Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 112
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> Ülkemizde yeni siyaset adamlarının yetişmemesi ve siyasi yaşamımızın belirli isimlere takılı kalınma
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... , 10, 11, 12  Sonraki
Yazar Ülkemizde yeni siyaset adamlarının yetişmemesi ve siyasi yaşamımızın belirli isimlere takılı kalınma
Yabancı..

bence sorun yaşta değil hangi yaşta olursan ol fikir üretebilmek fikrini özgürce söyleyebilmek tartışabilmektir.
<BR>
<BR>burada bile site sakinlerinin yaş ortalaması düşük olmasına rağmen fikirleri özgürce tartışamıyorsun hemen asılıp kesiliyorsun.10 yıl sonra burdaki üyeler artık genç olmayacak belki de içimizden millet vekili çıkacak kafa değişmedikten sonra yaşın bir önemi kalmayacak...
<BR>
<BR>sorun ülkede sağ ve solun olması değil sorun neyi niçin savunduğunu bilmemek ve karşı fikirlere nekadar zıt olursa olsun saygı duymamaktır...
<BR>
<BR>hep birileri sömürülüyor ve birileri bundan faydalanıyor ama kaybeden hep halk oluyor...
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>

25-05-2006 20:25
Yabancı..

aynur başlangıcı çok kötü ama sonunu iyi bağladın...

25-05-2006 20:33
Yabancı..

--¾ PuB&eXıT ¾-- demiş ki; aynur başlangıcı çok kötü ama sonunu iyi bağladın...

<BR>
<BR>başlangıç niye kötü sonu niye iyi...katılmadığın yeri söylersen daha açıklayıcı olur
<BR>

25-05-2006 20:54
Yabancı..

Aynura bende katılıyorum.Sorun yaşla bağlantılı değil tabii.

25-05-2006 20:56
Yabancı..

Siyaseti adam gibi yapsalar gam yemeyeceğim..yalan dolan,entrika..Bir birinin kuyusun kazma...Bide A partisinde tanıdığı oldğuu için işe giren ve B parisinden olduğu için işten atılan insanlar olması...Bi dönem aynı partiye oy vermeyen akrabaların yıllarca küs kalması..ve bunun gibi bi sürü tatsız olayların yaşanıldığı bi ülkede gençler siyasete nasıl olumlu bakacaklar merak ediyorum...Hele seçim arefesinde oy kazanmak için yapılan miting gösterileri...ve çoçuk kandırır gibi kalem, balon dağıtmaları.. verilen sözlerin tutulmaması...Çünkü herşey çıkar üzerine işliyor...ve işler torpille dönüyor..Bu da benim zoruma gidiyor..."Türkiyedeysen torpilin olacak yada tanıdığın politikacı..sırtın yere gelmez.." Onun için politikayı hiç sevemedim...

25-05-2006 20:59
Yabancı..

Öncelikle 80 yıllar ile ilgili bir yargıya varabilmek için 12 Eylül ve öncesini ele almamız gerekir.
<BR>
<BR>12 Eylül öncesi Türkiye'de büyük bir devrimci hareket söz konusu oldu, bunun bilincinde olan antidemokrat güçler bir önlem almak zorunluluğu hissettiler kendilerinde...
<BR>
<BR>Bu sebeplede kolluk güçleri ve sivil faşistler elle verip baskı, zulum, işkence, katliam İDAM gibi demokrasiyle hiç bir alakası olmayan faşist bir darbe gerçekleştirdiler, amac gelişmekte olan devrimci kesimin tüm aktifliğini yitirmek ve şiddet uygulayarak sindirmekti ve bu kısmende olsa amacına ulaştı, Türkiye'deki devrimci güçlere büyük bir çöküş yaşattı fakat daha sonraki dönemlerde yeniden yapılanmalar ve darbe sonrası çıkarılan dersler ile birlikte yeniden bir güç haline gelinebildi...
<BR>
<BR>Özelde ülkemizde ve genelde dünyada bir çok ülkede gizli bir sistem uygulanmakta peki nedir bu sistem? Kısacası halkı yoz gündemler ile uyutup diledikleri sömürüyü rahatlıkla yapabilme, uyutamadıklarınıda ya gözaltında katletme ya da düşüncelerini isteklerini talep etti diye idam sehpalarında sallandırma veya onlarca yıl hapis cezası verip terörist diye lanse etmek...
<BR>
<BR>Kişiler siyasetten ve hatta düşünmekten korkar hale gelmişlerdir ülkemizde bu baskı politikaları ve boş gündemler bizleri düşünemez ve tepki veremez birer toplum haline getirmiştir. En büyük sorunumuz objektif bir şekilde düşünememek ve başkalarının bize gerek görsel gerekse yazılı basın ile aşılamaya yorumlar dışında bir şey üretememek ve bunlarla hayatı idare etmeye çalışmak...
<BR>
<BR>Alanlara çıkıp en demokratik hakkımız olan istek ve taleplerimizi dile getirmemiz neden engelleniyor kim istemiyor ve kimin kuyruğu bundan dolayı sıkışıyor bunu bir görebilmek gerekli ve çokta zor olmasa gerek bunu görebilmek...
<BR>
<BR>Eğerki emperyalist ABD güçleri Irak'ta her gğn ortalama 50-60 sivil insanı öldürüyor, İMF ve Dünya Bankası ile ülkemizi açlığa mahkum ediyor, çıkarılan yasalarla emekçinin köylünün yani bizlerin hakları ellerinden alınıyor veya ABD askerleri ülkemizde kol geziyor (6. Filo - İncirlik gibi) ve biz bunlara tepki veriyoruz diye terörist olarak lanse ediliyorsak bu bir takım güçlerin kuyruğuna basmamızdan kaynaklanıyordur ve bizler buna Teröristlik diyenlere inat böyle olmaya devam edeceğiz, onlar pes diyene ve bizler özgür olana dek...

25-05-2006 22:27
Yabancı..

deniz_besiktas demiş ki;
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>ne yazıkki gencler tartışma platformlarında bulunamıyorlar pek fazla çoğumuzun munazara denilen şeyin ne olduğundan bile haberi yok...
<BR>tatışma adabını bilmeyen insanların şiddete başvurmaları kadar doğla bir sonuç yok..
<BR>hatta daha komiği şu o kadar kendilerini iifade etmekten acizler ki bazen aynı fikre sahip insanlar fikir çatışması yaşadıklarını sanıp kavga ediyorla...
<BR>ya bi taraf anlatamıyo ya diğer taraf anlayamıyo.. dinlemeye tahammülümüz yok anlatmaya mecalimiz

<BR>
<BR>
<BR>Bazı kişiler vardır bir takım güzel düşünceler ve söylemler içerisine girerler fakat bunu yaşamlarına geçiremezler...
<BR>
<BR>Sebebiyse çok basittir, başkalarının düşünceleri ve yorumları ile hareket etmek ve hiç birşey üretemeden amacını aşmış sonu düşünülmemiş laflar ederler oysaki biraz düşünebilseler ve görebilseler veya senin dediğin gibi tartışmayı öğrenebilseler herşey daha da bir yararlı seviyeye çıkacaktır...
<BR>
<BR>Umarım sende bu tutarsız halinden kurtulabilirsin...Ve düşüncelerini yaşamına geçirebilirsin yoksa söyleyipte uygulamadıktan sonra ne söylesen hiç bir anlam ifade etmeyecektir...

25-05-2006 22:37
Yabancı..

Atatürk, niçin "en büyük eseri" saydığı cumhuriyeti gençliğe emanet etti.
<BR> Niçin geleceğin siyasal iktidarlarının "kişisel çıkarları"
<BR>nedeniyle
<BR>düşmanla işbirliği yapabileceği olasılığını bile düşündü de, gençlikten bir
<BR>an bile kuşkulanmadı?
<BR>Atatürk'ün "Gençliğe Sesleniş"i ile ünlü Bursa konuşmasını
<BR>yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan görünüm çok anlamlıdır. Gençlik yaşla ölçülmez, tutumla ölçülür.Bernard Shaw, bir zamanlar, "Yirmisinde komünist olmayanın kalbi,kırkında hâlâ komünist olanın ise aklı yoktur" demişti.Genç insan yeniliklere açıktır. Köklü değişikliklerden
<BR>korkmaz. Daha iyi bir yarın için savaşmaktan çekinmez Enerji, değişikliklere uyum yeteneği ve kolaylığı demektir.
<BR>Yıllar geçtikçe enerjisi azalan kişi, uyum göstermek için yeni çabalar gerektirecek köklü değişikliklerden korkmaya başlar. Üstelik yeni durumlara uyum sağlamak için zamanının da giderek azaldığını hissetmektedir.
<BR>Yıllar boyu süren çabaların ürünlerini yitirme korkusu,yaşlıları
<BR>tutucu olma yönünde etkiler. Gençlerin ise yitirecek bir şeyleri yoktur. Çağdaş toplumda gençlik, genellikle yetki ve sorumlulukların
<BR>dışına atılmış bir kesim oluşturur. Bir çıkar bağı içinde, düzenle
<BR>bütünleşmemiştir.
<BR>Sırtında kendisinin dışında kimsenin sorumluluğu yoktur. Gençlik yıllarında benimsenen bazı siyasal görüşler zamanla
<BR>ılımlaşır.
<BR>
<BR>Bir ölçüde de gerçekleşme olanağına kavuşur. Yaşama geçtikçe değişmemesini
<BR>İstemek doğaldır. Ama o süreç, insanları aynı zamanda tutuculaştırır. Mutlak krallığa karşı anayasal krallığı savunanlar ilericiydi. Ama
<BR>anayasal krallık gerçekleşip de karşılarına cumhuriyetçiler çıkınca,
<BR>tutuculaştılar.Her toplumsal hareket giderek kurumsallaşmaya ve dolayısıyla
<BR>uysallaşmaya, tutuculaşmaya yüz tutar. Oysa gençlik sürekli yenilendiği için kurumsallaşamaz, kalıplaşamaz.Ve tüm bu niteliklerinden dolayı, gençlik "idealist"tir!
<BR>İnandığı ülkelerin peşinden koşmasına engel olacak çıkar
<BR>Bağları yoktur. Üstelik de gelişmiş ülke gençlerinde "ulusal" değerler öne çıkar.Kemalizm neyi öngörüyordu? Toplumu çağa taşımayı kolaylaştıracak en ileri kurumları getirmek ve eskidikçe onları da yenilemek!
<BR>Bu bir "sürekli devrim" anlayışıydı. Atatürk, en ileri
<BR>kurumların bile günün birinde "eskimiş düzen"e dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunun bilincindeydi.
<BR>Sürekli devrim, sürekli ileriden yana olmak demekti.
<BR>Bu nedenle de "sürekli devrimci"de iki temel nitelik
<BR>gerekiyordu:
<BR>
<BR>Çıkarlarının düzenle bütünleşmemiş olması ve yeniliklere uyum gücü.
<BR>Ve bu iki nitelik, sadece ve sadece gençlikte vardır. Bundan dolayı da
<BR>"Büyük Devrimci", en çok gençliğe güvenmiştir.
<BR>1920 başlarında İstanbul'un işgal edildiği gün, ikisi hoca olan üç milletvekili Vahidettin'le görüşmeye gitmişti. Padişah, düşman güçlerinin isteklerine boyun eğilmesi gerektiğini söylüyordu. Oysa karşısındakiler farklı görüşteydiler.
<BR>Rauf Bey şöyle diyordu:
<BR>- Millet, haysiyet ve istiklale aykırı bir kaydı kabul etmemeye kesin
<BR>kararlıdır. Milletin sizden istirhamı, haysiyet ve istiklale aykırı bir
<BR>anlaşmaya imza koymamanızdır. Aksi takdirde istikbali çok karanlık görüyoruz.
<BR>Vahdettin sesini yükseltti:
<BR> - Rauf Bey, milelt bir koyun sürüsüdür! Bu sürüye bir çoban
<BR>lazım!İşte o çoban benim!...
<BR>"Millet" koyun sürüsü olmadığını Kurtuluş Savaşı'nda
<BR>kanıtlamıştır.Ama şimdi, yeni Vahdettinler türemiştir... Tarihi, yalanlarla tersyüz etmek isteyen ve gençlerin çobanlığına soyunan yeni Vahdettinler...
<BR>Sürü olmadığını kanıtlama sırası şimdi "gençlik"tedir! Ve kanıtlayacaktır!
<BR>
<BR>Ahmet Taner KIŞLALI
<BR>
<BR>

25-05-2006 22:39
Yabancı..

Herkesin bir siyasi düşüncesi ve siyasette söz hakkı olması gerekir..

25-05-2006 23:29
Yabancı..

Ülkemizde yeni siyaset adamlarının yetişmemesi ve siyasi yaşamımızın belirli isimlere takılı kalınması da bu kısır döngüyü yaşadığımızın en basit göstergeleridir.
<BR>
<BR>Siyasi yapının, 3 Kasım seçimlerinden alması gereken en önemli ders; bizce Türkiye'nin bütün kurumlarında yaşaması gereken değişim sürecinde, 'Halkın yönetime katılma' isteği olarak göze çarpmaktadır.
<BR>
<BR>Yıllardır siyasiler tarafından halkın oyuyla halktan uzak yönetilen ülke, 3 Kasım uyanışıyla birlikte temiz siyaset kavramına daha hassas ve halka yakın olarak yönetilmelidir.
<BR>
<BR>'Temiz Siyaset' deyince aklımıza gelen ilk kavram 'yönetimde şeffaflık' olarak ortaya çıkmaktadır. Şeffaf olmayan sistemler, yolsuzluklara müsamaha gösterecek, idareciler her geçen gün daha karanlık pozisyonlar alacaklar ve yönetilenlerden kopacaklardır. Bütün bu olumsuzluklarla birlikte halk da siyasetten, yönetimden uzaklaşarak tepki verecek ve sistem hukuki denetimden uzak, şahıslara bağlı hale gelecektir.
<BR>
<BR>Zaten sürekli üzülerek söylediğimiz, ülkemizde yeni siyaset adamlarının yetişmemesi ve siyasi yaşamımızın belirli isimlere takılı kalınması da bu kısır döngüyü yaşadığımızın en basit göstergeleridir. Halktan uzak siyaset yapma anlayışı Türkiye'de de yaşanmış, neticesinde halk siyasetten kopmuştur. Daha kötüsü ülkeye farklı vizyonlar açacak, Türkiye'yi yeni çağlara taşıyacak gençler siyasete yabancılaşmıştır.
<BR>
<BR>Türkiye'nin geçmişten bugüne siyasette geçirdiği süreç, gençleri toplumsal meselelere karşı ilgisiz bırakmıştır. Türkiye'nin yakın geçmişinde olduğu gibi bizce yakın geleceğinde de önündeki en büyük sorunlardan birisi siyasete taze kan getirilememesi olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk'ün, yurdu gençlere emanet etmiş olmasına rağmen, gençlerin önünü kapatan siyaset yapma anlayışı bizleri düşünceye sevketmektedir.
<BR>
<BR>Türkiye'de gençlerin siyasete katılmasının önündeki diğer bir aksaklık da, 18 yaşını dolduran bir gencin oy kullanma hakkını elde ederken, milletvekili seçilebilme hakkını 12 yıl sonra elde edebilmesidir. Siyasetin sadece siyasi partilerde yapılacağı öğretilen Türk genci, en idealist dönemlerini siyasi partilerde geçirmekte, fikir üretmekten ziyade 'afiş asma' gibi işlerle görevlendirilmektedir. Dolayısıyla bu anlayışın bir eseri olarak gençlerin siyasete olan ilgisi azalmış, özellikle son seçimde de birçok genç, sandık başına gitmeyerek en doğal hakları olan seçme hakkını kullanmamıştır. Oysa 'siyaset ve gençlik' birbirinden uzak algılanmasına rağmen gerçekte ayrılmaz ve birbiriyle oldukça ilişkili iki kavramdır.
<BR>
<BR>Gençliğin siyasete katılımının önündeki diğer bir engel de, toplumsal meselelere duyulan ilgisizlikten ve örgütlenme kültüründeki eksiklikten doğan tecrübesizliktir. Çağdaş Batı kültüründe bu tecrübesizlikler siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına katılmak suretiyle giderilebilmektedir.
<BR>
<BR>'Siyasete ilgi duymayan aydınları bekleyen korkunç sonuç; cahiller tarafından yönetilmektir'
<BR>
<BR>Aristo'nun bu sözde ifade ettiğine benzer bir söylemle

26-05-2006 12:33
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim