Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 152
Ana Sayfa >> Nostalji >> Paylaşım >> *** AŞK'ı TARTIŞALIM MI? ***
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, ... 14, 15, 16  Sonraki
Yazar *** AŞK'ı TARTIŞALIM MI? ***
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

:::Gökay::: demiş ki; aşk diye bi şey yok yada anlatılanlar gibi abartılı bişey diil.aşık olupta ayrılıyosa insanlar aşk diye bişey yoktur...benim görüşüm.


teşekkür ederim

14-02-2007 21:59
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

Bakın şimdi bir de bu yazıyı okuyun bu da Aşkın Hukuki Niteliği

Bu konuda karamozova büyük iş düşüyor

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnternet Sayfasında çok hoşuma giden bir yazı buldum... Ve bu yazıyı da sizlerle paylaşmak istedim.. Beğenilerinize.....

-HUKUKİ NİTELİĞİ

Aşkın hukuki niteliğinin ne olduğu hususunda doktrinde görüş birliği bulunmamaktadır. Kimi yazarlar bunu bir sözleşme olarak görürken, kimileri bunun edim yükümlülüğünden bağımsız bir borç ilişkisi, kimileri ise sözleşme benzeri olduğunu iddia etmektedirler.

Hemen belirtelim ki, aşkın bir sözleşme olmadığını belirlemek için uzunca bir açıklamaya gerek bulunmamaktadır. Zira sözleşme; tarafların, hukuk düzeninin kendisine hukuki bir sonuç bağladığı bir hususun gerçekleştirilmesine yönelik olarak, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları" şeklinde tanımlanan hukuki işlemi ifade etmektedir. Oysa aşk ilişkisinde, tarafların iradelerini bu şekilde beyan etmeleri zorunlu olmamakta, hatta birinin iradesi diğeriyle çelişmekte ve böylece karşılıksız aşk dediğimiz durum ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bir sözleşme ile haklar edinebilme ve borç altına girebilme ancak tam fiil ehliyeti ile mümkünken, kısıtlıların ve ayırt etme gücüne sahip küçüklerin de aşk ilişkisinin tarafı olabilecekleri aşikardır.

İkinci olarak, aşkın edim yükümlülüğünden bağımsız bir borç ilişkisi olduğu savının da tam olarak doğru olduğunu söylemeye imkan bulunmamaktadır. Çünkü bu ilişkide taraflar, en azından sadakat, sevgi, ilgi gibi edimleri borçlanırlar. Bu edimler yapma şeklinde olabileceği gibi, yapmama şeklinde de olabilir. Örneğin sadakat yükümlülüğü "aldatmama" şeklinde düşünülürse, bunun olumsuz bir edim yükümlülüğü olduğu görülür. Bu edim yükümleri dışında, her borç ilişkisinin dinamik yapısında yer alan yan edim yükümleri, yan yükümler de bu ilişki içerisinde bulunmamaktadır. Bir tarafa (özellikle bayana) üçüncü kişilerden gelebilecek teklifleri veya vuku bulabilecek uygunsuz hareketleri karşı tarafa makul bir sürede ihbar etme külfeti, aydınlatma yükümünün somutlaştırılabileceği bir durumdur. Bu bildirim, hukuki niteliği itibariyle bir yükümlülük değil bir külfet olduğundan, yerine getirilmemesi durumunda karşı taraftan bir talepte bulunulamaz; yalnızca bazı haklardan mahrum kalınır. Ancak erkek akidin aşırı tutucu olması durumunda, karşı tarafın bu külfeti kendi sağlığı için yerine getirmesinin yerinde olacağı kanısındayız.

Biz aşkın bir sözleşme benzeri olduğu fikrine katılıyoruz. Zira İsviçre-Türk doktrininde de hakim olan görüş budur. Yargıtay son yıllarda verdiği kararlarında isabetli olarak aşkın her zaman karşılıklı olmayabileceğini, dolayısıyla sözleşme olmadığını belirtmektedir. Federal Mahkeme ise sebebi henüz anlaşılamayan nedenlerle aşkın bir sözleşme olduğu fikrini ısrarla ve büyük bir kıskançlıkla sürdürmektedir. Mahkemeye göre aşk; gerçek anlamda aşk-gerçek olmayan aşk olmak üzere ikiye ayrılır. Gerçek anlamda aşktan ise sözleşme olarak nitelendirile-bilen aşk anlaşılır. Buna göre "aşk; öyle bir akittir ki; onunla erkek kadının ondan talep edeceği her türlü akıl ve mantık dışı edimleri sırf duygusal olduğu gerekçesiyle kayıtsız şartsız yerine getirme ve başka kadınlara bakmama; kadın ise karşılığında, kendisinin keyfinin gelmesi durumunda onunla sonu nereye çıkacağı belli olmayan bir ilişki yaşamayı borçlanır." Bu tanım hem eksik, hem de yanlıştır. Bir kere sonradan cinsiyet değiştirenlerin buraya girip girmeyeceği belli değildir. (Bu tanım üzerine yapılacak tartışmalar bu eserin sınırlarını aştığından burada sadece Federal Mahkeme' nin görüşünün isabetli olmadığını belirmekle yetiniyoruz.) Son yıllarda mahkeme, kararlarını bıçak sırtı çoğunluklarla almaktadır. Bu da göstermektedir ki, yeni nesil yargıçlar yetiştikçe, mahkemenin içtihadı doğru görüş lehinde değişecektir.

Bizim de katıldığımız hakim görüş, aşkın bir sözleşme benzeri (= quasi contractus) olduğunu belirtmektedir. Zira sözleşme benzerleri,sözleşmeye ait bazı unsurları taşımakla birlikte tam olarak bir sözleşme mahiyeti arz etmemektedirler. Roma hukukundaki "veriyorum vermen için" olarak kısaca özetlenen ilişki, sözleşme benzerlerinin en klasik örneklerindendir. İşte aşk ilişkisinde de, bazı hususlar ( örneğin iki kişinin varlığı ) sözleşmeye ait unsurlara benzemekle birlikte, bunlar onun sözleşme olarak nitelendirilmesine yetmemektedir.



II-KURULMASI(İNIKADI), HÜKÜM VE SONUÇ DOĞURMASI

Sözleşmelerin kurulması için gerekli olan karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı burada gerekli olmasa bile, sözleşmelerin kuruluşuyla ilgili bazı hususlara bu ilişki açısından da değinmek mümkündür.

Sözleşmelerin meydana geldiği anı belirlemek için kullanılan gönderme, öğrenme ve varma teorileri burada da kullanılabilir. Biz, öğrenme teorisini tercih ediyoruz. Klasik sözleşme ilişkisinden farklı olarak, aşkta, bir tarafın icapta bulunup da bunun karşı tarafça öğrenilmesi, bunun makul, orta zekalı bir aile ferdine tebliği ya da adreste bulunamaması durumunda muhtelif aralıklarla büyük bir gazetede ilanı gibi şekli zorunluluklar geçerli değildir. İcabın hazırlar arasında, doğrudan doğruya iletilmesi mümkün olduğu gibi , tarafın karşı tarafa beslediği duyguları, ağzı pek sıkı olmayan bir arkadaşa çıtlatması da aşkın yalnızca icapçı açısından hüküm ve sonuçlarını doğurması açısından yeterlidir, bu andan itibaren aşk,sadece icapçı açısından hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlar.(Örneğin, zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Bu durumda, bu andan itibaren, icapçı haksız rekabet kuralları gereğince, karşı taraftan olumsuz bir cevap almadığı veya ona bir ihtarla vereceği makul düşünme süresi dolmadığı sürece başka bir tarafa aşk teklifinde bulunamaz. Aksi taktirde karşı tarafın her türlü zararını tazminle yükümlüdür. Buna gözyaşını silmek için alınan selpak mendil de dahildir.) Ancak bu arkadaşın sözüne inanılan, toplumda dürüstlüğüyle tanınan biri olması gerekir. Aksi taktirde, üçüncü kişilerin iyi niyet iddiaları dinlenmez, Şu kadar ki, iyi niyetli üçüncü kişi, karşı tarafla aralarında tapuya şerh verilmiş bir ön aşk sözleşmesi olduğunu veya o kişiyle kesintisiz ve davasız olarak iki yıl birlikte olduğunu hukuka uygun herhangi bir delille ispat edebilirse, henüz karşı tarafı bağlamayan aşk ilişkisi, icapçı açısından da , başkaca bir işleme gerek kalmaksızın hükümsüz hale gelir.

Eğer icapçı, icabına altmış gün içinde bir yanıt alamaz veya "Düşüneyim", "Belki" ve "Belli olmaz" gibi belirsiz yanıt alırsa, sırasıyla altmış günün bitimi ve bu belirsiz cevabı tebellüğünden itibaren, bunu ret sayarak altmış gün daha bekledikten sonra, son günün gece yarısından itibaren başka kişiye bir teklifte bulunabilir. (saat 00.01'in ilk saniyesinden itibaren) Burada MK 2'deki objektif iyiniyet kuralı uygulanmaz.


III-UYGULANACAK HÜKÜMLER

Aşk ilişkisine, iki tarafın da T.C. vatandaşı olması şartıyla, Borçlar Kanunu'nun sözleşmeye ilişkin hükümleri ile Medeni Kanunu'nun nişanlılığa ilişkin hükümleri, aşkın özüne uygun oldukları ölçüde kıyasen uygulanır. Hakim bunları uygularken aşkın insanın gözünü kör ettiğini gözden kaçırmamalı, somut olay adaletini sağlamaya özen göstermelidir. Eğer taraflardan biri T.C. vatandaşı değilse, bu husus Devletler Hususi Hukuku'nun konusuna girdiğinden burada incelenmeyecektir.

IV-SONA ERMESİ

Aşkı sona erdiren nedenler bir çok açıdan farklı tasniflere tabi tutulabilir. Ancak bunlardan en önemlisi, "Erkek Tarafından Kullanılan Sona Erme Nedenleri-Kadın Tarafından Kullanılan Sona Erme Nedenleri"dir.

1)Erkek Yönünden:

a-Hafiflik göstergesi hal ve hareketlerin mevcudiyetinin farkına varılması

b-Bir feshi ihbar süresi içinde buluşma teklifi vb. isteklerin haklı bir neden olmaksızın üç defa reddi

c-Herhangi bir haklı sebep: Bir sebebin haklı olup olmadığının tespitinde taktir yetkisi hakime aittir. Eğer bir vakıa, bir ve/veya her iki tarafça bilinse idi,bu ilişki meydana gelmeyecek idiyse, hakim derhal bu ilişkiyi sone erdirmelidir.


2)Kadın yönünden:

Yukarıda açıklanan nedenler, birincisi hariç, kadın için de aynen geçerlidir.Ancak bunların dışında yalnızca kadınlara özgü bir sona erme nedeni bulunmaktadır ki, bu "aradaki elektriğin bitmesi veya kesilmesi"dir. Bu neden konunun boyutlarını genişletmekte, idarenin de davaya asli müdahil olarak iştirakine neden olabilmektedir. Zira elektriğin kesilmesi, hem hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi teşkil eder hem de kamu hizmetinin sürekliliği ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla erkek, sorumlunun idare olduğunu iddia edebilir. Bu davada mahkeme, bir elektrik teknisyeninin bilirkişiliğine başvurmalıdır.

Eğer elektrik kesilmiş veya kadına heyecan vermeyecek kadar azalmışsa ilişkinin sona ermesi yönünde hüküm tesis etmelidir. Burada heyecan için gerekli voltaj, normal, orta zekalı bir kadın için, objektif ölçütlere göre belirlenmelidir. Bunun için o yöre ve meslek dalındaki kadınların heyecanlanması için gerekli ortalama voltaj, DİE'nün her yıl hazırladığı istatistiki verilere göre belirlenir.


Alıntı:
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=2701

14-02-2007 22:03
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

yine aynı yerde yazılan bir başka yorum

Sayın Aşıklar ve Aşkı Boşu Boşuna Anlamaya Çalışanlar.

Aşkın özel hukuk kuralları ile açıklanması mümkün değildir:

Aşk bütünüyle Ceza Hukukunun alanı içindedir. Kadın tarafın çektirdikleri ceza değil de nedir? Ve de isabetlidir: Kötüniyetli erkek bu cezaya müstehaktır. İyiniyetli erkeğin bu cezaya katlanması gerekmez; zaten gözaltına bile almazsınız..

Özel hukukta belgeler geçerlidir. Aşkta ise verilen sözler, unutulan sözler ve anımsatılan sözler geçerlidir. Ceza hukukundaki gibi aşkta da tanık gösterilir. Genellikle tanık dinlenmez ama gösterilir.

Kıskanç tarafın soruları, hazırlık aşamasındaki kolluk güçlerinin sorgulamasından daha bezdiricidir. Böyle bir sorgulama özel hukukta yapılmaz; yapılamaz.

Aşkta taraflar arasındaki yargılama sonucunda verilen hüküm cezadır: müebbeten memnuniyetten mahrumiyet veya geçici mahrumiyetler söz konusudur. Hatta mahrumiyetler ''sağa bakma'' ''sola da bakma'' ''onunla çay içmeye gidemezsin'' biçimine bürünebilir.

Özel hukukta karşı taraftan bir hak alınmaya çalışılır. Cezada ise almak değil, eza vermek söz konusudur. Aşk karşılık beklenmeden yaşanır; ancak karşı tarafa ne kadar acı verilirse o kadar manevi doyum sağlanır. Bu da aşkı ceza hukukunun konusu yapar.

Uzatmaya gerek yok: aşk ezadır, cezadır.

Gelecek yazımda aşkın nasıl olup da Sosyal Sigortalar Mevzuatına tabi olduğunu anlatacağım ....

Saygılarımla

Bir Dost

14-02-2007 22:04
Yabancı..

Hayat sadece aşktan ibaret değildir tabiki...
İnsan gerçektende yalnız kaldığını düşündüğü anda başlar birilerine aşık olmaya veya sevmeye.Bazen mahalledeki birine aşık olursunuz, bazen hiç tanımadığınız bir insana...Sonuçta insanlar bir kerede olsa gerçek aşkı tadar.Mutlu olur veya mutsuz olur.. hani "mutlu aşk yoktur zaten" derler..bence doğru da söylerler..Mutlu olayım diye aşkı seçersen hayal kırıklığına uğrarsın..
Aşk beklemektir... Gelmeyeceğini bildiğin halde beklemektir.. Çünkü bir yerden sonra beklemek bile sana mutluluk vermeye başlar.Aşkın gözü kördürde... hayat herzaman vermez bazende alır. Ne kadar çok sevsenizde ne kadar üzerine titresenizde hayat istemedikten sonra hiçbirşeyin anlamı olmaz...O almak istediği zaman alır zaten...

velhasıl-ı kelam aşkı yaşayanda yaşmayanda pişmandır.

14-02-2007 22:07
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

tH£ £nVøY demiş ki; Hayat sadece aşktan ibaret değildir tabiki...
İnsan gerçektende yalnız kaldığını düşündüğü anda başlar birilerine aşık olmaya veya sevmeye.Bazen mahalledeki birine aşık olursunuz, bazen hiç tanımadığınız bir insana...Sonuçta insanlar bir kerede olsa gerçek aşkı tadar.Mutlu olur veya mutsuz olur.. hani "mutlu aşk yoktur zaten" derler..bence doğru da söylerler..Mutlu olayım diye aşkı seçersen hayal kırıklığına uğrarsın..
Aşk beklemektir... Gelmeyeceğini bildiğin halde beklemektir.. Çünkü bir yerden sonra beklemek bile sana mutluluk vermeye başlar.Aşkın gözü kördürde... hayat herzaman vermez bazende alır. Ne kadar çok sevsenizde ne kadar üzerine titresenizde hayat istemedikten sonra hiçbirşeyin anlamı olmaz...O almak istediği zaman alır zaten...

velhasıl-ı kelam aşkı yaşayanda yaşmayanda pişmandır.


peki öyleyse aşk beyin ve kalbin başta ortak olmayan ama daha sonra gözyaşının aracılığı ile ortak bir noktada buluşup mutlu olması ya da olmaya çalışması denebilir mi

14-02-2007 22:13
Yabancı..

DertOrtağı/Bekliyorum demiş ki;

peki öyleyse aşk beyin ve kalbin başta ortak olmayan ama daha sonra gözyaşının aracılığı ile ortak bir noktada buluşup mutlu olması ya da olmaya çalışması denebilir mi


denilebilir..
ama tabiki bana göre bu şu an.. farklı görüşlerde görmek isterim..

(yalnız neden ilişkiler bölümünde değil bu forum.. tamam sonuçta paylaşıyozda )

14-02-2007 22:24
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

tH£ £nVøY demiş ki;

denilebilir..
ama tabiki bana göre bu şu an.. farklı görüşlerde görmek isterim..

(yalnız neden ilişkiler bölümünde değil bu forum.. tamam sonuçta paylaşıyozda )


aslında ilişkiler de açılabilir di ama epey uzun bir yazı insanlar okurken sıkılabilir diye altına birde müzik ekleyim istedim böylelikle müziğin hatırına okuyabilirler e müziğide ilişkilerde ekleyemiyorsun daha da önemlisi Paylaşım bölümünü daha kullanılır hale getirmek için buraya ekledim tabi yönetim uygun görmezse ilişkilere alabilir

14-02-2007 22:27
eReNN
Mesajlar: 113

:::Gökay::: demiş ki; aşk diye bi şey yok yada anlatılanlar gibi abartılı bişey diil.aşık olupta ayrılıyosa insanlar aşk diye bişey yoktur...benim görüşüm.



tamammen sana katılıorum aşk die birsey yok sadece insanların yeni tanıdıgı birine sahip olma arzusu gibi bişi bnce

14-02-2007 22:30
Dert Ortağı
Mesajlar: 14988

éRéNN demiş ki;


tamammen sana katılıorum aşk die birsey yok sadece insanların yeni tanıdıgı birine sahip olma arzusu gibi bişi bnce


peki her yeni tanıdğımıza sahip olma arzusu mu güderiz

14-02-2007 22:33
eReNN
Mesajlar: 113

DertOrtağı/Bekliyorum demiş ki;

peki her yeni tanıdğımıza sahip olma arzusu mu güderiz


sahip olma derken onu bnimseme işin içene girer kismende olsa ama bi zaman sonra biter bilmiorum eger bu aşksa sadece bi başlık bnce

14-02-2007 22:42
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim