaynatıp, süzdükten sonra şeker ilave edrek 15 gün boyunca her sabah akşam sıcak içmek faydalıdır.

KAN ŞEKERİ İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.
*Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerinde; zeytinyağı sürülür veya 200 gr taze çiçek ve yaprak, 100 gr sarı papatya ile 1 kg zeytinyağını arada sırada karıştırarak iki saat 'benmari' içinde kaynattıktan sonra içindekileri süzüp ağrı veren yerler ovulur. Kapalı yanıklarda zeytinyağı sürülerek kullanılır.

KOLESTROL İÇİN ZEYTİNYAĞI
*Kötü kolesterol LDL'yi azaltırken, iyi kolesterol HDL'yi artırır.(Yüksek LDL kolesterolü seviyesine bağlı olarak yükselen kolesterol seviyesinin aterosklerotik kalp hastalığında nedensel rol oynadığı kuşkusuzdur.Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastalığı vakalarındaki düşüşün total veya LDL kolesteroldeki düşüş ile beraber olduğunu göstermektedir.)

*Diyetle alınan doymuş yağ asitlerinin (DYA) total kolesterol seviyesini yükseltettiği iyi bilinmektedir. DYA ile tetiklenen kolesterol yüksekliği çoğunlukla LDL kolesterolündeki yüksekliğe bağlıdır. DYA ve hayvansal yağdan zengin diyetler HDL kolesterolü ve apo A-1 de de yükselmeye yol açar.

*Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük HDL kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması koroner riski artırmazken, yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL'nin yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL seviyesine rağmen koroner riski yüksektir.Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin LDL- HDL oranını, düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asitinden (ÇDYA) zengin diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür.

Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA ların başında gelirken, mistrik asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında, hindistan cevizinin yağında bulunmaktadır.Son ikisi aynı zamanda çok yüksek oranlarda laurik asitte içerirler.Bu üç yağdan hangisinin kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala tartışma konusudur. Her üçününde LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan çalışmalarda gözlenmiştir.

DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır.
Diyetteki başlıca tekli doymamış yağ asidi oleik asittir.Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ asididir.

Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle HDL seviyesinde de düşüşe neden olur.

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI

Zeytinyağı sağlıklı lipid düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur.
*Kalp dostu;zeytinyağı hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de yok eder.

BEBEKLER VE ÇOCUKLAR İÇİN ZEYTİNYAĞI

*İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle Anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında Anne sütüne yakın değer elde edilir. Sütü kesilen anneler yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katıp bebeğe verilebilir.

*Günde birkaç damla zeytinyağı bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.

*İçerdiği E, A, K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir. Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki insan için yararlıdır.
*Böbreklerin ıslahında, taşları düşürmede, bağırsak kurtlarını düşürmede, karın ağrısında sıcak su ile içilmesi iyi gelir.

*Çocukları raşitizmden korur. Siyatik, mafsal ağrılarına iyi gelir; zeytinyağı tortusu sürülür.

AĞIZ SAĞLIĞI İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Ağızda çalkalandığında ,dişlerin beyaz olmasını sağlar,diş etlerini korur, diş çürümelerini önler.

*Zeytinyağı sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır.

SAÇLARI DÖKÜLENLERE ZEYTİNYAĞI

*Saçları dökülenlere; 1 yumurta sarısı ve zeytinyağı karışımını saç diplerine sürerek 1 saat bekletilip daha sonra yıkanması, arada bir tekrarlanması gerekir.

KALP HASTALIKLARI VE ZEYTİNYAĞI


Akdeniz mutfağında yemeklerin hemen hepsinin zeytinyağı ile piştiği anlarda, batılılar zeytinyağıyla genellikle restoranlarda tanışıyordu. 1970' lerde
yapılan bir araştırma sayesinde zeytinyağı önem kazandı. Araştırma, batılılar arasında kalp hastalığına en az yakalananların Akdenizliler olduğunu ortaya çıkarmıştı. Akdenizliler' in bol miktarda tükettiği zeytinyağının bunda bir payı olduğu düşünüldü. Gençlik ve ergenliğin vücudun daha çok kaliteli gıdaya ihtiyaç duyduğu dönem olması ve zeytinyağı kullanımının burada iyi bir tercih görülmesi, yaşlılıkta ise kalsiyum kaybını önleyerek kemik erimesine engel olması, Akdeniz mutfağında yemeklerin hemen hepsinin zeytinyağı ile piştiği anlarda, batılılar zeytinyağıyla genellikle restoranlarda tanışıyordu. 1970' lerde yapılan bir araştırma sayesinde zeytinyağı önem kazandı. Araştırma, batılılar arasında kalp hastalığına en az yakalananların Akdenizliler olduğunu ortaya çıkarmıştı. Akdenizliler' in bol miktarda tükettiği zeytinyağının bunda bir payı olduğu düşünüldü. Gençlik ve ergenliğin vücudun daha çok kaliteli gıdaya ihtiyaç duyduğu dönem olması ve zeytinyağı kullanımının burada iyi bir tercih görülmesi, yaşlılıkta ise kalsiyum kaybını önleyerek kemik erimesine engel olması, hamilelikte, içinde bulunan yağ asitleri hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etken teşkil etmesi, damar sertliğinin önlenmesine yardımcı olan "iyi yağ" oranı ve antioksidanlar açısından zengin bulunması zeytinyağı kullanımını arttırdı.
Böylelikle; 1980' lerden sonra, batı ülkelerinin zeytinyağı tüketiminde çok büyük bir talep patlaması oldu. Tüketiciler artık bilinçli beslenmeyle önem vermekte, katkı maddesi
katkı maddesi içermeyen doğal ürünleri tercih etmekteydiler. İnsanlar "daha doğal" besin kullanımını keşfettikçe, zeytinyağı da bundan payına düşeni aldı.


DENGELi BESLENME PiRAMiDi

30-11-2007 15:54 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Herkesin korkuları, kaybettikleri var..Her şeye rağmen nefes almak çok güzel..İnsanlar yaşadıkları olaylarla, bunu iyi anlayabiliyorlar..Her şeye rağmen hata yapmak veya hatalarını telafi etmekte güzel şeyler..

Düşüncelerinizden ve hissettiklerinizden asla korkmayın..Çünkü onlar size ait..Size ait olan her hatanızı, yaşadığınız olumsuzlukları kabullenin...

Hayatınızda yeri olmayan , geleceğe dair ,sizin hayatınızda yer almayacak insanları sallamayın..Boşuna zaman kaybetmeyin..Elbette daha kaliteli bir adam veya kadın çıkacaktır karşınıza...

Bu arada aşk meşk palavra söyleyeyim..Herkes pazarlığa dökmüş bu duyguyu artık..Sizde benim gibi size değer veren insanlara şans verin veya onların hayatınıza girmesini bekleyin..Türkiye'de sallıyorum 30 milyon kadın veya erkek olduğunu düşünürsek, elbette ki sizi üzen o adam o kadın haricinde, 29 999 999 birisi karşınıza çıkıp sizin gönlünüzü fethedecektir.

Kendisini dünyanın merkezine koyan, etrafında dönmenizi isteyen, egoist adamlardan ve ya onuru olmayan kadınlardan uzak tutun kendinizi..Yapamıyorum demeyin.."kendinize saygınızı yitirmeden" bir an önce çıkış yollarını arayın...

Arkadaşlar bunlar öğüt değil, sadece tavsiyelerim.. Bırakın aşk meşk hakikaten bahane..Size değer veren, size saygı duyan, sizin için çabalayan, yaptığınız davranışlarda art niyet aramayan, kendini geliştiren ve özgüveni yüksek bir insanı hayatınıza sokun..Yapamadıysanız bu zamana kadar, hayatınızda hala daha bu bahsettiklerimizin aksine olan kişiler varsa bu kişileri defedip hayatınızdan, hemen çalışmalara başlayın..

Size hakaret eden, saygı duymayan, sizi küçümseyen kişilerden uzak durun..Gerçekten göreceksiniz..Olumlu olan her şey peşi sıra nasıl da geliyor arkasından..

Korkmayın, cesur olun...

Öyle resimleri yırtmakla, videoları silmekle olmuyor bu işler...Bu konuda kendinize sert davranmalısınız..Kişisel sınırlarınızı daha fazla çiğnetmemeli, size saygısızca davranan insanlara hadlerini bildirmelisiniz...

Bu tarz insanların düşünceleri hep böyledir.Kendileri hatasızdır, mükemmeldir, ilişkiyi tek yıkan insan sizsinizdir, yaptığınız hataları dönüp dolaşıp güzel bir sohbetin ortasında bile yüzünüze vururlar.Özgüvensizdirler ve bu yüzden de kıskançtırlar..Modern görünüşlerinin altında, kocaman bir ilkellik yatabilir..Kendileri hiç hakaret etmezler (!) hep hakaretleri siz yaparsınız..Her lafınızı çarpıtırlar.


Üstüne üstülük aranızda böyle biri varsa bu cümleleri okur gülümser hiçbir zaman üstüne alınmazlar. Yazdıklarınızla cocukca bulurlar. Kendi karakterini halen çözememiş ve kişiliği yerlerde olan, daldan dala atlayıp size konan sizden başkasına konan insanlardan uzak durun. Halk arasında biz bunlara maymun diyoruz. Rabbim herkesi maymunlardan korusun. Dış görünümün

Altında şeytan yatma ihtimali de olasıdır. Önemli olan kalp güzelliği diyorum



Allah herkesin gönlüne göre versin



11-01-2008 16:49 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

sağlık zeytinyağından geçer..

11-01-2008 16:58 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
Uykusuzluk ve sevinç uçuklatır

İnsanın tam da iyi görünmek istediği önemli bir günde, dudağının kenarında için için bir kaşıntı başlar sonra ufak bir yara belirir! Bu yaranın içi su ile doludur. Ve böylece uçuklu günler başlar.



- Neyse ki birkaç gün sonra uçuk kurur ve kaybolur. Ama ya yeniden çıkarsa! Kuşkunuz olmasın, bir başladı mı artık her fırsatta yeniden çıkar.



Uçuk zayıf taraflarımızın aynası gibidir
Uçukların nedeni, ‘herpes simplex’ virüsüdür. Bu virüs yerleştiği vücuttan kolay kolay ayrılmaz. Faaliyete geçmek için direncimizin düşmesini bekler. Bu yönüyle zayıf taraflarımızın bir aynası gibidir. Uykusuzluk, heyecan, sevinç, kırıklık, soğuk algınlığı, sıcak, rüzgar, adet öncesindeki hormonal dalgalanmalar ve özellikle güneş gibi pek çok neden, uçukların geri gelmesine yol açabilir.
Aynı yerde çıkar
Uçuk çıkaran bir bünyeniz varsa ve günün birinde gözleriniz ağrımaya, ışıktan rahatsız olmaya başlarsa hemen doktora gidin. Çünkü uçuklar göze bulaşırsa görme yeteneğine zarar verebilir. Uçuklar diş etlerinde ve damaklarda da çıkabilir. Farklı bir uçuk virüsü ise cinsel organlarda uçuk çıkmasına yol açar. Bu oldukça tatsız ve dikkatle tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Dudaklarınız bozulmasın!
Uçuklar pek yer değiştirmezler. Genellikle aynı yerde çıkmaya devam ederler. Uçuklarınız dudaklarda çıkıyorsa, zamanla dudak kontürünün bozulmasına yol açabilir. Sık sık tekrarlıyorsa, dudakların rengi solabilir ve üzerinde yer yer beyaz lekeler belirebilir. Aklınızda olsun bu tür kontür sorunlarını kalıcı makyajla düzeltebilirsiniz. Yanakta veya yüzün başka bir yerinde çıkıyor ise, güneşten korunmak önem taşır. Çünkü leke kalabilir.

Bulaşıcı özelliği var
Uçuklar son derece bulaşıcıdır. Her iki tip uçuk virüsü de temasla bulaşır. Bir kez bulaştıktan sonra da direnç her düştüğünde tekrar edebilir. Böyle dönemlerde kimseyle öpüşmemek gerekir. Özellikle çocukların güzel yüzüne karşı daha da hassas davranmalıyız.

Yararlı tedaviler
Ne yazık ki, yüzümüze ve dudaklarımıza yerleşen Herpes simplex virüsünün, yani uçuk sorununun, henüz kesin bir tedavisi bulunamamıştır. Aşı araştırmaları yapılmakta, lazer ve ozon terapileri denenmektedir. Bugüne kadar en iyi sonuç veren tedavilerin başlıcalarını şöyle sıralayabilirim;

Lysin: Uçuğun en etkin tedavisi ‘Lysine’ adı verilen bir amino asittir. Lysine’i hem hap, hem de krem şeklinde bulabilirsiniz. Önerilen doz, uçuk iyileşinceye kadar günde 3 defa 1000 mg. alınmasıdır. Daha sonra da koruyucu olarak günde 500 mg. Lysine almaya devam edilir. Bu hapları aç karnına su ile almanız gerekir. Bu ilacı asla süt ile birlikte kullanmayın. Lysine uzun süreli kullanımda uçukların yeniden çıkmasını önler. Ama tabii önce doktorunuza danışın ve kullandığınız diğer ilaçlar hakkında bilgi verin.
Antiviral kremler: Uçuğun çıkmasını önlemez ama daha çabuk iyileşmesini sağlar ve yayılmasını engeller.
Melisa kremi: Bu kremi uçuğun ilk belirtilerini fark edince hemen sürün ve günde 2-4 kez uygulamaya devam edin. Oldukça etkilidir.
Melisa çayı: Yoğun bir melisa çayı hazırlamak için; 2-3 tatlı kaşığı melisayı kaynamış suda 15 dakika bekletin, sonra soğumaya bırakın. Bir kulak temizleme pamuğu ile günde birkaç kez uçuğun üzerine sürün.
A-C vitaminleri ve flovonoidler: Bu destek vücut direncinizi ve bağışıklık sistemini güçlendirerek size yardımcı olur. Uçuk çıktığında günde 1000 mg C vitamini / 500 mg flavonoid almanızı tavsiye ederim. Ek olarak, şekersiz C vitaminini suda eritip bir pamukla dışarıdan uygulayabilirsiniz. A vitaminli kremler tahriş edici olduğu için uçuk varken sürmeyin.
Ozon tedavisi: Genel vücut direncini artırdığı için birçok uçuklu hastayı iyileştirebiliyor.
Buz uygulaması: Günde birkaç kere, uçuğunuzun üzerine buz koyun ve birkaç dakika tutun. Bu uygulama uçuğun acısını azaltır ve daha çabuk kurumasını sağlar.

Bu önlemleri alın...
*Uçuklara dokunmayın.
*Uçuğunuz varken hiç kimseyi öpmeyin. Havlu, bardak, yastık kılıfı gibi özel eşyalarınızı başkalarınınkinden ayırın.
*Dudaklarınıza en az 15 faktörlü güneşten koruyucu bir ruj sürün.
*Yoga-meditasyon gibi stresle baş etmenizi kolaylaştıran yöntemleri deneyin.
*Önlem olarak, çerez, çikolata, tam tahıllar ve jelatinden uzak durun. Bu gıdalarda arginine adı verilen bir amino asit bulunur. Arginine Lysine’in etkisizleştirir ve kanıtlanmamış olsa da, birçok doktor bu maddenin uçukları tetiklediğini düşünüyor.

15-03-2008 23:51 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
BESLENME ALIŞKANLIKLARI HAYATI NASIL ETKİLİYOR????? ?????






















BU SADECE BİR ÖRNEK;



Yaşlanmayı önleme uzmanı Dr.Marios Kyriazis, Victoria Beckham’ın beslenme alışkanlıklarını ve yaşam stilini zaman kaybetmeden değiştirmesini önerdi. Kyriazis’e göre Victoria bu tempoyla yaşamayı sürdürürse ancak 54 yaşına kadar yaşayabilecek.

Yeni yılla birlikte ünlülerin geleceğine dair genelde falcılardan kehanetler alınır. OK dergisi bu yıl, bu rutin araştırma konusuna farklı bir açıdan yaklaşıp sorularını Amerikalı yaşlanmayı önleme uzmanı Dr. Marios Kyriazis’e yöneltti. Kyriazis de bir bilim insanı olarak elindeki verilerden yola çıkarak ünlülerin yaşam sürelerine dair yorumlar yaptı. Kyriazis’in en ilginç açıklaması Victoria Beckham’a dairdi. Dr. Kyriazis’e göre 32 yaşındaki Victoria Beckham yanlış bir beslenme programı uyguluyor ve çok stresli bir yaşam sürdürüyor. Victoria’nın stresli bir yaşam sürdürdüğünü, sıfır beden tutkusunun tutsağı olduğunu ve öğünlerini abur cuburla geçiştirdiğini belirten Dr. Kyriazis, yıldızın bu tempoda yaşamayı sürdürürse ancak 54 yaşına kadar yaşayabileceğini iddia etti. Victoria, Dr. Kyriazis’in bu sürpriz iddiası karşısında henüz bir açıklama yapmadı.



Uzun yıllar sağlıklı yaşam için altın öneriler

Uzmanlar diyet, cilt bakımı, kalp sağlığı ve spora dikkat edenler için uzun bir yaşamın mümkün olabileceğini vurguluyor.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için metabolizmaya çok dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen uzmanlar, sağlıklı bir uzun ömür için altın önerilerini şöyle sıralıyorlar:

*
* Her gün düzenli olarak sırtınızı ve omzunuzu çalıştıran egzersizler yapmalısınız. Bu şekilde hem kaslarınız ve eklem yerleriniz çalışmış olur, hem de sırtınız dikleşir.
*
* Korse tarzı vücudunuzu sıkı tutan giysilerden uzak durun. Bu tür giyecekler soluk alıp vermenizi zorlaştırarak akciğerlerinize basınç uygular ve tansiyonunuzun çıkmasına neden olur.
*
* Uzun süre üzerinizde ceketle oturmayın. Ceket hareket etmenizi zorlaştıracağı gibi vücudunuzun duruşunu da bozar.
*
* Kullandığınız sırt çantasının ağır olmamasına özen gösterin. Omuzlarınızda fazla yük olması sırt, bel ve diz ağrılarına yol açar.
*
* Her zaman dik oturmaya ve düzenli olarak nefes alıp vermeye dikkat edin. Bu şekilde karın bölgenizdeki kaslar çalışacak ve sıkılaşacaktır.
*
* Oturduğunuz yerde basit eklem ve kas hareketleri yapmaya çalışın.
*
* Banyo yaptığınız suyun çok sıcak olmamasına dikkat edin. Uzun süre sıcak suyla banyo yapmak, cildiniz, kaslarınız ve de kalbiniz için zararlıdır.
*
* Yattığınız yerin yanında cep telefonu, çalar saat, televizyon gibi manyetik dalgalar yayan aletlerin olmamasına dikkat edin. Bunlar vücudun bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzeninizi bozar.
*
* Tansiyonunuzu kontrol altında tutmak ve kemiklerinizin daha güçlü olmasını sağlamak adına her gün bir bardak elma suyu için.
*
* Sebze ve meyve alırken en koyu olanları alın. Koyu renkli sebze ve meyveler açık renktekilere oranla daha fazla antioksidan madde içerirler.
*
* Bir bardak yabanmersini suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tümünü karşılamaya yeter.
* Aynı zamanda idrar yollarınızı temizleyerek enfeksiyonları uzak tutar.Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın iki katını karşılayacaktır. C vitamini kan damarlarını korur, erken doğum riskini azaltır, ceninin omur bozukluğu geçirmesi riskini azaltır. C vitamini ihtiyacınızı acı biberden de karşılayabilirsiniz. Taze yeşil acı biber bir portakaldan daha fazla C vitamini içerir. Domates suyu antioksidan özelliğiyle mide kanseri riskini azaltır.
*
* Günde yarım adet soğan yemek, hiç soğan yemeyenlere oranla mide kanseri riskini yüzde 50 oranında düşürür."

Kış ayında beslenme nasıl olmalı

Kış aylarında soğuğun artışı ile yeme ihtiyacı artar. Ayrıca insanlar kışın daha çok zamanını evlerinde ya da kapalı işyerlerinde geçirdikleri için fiziksel aktiviteleri azalmaktadır. Soğuk havanın etkisi ile metabolizma bir miktarda hızlanmakta buna bağlı olarak vücut, ısı dengesini koruyabilmek için yeme ihtiyacını arttırmaktadır.

Bu durum bizim lehimizde işleyebilir, aleyhimize de. Eğer kış aylarında bu artan metabolizma hızını dengeli bir diyet programı ile geçirebilirsek kilo almamız engellenir, hatta kilo verebiliriz. Aksi takdirde artan metabolizma hızı ve iştah kontrol altına alınmazsa ve kişi kendini sürekli yemek ile motive etmeye çalışırsa, aktivitemizin azalması ile birlikte kış aylarında kilo artışı ile karşılaşırız.

Diğer bir taraftan dikkat edilmesi gereken noktalar, kapalı kalın giyeceklerin kilolarınızı örtüyor olması ve aktivitelerimizin azalmış olması. Bu noktalara dikkat etmediğimizde kışı hızlı bir şekilde kilo alabiliriz.

Kilo almamak ve açlık hissini bastırıp kan şekerimizi dengede tutmak için

* Açlık duygumuzu bastırabilmek için 5-6 öğünden oluşan az az sık sık beslenme sistemini uygulayın
*
* Kan şekerini dengede tutup açlık oluşmaması için proteinli yiyeceklerle karbonhidratlı yiyecekleri karışık tüketiniz, yoğurt+ meyve, peynir+ ekmek, sebze+yoğurt, et+ çorba gibi
*
* Mide bağırsak sistemini rahatlatıp yumuşatabilmek için sıvıları sıcak içiniz. Suda dahil, unutmayın ki sıcak su zayıflatmaz ama kışın mide barsak sistemini yumuşatıp sindirimi kolaylaştırmak (kabızlığı önler) dışarıya çıkmanıza yardımcı olur.
*
* Kış olsa da susamasanız da 2- 2.5 litre su içiniz.
*
* Gece evde oturmaları uzun olduğundan atıştırma alışkanlığınıza da dikkat edin, eğer varsa bunu ortadan kaldırmak için gayret göstermelisiniz
*
* SAĞLIKLI UZUN BİR YAŞAM DİLEKLERİMLE,
* SEVGİLER

16-03-2008 00:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--ÖFKEM, HÜZNÜ...
Mesajlar: 8328

80823
İlaçlara dirençli mikroplar artıyor"

Bilim adamları, ilaçlara dirençli mikropların sayısının giderek arttığı uyarısında bulundular.

Amerikan Mikrobiyoloji Derneği'nin düzenlediği toplantıda bir araya gelen bilim adamları, antibiyotiklere dirençli bakterilerin sayısının arttığını endişeyle dile getirdiler.

ABD'deki Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi'nin bir raporunda da 300 hastanede 8500 "acinotobacter" türü üzerinde yapılan testlerde, 4 antibiyotik çeşidiyle artık tedavi edilemez olan bakterilerin oranının 1995'te yüzde 4,5'ten, 2004'te yüzde 16,7'ye çıktığının tespit edildiği belirtildi.

Mikropların ilaçlara dirençli hale gelmesine, antibiyotiklerin aşırı kullanımının ve ilaçların nasıl kullanılması gerektiği konusundaki cehaletin yol açtığı belirtildi. Cleveland'daki VA Tıp Merkezi'nden Louis Rice, "Gerekenden fazla doz direnci artırır" dedi.

California Üniversitesi' nden araştırmacıların bir raporunda da zatürre hastalığına karşı bir hafta ya da bir haftadan daha az süre antibiyotik tedavisi gören hastaların iyileşme oranının, 10-14 gün ilaç tedavisi görenlerle aynı olduğu belirtildi. Rice, daha az süreli tedavilerin etkinliği konusunda araştırmalar yapılması gerektiğini belirtti.

Rice, bu yıl hastanede alınan mikroplardan 90 bin kişinin hayatını kaybedeceği tahmininde bulunurken, bunların yüzde 70'inin antibiyotiklere dirençli bakteriler yüzünden olacağını kaydetti.

16-03-2008 00:28 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 12, 13, 14, 15  Sonraki

Yardim Profilinize puan verilip oylamaya katılmak istemiyorsanız; "Bilgilerim" bölümünden Profilimin puanlanmasını istemiyorum. özelliğini seçmeniz yeterlidir.


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim