Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa | Etiket | Forumlar | Sohbet
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 255
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> GERİCİ SENİN BABANDIR !
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 24, 25, 26
Yazar GERİCİ SENİN BABANDIR !
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1802

inanç da serbest bu ülkede.kimse kimseyi yaptıllarıyla yada yapmadıklarıyla suçlayamazzzzz.laiklik diyenler özgürlüğün adını bile bilmiyorrrrrrr

24-09-2007 21:23
yağmur
Mesajlar: 41

Dè Là TuNà demiş ki;

Size göre öyle olabilir ama bize göre böyle..Bu ülke de yıllar önce ezan bile yasaklanmıştır.Bu ülke de yıllardır sen başörtülüsün sen namazında abdestindesin diye hakaret edilmiştir.Farklı yerlere çekilmiştir dindarlık..Burada dindarlığı değil yine özgürlüğü savunuyorum.Aslında ne demek istediğimi herkes anlıyor..Anlamayan varsa vermeyince mabut neylesin sultan mahmut demek geçiyor içimden

24-09-2007 23:37
Yabancı..

OLMAZ YA... TABİİ... BİRİ İNSAN, BİRİ HAYVAN!



'Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu? ' (Zümer, 9)



Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan!

Öyleyse "cehâlet" denilen yüz karasından



Kurtulmaya azmetmeli baştan başa millet.

Kafi mi değil, yoksa bu son ders-i felâket?



Son ders-i felâket neye mâl oldu? Düşünsen:

Beynin eriyip yaş gibi damlardı gözünden!



'Son-ders-i felâket' ne demektir? Şu demektir:

Gelmezse eğer kendine millet, gidecektir!



Zirâ, yeni bir sadmeye artık dayanılmaz;

Zirâ, bu sefer uyku ölümdür: Uyanılmaz!





Coşkun, koca bir sel gibi, dâim beşeriyyet,

Müstakbele koşmakta verip seyrine şiddet.



Dağlar, uçurumlar, ona yol vermemek ister...

Lakin o, ne yüksek, ne de alçak demez örter!



Akvâm o büyük nehre katılmış birer ırmak...

Elbet katılır... Hangisi ister geri kalmak?



Bizler ki bu müthiş, bu muazzam cereyanla

Uğraşmaktayız... Bak, ne kadar çılgınız anla!



Uğraş bakalım, yoksa işin, hey gidi şaşkın!

Kurşun gibi sür'atli, denizler gibi taşkın



Bir çağlayanın menba-i dehhâşına doğru

Tırmanmaya benzer, yüzerek, başka değil bu!



Ey katre-i âvâre, bu cûşun, bu hurûşun

Âhengine uymazsan, emin ol, boğulursun!







Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,

Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!



Bir baksana: Gökler uyanık, yer uyanıktır;

Dünyâ uyanıkken uyumak maskaralıktır!



Eyvâh! Bu zilletlere sensin yine illet...

Ey derd-i cehâlet, sana düşmekte bu millet,



Bir hâle getirdin ki, ne din kaldı, ne nâmûs!

Ey sîne-i İslâm'a çöken kapkara kâbûs,



Ey hasm-i hakîkî, seni öldürmeli evvel:

Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el!







Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!

İslam'ı da "batsın!" diye tutmuş yediyorsun!



Allah'tan utan! Bâri bırak dîni elinden...

Gir leş gibi topraklara kendin, gireceksen!



Lâkin, ne demek bizleri Allah ile iskât?

Allah'tan utanmak da olur, ilim ile... Heyhât!



25-09-2007 18:35
Yabancı..

BİRİLERİ irtica elden gidiyor diye vayeyla ediyor galiba
bunu nasıl aşacağız ki acaba
bu ülkenin gelişmesini isteyen herkes gerici ilan ediliyor
ki ne zamn sağ karakterli bir hükümet gelirse bu bombardıman daha da şiddetli oluyor

25-09-2007 20:04
Aşkın Gerçekmi
Mesajlar: 1887

İLERİ'DEN
İleri Dergisinin yeni sayısıyla birlikte merhaba. 22 Temmuz seçiminin hemen ardından çıkan bu sayımızda seçim sonuçlarının bir değerlendirmesini yapıyor ve Atatürkçüler açısından “Karanlıktan Çıkış Yolu”nu göstermeye çalışıyoruz. Aslında “Karanlıktan Çıkış Yolu” ortadadır. “Atatürkçülük Asıl Şimdi” sloganıyla Atatürkçüleri Atatürkçülük yapmaya, Atatürkçülüğü örgütlemeye, Atatürk gibi olmaya davet ediyoruz. Seçim sonuçlarının Atatürkçülere gösterdiği tek doğru budur.

Seçim Değerlendirmesi ve Türklere Çağrı: Kürt-İslamcılar değil Türkler Kazanacak
22 Temmuz seçimlerinin sonuçları belli oldu. Seçim sonuçlarının belli olması ile birlikte Kürt-İslamcı partiler olan AKP ve PKK sevinç gösterilerine başladı. Ancak bu partilerin sevinçleri kursaklarında kalacaktır. Çünkü seçim sonuçları onların istediği Kürt-İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşuna değil, Kürt-İslamcı güçlere karşı bir Türk Hareketi’nin oluşmasına yol açacaktır. Seçim sonuçları üzerinde istedikleri kadar manipülasyona gitseler de gerçekler ortadadır.

GÖKÇE FIRAT 22 Temmuz ve Sonrası
Türkiye’nin bölünmesi, Kürt istilası, Kürt-İslamcı politikalar gibi bu dönemin ana belirleyenlerini dikkate almayan, bunlar yokmuş gibi davranan hiçbir parti başarı elde edemez. Türkiye’nin bu temel sorunlarına çözüm üreten, yol gösteren ise kesin bir başarı elde edecektir. İşte TÜRKSOLU bunu başaran tek güçtür Türkiye’de. O nedenle de TÜRKSOLU’nun tespitleri üzerine konumlanmayan tüm partiler hüsrana uğramıştır. O halde yapılacak olan hüsrana uğramamak için TÜRKSOLU’nu politikanın bir kutbu yapmak ve onu AKP’nin karşısına bir parti olarak çıkarmaktır.



GÖKÇE FIRAT İşte Millet, İşte Sine
Önceki hafta Genel Kurmay Başkanı Büyükanıt’ın açıklaması, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Tayyip Erdoğan’a yapılmış bir uyarıydı. Büyükanıt “sözde değil özde laik cumhurbaşkanı” diyerek tavrını açıkça ortaya koymuştu. Şeriatçı basın ve AKP milletvekilleri pişkinlikle karşıladılar bu açıklamayı gerçi ama yine de Büyükanıt’ın açıklaması onlar için hayal kırıklığı olmuştu. Hilmi Hoca’larının başkanlığındaki gibi işlerin şiir gibi gitmeyeceği bu açıklama ile kamuoyuna duyuruluyordu.

GÖKÇE FIRAT Ulusal Şahlanışa Laiklik Elbisesi Dar Gelir
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunu 367 oy bulunmadığı için iptal etmesinin ardından Meclis grubunda yaptığı konuşmada oldukça neşeliydi ve CHP’nin bu süreci ne kadar iyi idare ettiğini anlatıyordu. İşte burada durup düşünmek lazım. Baykal gerçekten haklı mı? Olaya sadece Çankaya’ya türbanın ya da daha doğru bir ifade ile Tayyip Erdoğan zihniyetinin çıkırtılmaması açısından bakılacaksa burada CHP’nin stratejisinin başarı kazandığını tespit etmek gerekir.

İNAN KAHRAMANOĞLU Milli Mücadele Derneği ve
Atatürk Devrimciliğine Dönüş
Milli Mücadele Derneği Atatürkçülüğü bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün uygulamaları ve Altı Ok olarak formüle edip Anayasa’ya geçirttiği ilkeleri yeniden Türk halkıyla buluşturmak için yola çıkmıştır. O nedenle sadece Atatürk düşmanı bölücü ve gerici güçlerle değil Atatürkçülüğü içerden tahrif eden sahte Atatürkçülükle mücadeleyi de olmazsa olmaz olarak görmektedir.

KAYA ATABERK İşbirlikçi Sağa Karşı Ulusal Sol
Açıktır ki Türkiye’de Kürt-İslamcıların AKP ve PKK olarak iki örgütü bulunmaktadır. Bunlar gerçekten de kendileri açısından doğru konumlanmakta ve doğru hareket etmektedirler. Ama maalesef Türkiye’nin gerçek ezilenleri olan Türklerin ne bir örgütü vardır ne de lideri. Bugün yapılması gereken tek şey, işbirlikçi AKP sağcılığına ve PKK’ya karşı ulusal solu örgütlemektir.

ALİ ÖZSOY Milliyetçi Yükseliş ve Sosyalizm
İkinci korkaklık ise kapitalizme karşı çıkma korkusu. Kitlesel bir Türk direnişini bir arada tutacak temel program Türk Ulusu’nun egemenliğine dayalı, yoksul kesimlerin çıkarına antikapitalist bir düzenden geçmektedir. Atatürkçülüğün halkçı ve devletçi yanı adeta birer tabu gibi gizlenmektedir. Türkiye’de komünist bir partiye bile çok rahat izin verilmektedir. Ancak milliyetçi yükselişi sosyalist bir programla iktidar alternatifi haline getirmek en büyük günah olarak görülmektedir.

ÖZGÜR ERDEM CHP’yi Kurtarmak mı? CHP’den Kurtulmak mı?
CHP’nin hızla Atatürkçülükten ve solculuktan uzaklaştığı ortada. CHP’nin genel olarak örgüt yapısının ise yönetimdeki sağcılıkla uzlaştığını görüyoruz. Daha doğrusu CHP yönetimi ile örgütü arasında bir çelişki değil, birbirini besleme durumu söz konusu. O yüzden yıllardır CHP’nin yaşadığı tüm gerilemeye rağmen parti içinde Atatürkçü bir alternatif yaratılamıyor. 20 yıldır solun toplam oylarındaki istikrarlı düşüşün tek sorumlusunun da CHP olduğu ortada. Türkiye’nin sol seçmenini harekete geçiremeyen bir partiyle karşı karşıyayız.

ÖZGÜR BİLLUR MHP’nin Sahte Milliyetçiliği
Bugün ise MHP’nin görevi, Kürt bölücülüğüne karşı yükselen milliyetçi tepkinin durdurulması ve milliyetçilerin yanlış yönlendirilmesidir. MHP, vatanını savunmak için sokağa dökülen Türklere evine dön çağrısı yapmaktadır. MHP, Türk insanının milliyetçi duygularını seslenerek oy toplamıştır. Ancak bunlar, sahte milliyetçidir. “Anayasal vatandaşlıktan” bahseden, “AB’ye onurumuzla gireceğiz” diyen, “Kanımız aksa da zafer İslamın!” sloganı atan bir parti ne kadar milliyetçi olabilir?

NUR ARSLAN Kürt İstilası Meclis’te
Görüldüğü gibi Kürt Kürde oy vermektedir. Çünkü terör örgütü PKK kendisine ait bir taban yaratmıştır. Bu tabana Kürtlük kimliğini kabul ettirmiştir. Bir stratejisi vardır ve bu strateji adım adım uygulanmaktadır. Kürt, Güneydoğu’nun belli bölgelerinde DTP’ye, güçsüz olduğu yerlerde ise AKP’ye oy atmıştır. AKP ise Kürtler açısından sadece ve sadece ittifak yapacağı gerici bir parti değildir. AKP de Kürt için kendindendir, bir Kürt partisidir. AKP yalnızca kendi gerici amaçları için Kürtlerin önünü açan bir parti değil; önemli kadroları Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının torunları olan bir partidir.

HÜSEYİN ADIGÜZEL 22 Temmuz’un Çağrısı: Tek Çözüm Milli Mücadele
Siyasi alanda bir boşluk vardır. Bu boşluk Atatürkçülerin yarattığı bir boşluktur. Millet, gardrop Atatürkçülerine, söz Atatürkçülerine, düşünce Atatürkçülerine artık itibar etmemektedir. Atatürk’ü bir bütün olarak gören Atatürkçülere ihtiyaç vardır. Öyle ise bu boşluk Milli Mücadele Derneği tarafından doldurulmalıdır. İnanan insanlar bütün zorlukları aşabilir. Para yok, Atatürk’ün parası mı vardı? Ordu yok, Atatürk’ün ordusu mu vardı? Kadro yok, Atatürk’ün kadrosu mu vardı?

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Atatürk İlkeleri ve Anayasa
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın rengi, hem de en güzel rengidir. O ve ilkeleri olmasa Anayasa’nın kupkuru bir projeden, ruhsuz bir metinden ayrı yanı olamazdı. Bilgiçlik taslayarak, bilimsellikten sözederek, daha iyi olacağını yineleyerek Atatürksüz Anayasa önermek, Atatürk’ü unutturmanın, Atatürk karşıtlığını egemen kılmanın, Türkiye’yi dinci karanlıklara sürüklemenin yollarından biridir. Yapılanları, olanları gözetmek bu kanının doğruluğunu göstermeye yeter. Ulusal onurun simgesi Anayasa bir partinin yaz-boz tahtası olamaz.

PROF. DR. TÜRKKAYA ATAÖV Günümüzde Medya Kılavuzluğu
Çağdaş demokrasinin uygulanış biçimi bir bunalım yaşıyor, bir yabancılaşma sürecinden geçiyor. Genel oy hakkı ve birtakım yasal güvenceler gerçek ya da yeterli seçenekler sunmaktan uzak. Demokrasinin erdemine inancının böylesine içerik değiştirmesidir ki, son değerlendirmede çıkar yolu olmayan seçenekleri besliyor. Demokrasi ancak halk yığınlarını bilgilendirme görevini yapan bir iletişim modeliyle el ele yürüyebilir.

PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Sistem Karşıtı Sınıf-Halk-Ulus Bloğu
Önümüzdeki temel pratik yaklaşım halk ile olmak şeklinde olmalıdır. Hep halk veya proleter olmak isteriz ama en çok bundan korkarız. Bu, eski solun idealist tavrıdır. Oysa kendisi sınıf-halk-ulus olunca kendisi için olur; bilinç ve örgüt kendisi olur. Bu halk hiçbir zaman iktidar bloğunun hegemonyası ile güdülemez, yönetilemez. Hedef kendisi ve sınıf-halk-ulus olan sistem karşıtı politik bloğu oluşturmaktır. .

(E) AMİRAL VEDİİ BİLGET İp Koptuğu Yerden Ulanır
Sınıf mücadelesi, toplumsal değerlerin ve barışın değil, ayni zamanda, ulusal bütünlüğün çıkar birliğini de belirler. “Güneydoğu sorunu”nun 12 Eylül’den sonraki çözümsüz biçimlenişi de, sınıfsal perspektifin uykuya yatırılması ile orantılıdır. Sınıf mücadelesinin öznel birikimi devrimci süreci oluşturur. Kesintisi durumunda ise karşı devrimci hareketin içeriği değil, ilkel gerici süreci belirler. Bugünkü belirti, bu üçüncü sürece ilişkindir, “molla diktatörlüğü”nün ilan edilişine ilişkindir. Kürt-İslam faşizminin ilan edilişine ilişkindir.

NEDRET EBCİM Devrim, Karşıdevrim ve Seçimler
Artık Atatürkçü düşünceye sahip olanlar kendilerine ait bir örgütlenme içerisine girmelidirler. Ama bu örgüt kesinlikle sulandırmadan tamamen Atatürkçü anlayış içersinde olmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk de en zor şartlar içerisinde mücadeleye girişmiş ve sonunda da kazanmıştı. Tabii ki kazanan Türk Ulusu olmuştu. Dolayısıyla moralsizliğe, ümitsizliğe gerek yoktur. Mücadele sürecektir ve sürmelidir…

ESER ÖZALTINDERE Geride Kalmış Bir Seçimin Ardından
Devrimci ruh olmazsa bu iş olmuyor. O ruhun içerisinde halka, ideolojiye, davaya inanç var, teslim olmamak, Mustafa Kemal’in devrim günlerini ruhunun derinliklerinde hissetmek var... Önce bu ruh olacak, daha sonra da doğru bir örgütlenme ile halka ulaşmak, ona dokunmak, onu anlamak ve ona anlatmak gelecek...TÜRKSOLU da zaten bunu en iyi şekilde yapıyor...

PROF. DR. CİHAN DURA 22 Temmuz Ateşinde
Ordu’nun gücünü yitirdiği ve en nihayetinde tasfiye edildiği bir ortamda artık Kürt devletinin, Tayyip Erdoğan’ın hilafetinin, Türkiye’nin sömürgeleştirmesinin önünde duracak hiçbir şey yoktur. Atatürkçülerin, devrimcilerin Ordu’yu savunmak açısından son derece net ve kararlı olması vatan savunması mantığının olmazsa olmazı olarak ortaya çıkmaktadır. Ordu’yu güçlü tutmak, milleti güçlü tutmaktır. Emperyalizmin planlarını boşa çıkarmanın tek yolu Türk Ordusu’nun desteklenmesi ve tasfiyesinin önüne geçilmesidir.






İLERİ'DEN
Yeni sayımızla merhaba... Bu sayı kapak konumuz: “Milli Mücadele Dönemi” Elinizdeki sayı aslında 2007’nin ilk 5 ayında yaşananların bir özeti niteliğindedir. Ve önceki sayımızda yaptığımız tespitlerin ne kadar doğru olduğunun da teyididir. Türkiye’nin bu dönemde yaşadıklarını, Milli Mücadele Derneği’nin çalışmalarını ve Atatürkçülerin bu süreçte aldıkları tavırların kısa bir bilançosuna yer veriyoruz. Türkiye’de Milli Mücadele Dönemi’nin başladığını ortaya koyuyoruz. *** AKP’nin Cumhurbaşkanını tek başına seçmeye kalkışması ve Çankaya’yı Kürt-İslam faşist rejiminin padişahlık tahtına dönüştürmeye çalışması Türk Milleti’nin büyük tepkisiyle karşılaştı. 14 Nisan’da Tandoğan’da başlayan mitinglerle Türk Milleti AKP iktidarına hak ettiği yanıtı verdi. Ardından Çağlayan ve Gündoğdu’da meydanlara inen Atatürkçüler Çankaya’yı Kürt-İslamcılara teslim etmeyeceğini haykırdı. Türkiye, tarihinin en kalabalık eylemlerine bu süreçte tanık oldu. Cumhurbaşkanını elindeki Meclis çoğunluğuyla en rahat şekilde seçmesi beklenen AKP, bu süreçten büyük güç ve prestij kaybederek çıktı. Atatürkçüler ise büyük bir moralle...

GÖKÇE FIRAT Kürt-İslam Faşizminin Tarihsel Gelişimi
Kürt-İslam Sentezi’nin iç dayanağı Kürt ağa ve şeyhleri iken, dış dayanak ABD’dir. ABD, ideolojik konsepti belirlemekte, bu örgütler o konsepte uygun olarak şekil değiştirmektedirler. Bugün Kenan Evren’in PKK’yı ve onun politikalarını destekler bir tavır almasının kerameti de buradadır: ABD’nin 12 Eylül rejimi Kürt-İslam Sentezi’ni yaratmıştır, şimdi de bu gayrımeşru çocuğa Kenan Evren benim çocuğum diyerek sahip çıkmaktadır. Şeriatçılar, Kürtçüler, Ülkücüler, 12 Eylülcüler ABD tarafından yatağa sokulmuş ve ortaya böyle nesebi belirli, soyu belirli bir piç ideoloji çıkmıştır: Kürt-İslamcılık.

ÖZGÜR ERDEM Atatürk Milliyetçiliği
Mustafa Kemal’in milliyetçilik anlayışı son derece kendine özgüdür. Atatürk, milliyetçiliği ne Fransız Devrimi metinlerinden, ne Ziya Gökalp’lerden ne de Enver Paşa’lardan öğrenmiştir. Mustafa Kemal ülkenin dört bir yanında cephelerde savaşarak, İngiliziyle, Fransızıyla, Ermenisiyle, Yunanıyla, Kürt isyancısıyla çarpışarak milliyetçi olmuştur. Atatürk milliyetçiliğinin kendine özgülüğü ve diğer Üçüncü Dünya milliyetçiliklerine benzemesinin nedeni de budur. Bir burjuva pazarı etrafında bir ulus yaratma mücadelesinin değil, emperyalist burjuvazinin Türk milletini yok etme projesine karşı var olma savaşının bir sonucudur.

HRANT DİNK CİNAYETİNİN ARDINDAN

Türkiye Bir Düşmanını Kaybetti
Hrant'ın Katili Kürt-İslam Çetesi
Hoş Gidişler Ola
"Hepimiz Ermeniyiz"
Soykırımı Kabul Etmektir
Hrant'ın Ülkücü Dostları


İNAN KAHRAMANOĞLU Kürt-İslam Faşizmine Doğru
Etnik ve dinsel bölücülüğün ideolojik birlikteliği olan Kürt-İslam çizgisi özellikle AKP iktidarı ile birlikte tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkmış durumda. Ancak AKP bir başlangıçtan ziyade bir sonuçtur. Kürt-İslamcılığın ideolojik referanslarını Said’i Kürdi’ye kadar götürmek gerekmektedir. Said-i Kürdi ile birlikte bir diğer önemli ideolojik referans da Şeyh Sait’tir. Dolayısıyla bugünün sağcıları Şeyh Sait ve Said-i Kürdi’nin çocuklarıdır.

ALİ ÖZSOY Ermeni Dayatmalarına Karşı Tek Çözüm:
Atatürkçü Taarruz ve Güç Politikası
1923’ten sonra Sovyet Ermenistan’ının lideri, Ermenilerin emperyalist uşaklığı ve Türk katliamlarından dolayı suçunu kabul edip, açıkça bölge halklarından özür dilemişti. Şüphesiz tüm emperyalist kuşatmaları yaran Türk taarruzu bu tarihi itirafta çok etkili olmuştu. Yoksa tarihçilerin veya lobilerin çabası değil. Ermenileri ve Venizolos’u bile eğiten Atatürkçü güç politikası, Türkiye’nin Ermeni dayatması dâhil tüm emperyalist dayatmalara karşı başarılı olabilecek tek devlet politikasıdır; çünkü gerçekten de tarihi tarihçiler değil, muzaffer uluslar mücadele ve savaş alanlarında yazarlar.

HÜSEYİN ADIGÜZEL Neden Milli Mücadele Derneği
Milli Mücadele Derneği, hiçbir kurumun, kuruluşun ya da siyasi partinin alternatifi ya da benzeri değildir. Bu açıdan baktığımız zaman, hiçbir kurumu ya da kuruluşu hatta milleti böldüğümüz iddiaları geçersiz kalmaktadır. Biz bölmeye değil, Milli Mücadele çatısı altında birleştirmeye talibiz. Yani Milli Mücadele Derneği, içinde bulunulan koşullarda Milli Mücadele yapmak isteyenlerin birleşebilecekleri tek adrestir.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Ulusal Savaşım
Gerçek milliyetçiliği, çağdaş milliyetçiliği en uygun biçimde yansıtan Atatürk milliyetçiliğinin, soyunun özgün değerlerine, iyi geleneklerine, bağımsız yaşama ülküsüne sımsıkı bağlı kalarak dostluk, karşılıklı saygı ve güvenle barış içinde yaşama istenci olduğu, başka uluslara da böyle bakan bir anlayış olduğu bilinmelidir. Milliyetçilik tutuculuk, üstünlük, soyutlanma ve saldırganlık değildir. Bağımsızlık, özü ve temel öğesidir. Elbet, tam bağımsızlık!

PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Üç Tarzı Siyaset ve Sultan Galiyevizm
Türk olmanın, Türk devrimciliğini savunmanın, Türk eksenini devrimci bir eksen olarak ortaya koymanın günümüzdeki konjuktürel bir süreçten kaynaklanmadığı ama bu süreci bütünüyle kapsadığı bir gerçektir. Türkçü devrimci çizginin iki ayağını Mustafa Kemal ve Sultan Galiyev devrimci pratiklerinde kök bulduğunu ve bu hayata geçen çizgilerin günümüzde yalnız Türk ekseninde değil, Latin Amerika milli devrimci sosyalist hareketlerinde de temel bir ideoloji ve strateji olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

PROF. DR. CİHAN DURA Atatürk Türk Gençliğini Millî Mücadeleye Çağırıyor
İçim yeniden gürül gürül umut selleriyle doluyor. Siz ey Türkiye’nin umudu, ışıklı çiçekleri! Başarmak için kimseye iltifat etmeyin. Hiç kimseyi aldatmayın. Göreviniz ne ise, onu görün, o hedefe yürüyün. Aleyhinizde bulunacaklardır. Yolunuzdan döndürmeye çalışacaklardır. Önünüze sonsuz engeller yığacaklardır. Kendinizi, küçük, zayıf, araçsız, bir hiç olarak göreceksiniz. Kimseden yardım gelmediğini düşüneceksiniz. Ama siz bütün bu engelleri aşacaksınız. Çünkü bir millet, bağımsızlığı için her özveride bulunursa, başarır. Sonra, siz Türk gençlerisiniz. Siz en çetin işleri başarmak için yaratıldınız. MİLLİ MÜCADELE DERNEĞİ


GÖKÇE FIRAT Herkes Sine-i Millete
Şimdi bütün ülke bir Madımak... Bizler içerde ölmeyi bekleyen Türkleriz. O da sadece burada, Anadolu’da, yurdumuzda, Türk olarak ölmek isteyecekler!.. Ya da Anadolu’dan sürülme... Madımak’ta bir sahne. Herkes gibi benim de yıllarca kabuslarımdan çıkmadı. Metin Altıok... Elinde süpürge... Kendini savunacak... Ve dışarda devletin kolluk kuvvetleri, izlemede. Askeriye beklemede. Bugün Metin Altıok yok. Yarın biz de olmayacağız! Çünkü elimizde bir süpürge, daha nereye kadar savunabiliriz ki Cumhuriyetimizi? Kimileri yine de çalışıp çabalıyor. Madımak ateşine karşı çoban ateşleri yakmak fikri tüm yurtta bir direniş çağrısı olarak yankılanıyor. Ama o çoban ateşleri nereye kadar işe yarar? Hepimiz çok iyi biliyoruz. Anadolu Türkünü, çoban ateşleri değil Başkomutan Mustafa Kemal’in düzenli Ordusu kurtardı.

ALİ ÖZSOY Milli Mücadele Derneği Atatürkçülerin Devrimci Örgütüdür
Milli Mücadele Derneği’nin (MMD) kuruluş çalışmaları Türkiye’nin dört bir yanında hızla ilerliyor. MMD’nin ortaya attığı ilkeler ve yükselttiği Mücadeleci Atatürkçülük bayrağı tüm ülkede Atatürkçüler, milliyetçiler ve devrimciler safında coşku yarattı. Ülkesini seven her Türk gibi MMD öncülerinin ve gönüllerinin de kafasındaki iki soru yanıtlanmak üzere MMD toplantılarında tartışıldı: MMD’nin görevi ne olacaktır? Son yıllarda kurulan pek çok dernek ve oluşumdan farkı nedir?

HÜSEYİN ADIGÜZEL Milli Mücadele Derneği Örgütlü Mücadeleyi Başlatıyor
Son beş yılı şöyle bir kafanızda canlandırın, neler yaşadığınızı şöyle bir hatırlayın. Sonra son elli yıla şöyle bir bakın. Son beş yılda yaşananların hangisi, elli yılın içinde yer almış? Şöyle bir düşünün! Hiçbirini bulamayacağınızdan eminim. Bu yüzden Başbakan RTE “Bizim yaptıklarımızı bugüne kadar hiç kimse yapmamış, bırakın yapmayı, düşünmeye bile cesaret edememiştir” diyor. Ve bu yapılanlardan kendisine ve partisine bir gurur payı çıkarıyor. Bunlarla övünüyor. Aslında “Şecaat arz eden merdi kıptiden” hiçbir farkı yok. Yani övünç ve gurur payı çıkardıklarını sıralarken, gerçekte ne kadar büyük hata ve yanlış yaptığını sıralıyor. O, başkalarının düşünmeye bile cesaret edemeyeceği şeyler, öyle yapılması zor olan şeyler değil aslında.

KAYA ATABERK Ulusal Güçlerin Birliği İçin Milli Mücadele Saflarına
Milli Mücadele Derneği (MMD), 2006 yaz aylarında başladığı örgütlenme çabalarını her geçen gün daha da hızlandırarak tüm Türk milletinin heyecanla beklediği bir siyasi odak olarak belirmiş duruma geldi. MMD’nin kuruluş süreci, aslına bakılırsa onun kurulmasının ve örgütlü mücadelesinin başlamasının tarihsel bir zorunluluk haline gelmesiyle beraber hızlanmış bulunuyor. AKP’nin, AB-ABD-TÜSİAD darbesi ile iktidara gelişinin üzerinden geçen dört yıl Türkiye’de yeniden bir Milli Mücadele verilmesinin gerekliliğini tüm Türk milletine kanıtladı.

NUR ARSLAN Tayyip’e İnat Kürt-İslam Faşizmine Karşı Kapı Kapı Örgütlenmek!
Türkiye’deki her kurumun tek bir merkezce ele geçirildiği, tüm muhalif seslerin ve güçlerin teker teker tasfiye edildiği ve yok edildiği günleri yaşamaktayız. Aslında yaşadığımız süreç yetmiş yıllık sağcı geleneğin, Tayyip’in Başbakanlığı ile birlikte Kürt-İslam faşizmi halini almaya başlamasından başka bir şey değil. Bizler ise milletçe, Kürt-İslam faşizminin Cumhurbaşkanlığı ile birlikte kurumsallaşacağı günleri bekliyoruz adeta. Atatürkçü kuvvetlere karşı girişilen komplolar, provokasyonlar ve tertipler devam ediyor. Şemdinli, Danıştay, Atabeyler, Hrant Dink suikastları gibi tertiplere her gün yenileri ekleniyor. Şimdi de askerlerin yargılanması için savcılar göreve çağrılıyor. Faşizmin Bülent Arınç gibi temsilcilerinin ortalıkta tehditler savurması, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra belli güçlerle hesaplaşacaklarını açık açık dile getirmesi tesadüf değil elbette. Tüm bu yaşananlar Tayyip’in Cumhurbaşkanı olması halinde bizleri bekleyen tehlikenin ilk sinyalleri sadece. Yani faşizmin ayak sesleri...

HÜSEYİN ADIGÜZEL - ALİ ÖZSOY Kimse Umutsuzluğa Kapılmasın, Artık Milli Mücadele Var!
İçinde bulunduğumuz koşullar hepimizin malumu. Ülkemiz son 4-5 yılda bu işbirlikçi Kürt-İslamcı iktidar tarafından uçurumun kenarına getirildi. Ülkeyi bu durumdan kurtarmak için mecliste görev almış veya meclis dışında kalmış siyasi partiler hiçbir hazırlık, hiçbir çalışma da yapmıyorlar. Milletin dertlerini ifade edebildiği bir makam yok. Aşağı yukarı beş yıldan beri TÜRKSOLU’nu çıkaran gençler ev ev gezerek gazetesini satıyor. İleri Yayınları’nın kitaplarını satıyor. Okuyucularıyla yan yana geliyor. Onlarla sohbet ediyor. Bu genç arkadaşların ilettiklerine göre büyük bir sıkıntı var. Bu sıkıntı örgütsüzlük. Herkes şikayetçi. Fakat ortada bir örgüt yok. .

26-09-2007 21:29
Yabancı..


26-09-2007 22:54
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Ekart | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim