Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 258
Ana Sayfa >> Nostalji >> Bölgeler, ülkeler, şehirler >> Rize..
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 9, 10, 11 ... 24, 25, 26  Sonraki
Yazar Rize..
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Köstek : Genellikle yelek üzerine asılan üç sıra gümüş saat zinciri.
Picak : Daha çok morunmak için kın içersinde saklanan kesici alet. Genellikle iki tane taşınırdı. Birinin ucu sivri, diğerinin ise yuvarlak olurdu.
Tapanca : Daha çok korunmak için taşınırdı.

21-01-2007 13:40
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Adetlerimiz...

EVLENME VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER

* Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yoksa dışarı çıkılırdı.

* Gelinlik kız komşu, akraba ve aile büyüklerince yapılırdı. Her ne kadar erkeğin görüşü alınsada son söz aile büyüklerindi

* Beşik kertme vardı. Ancak bu doğuda olduğu kadar zorlayıcı olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı.

* Kız arama da elçi denilen insanlar devreye girerdi.

* Kız seçimine çok önem verilirdi. Kızın soyu sopu araştırılırdı. Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi.

* Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay fazla büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi.

* Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu.

* Kız istenmeden önce ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı. Böyle bir durum varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken ufak kız verilmezdi.

* Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılrdı.

* Kız daha istenmeden, yani iş resmiyete dökülmeden elçiler sayesinde iş halledilmiş olurdu.

* Kız istenmeye gidilirken karşı taraf haberdar edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı. Erkek tarafı karşılanır ağırlanır. Bir müddet ordan buradan konuşuldukjtan sonra asıl konuya girilirdi. "Allah'un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel'e istiyiruk" denirdi. Kız tarafı kendini naza çeker, cevap vermek istemez, çay kahve, yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı. Erke tarafı da israr eder "Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içeriz" derdi. Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi.

* Kız istendiğinde verilirdi. Çünkü söz önceden alınır ve kararlaştırılmış olurdu. Söz alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi. Erkek tarafı soğuk karşılanır. Mazeretler uydurulur. Bazen de kız görücüye çıkmazdı.

* Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği kadar başlık parası isterdi. Bu kıza harcanırdı. Ayrıca kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi.

* Ara kesildikten sonra (kızın sözünün alınması) olay hemen duyurulurdu. Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu. Peşinden yemek yenir. Düğün günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu.

* Ara kesilirken kız tarfına verilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi. Bir alış veriş günü tesbit edilirdi. Genellikle Çarşamba günü olurdu. Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu.

* Takılardan genellikle çok eskiden dilme fes, beşli, daha sonraları zincir, bilezik, küpe, yüzük, saat, alyans, iğne gibi altın eşyalar alınırdı. Daha sonra söz verilen giyim kuşam ve yerleşimle ilgili diğer eşyalar alınırdı.

* Alınan eşyalar önce kız evine gönderilir, kızın kendi hazırladığı eşyalarla birlikte sergilenirdi. Bu olaya "Bohça Açıldı" denirdi. Perşembe'den Cumartesiye kadar açık kalır isteyen gelir bakardı.

*Eşyalar evden çıkarken, kızın erkek kardeşi yoksa bir yakını kapıyı keser ya da sanduğa otururdu. Kapı erkek tarafının bir miktar para vermesiyle açılırdı.

21-01-2007 13:46
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

# Cumartesi erkek evine getirilen eşyalar kız tarafınca yerleştirilirdi.

# Kına gecesi Cumartesi olup her iki taraftada yapılırdı. Misafirler horon eder, oynar, toplu halde kurşun sıkılırdı.

# O gecede geline kına yakılır. Başka isteyenlerde var ise onlarda kına yakardı. Bazen geline yakma işlemi Pazar sabahına bıraklıdığı da olurdu.

# Erkek tarafı kına gecesinde şeker, fındık türü yiyecekler gönderirdi.

# Pazar sabahı erkek tarafı kalabalık bir halde kızı almaya giderdi. "Duğunci" denen bu grup yol boyunca sık sık silah sıkardı. Bunu duyan kız tarafı da karşılık verirdi.

# Gelini evden genellikte damadın babası veya ağabeyi çıkarırdı. Bu arada kapı kesilir bahşiş istenirdi. Yol boyunca yer yer yol kesildiği olurdu. Geli evden çıkarken kurşun sesleri ortalığı yıkardı.Bazı evlerdede ilahiler okunurdu

# Yol yakınsa gelin yaya, uzaksa at ile getirilirdi.

# Gelinin evinden gelenlere ikram edilen lokumu damada ulaştıran ödüllendirilirdi. Bu kimseye "müjdeci" denirdi. Müjdeciye ya para ya da bir tepsi baklava verilirdi.

# Kız ve erkek tarafıı birlikte kurşun ata ata gelinle birlikte erkek evine gelirdi. Bu gruba "alay" denirdi. Kız ağlarsa, "Hem ağlıyalum, hem gidelum" denirdi.

# Kız eve girmeden önce tatlı dilli olsun diye, elini bala tutturup sağ parmaklarıyla kapının başına ürerlerdi. Zengin olsun diye başına bez koyup para Sdökerlerdi.

# Kız tarfından birileri gelini içeri sokmaz.Bir şeyler isterdi. Buna "kapılık istemek" derlerdi.

# Gelin odasına götürülür, oturtulur, yanında genellikle ablası veya yengesi bulunurdu. Bazen de o mahalede yeni gelin olmuş birisi de olabilirdi.

# Düğün akşama kadar devam ederdi. Bu arada sıksaray, sallama, atlama, titreme gibi horonlar yapılırdı. Horonlar genellikle erkek erkeğe, kadın kadına oynanırdı. Erkekler daha çok evin dışında veya avluda, kadınlar ise evin içinde bir yerde oynarlardı. Erkekler kızlar bir arda oynadığında kadınlar veya kızların kollarına ancak yakınları girebilirdi.

# Horonlar kaval, tulum, akordiyon, mozika (mızıka) nadir olarak zurna ve daha çok kemençe eşliğinde oynanırdı.

# Çoğu zeminde şairle atma türkülerle horona ayrı bir renk katarlardı.

# Bu arada erkek anaları da boş durmaz. Sağa sola göz gezdirir. Bir kız ararlardı.

# Yakın komşuların yardımıyla misafirlere yemek verilirdi. Bu arada bazıları bahşiş almak için yemeği engellerdi. Buna "sofra bağlama" denirdi.

# Hava kararamadan düğün alayı dağılır fakat kız tarafından bir kaç kişi bir müddet daha beklerdi.

# Gerdeğe girilmeden eğer önceden kıyılmadıysa " hoca nikahı" yapılırdı.

# Ev gerdeğe gireceklere bırakılır. Bir günlüğüne ev sakinleri komşulara kalırdı.

# Pazartesi günü gelin erken kalkar ve ev işlerine konulurdu. Sözde uğursuzluk getirmesin diye geline bir hafta süpürge tutturulmazdı. Bugün aynı zamanda kız ve erkek tarafının birbirine bohça içersinde hediye verdiği gündür. Bu olaya "bohça çıktı" denirdi.

21-01-2007 13:49
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

# Düğünden bir hafta sonra "yedi" olurdu. Yedi, kızın damatla babasının evine gitmesiydi. Damat'a bu arada bazen ağra kaçan şakalar yapılırdı. Bu şakalrdan korunmak için damadın yanında korumaları olurdu.

# Damat sofraya oturduğunda sofra arkadaşları tarafından bağlanır. Kaynana sofranın açılması ve damadın yemek yemesi için bahşiş verirdi.

# Yedididen birkaç gün sonra da kız tarafı erkek tarafınca devet edilirdi.

21-01-2007 13:49
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

DOĞUM VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER

* Evlililiğin ilk devrelerinde gelinin hamile kalması istenirdi.

* Hamile kalmaması durumunda telaş düşülür, hata varsa bunun gelinden kaynaklandığı düşünülürdü.

* Hamile kalınması için okutma dahil her çareye başvurulurdu.

* Birkaç sene içinde eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, ya da üzerine kuma alınırdı.

* Eğer hamil kalmışsa, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar dikkat edilir, bu arada bir çok batıl yöntem de uygulanırdı.

* Doğum zamanı köy ebesi çağrılırdı. Bebeğin çıpa'sını (göbek bağı) ebesi veya iyi huylu birisinin kesmesi istenirdi.

* İlk doğan sebinin erkek olması istenirdi. Şimdi de öyle ya.

* Çocuk doğar doğmaz sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu.

* Doğum yapan anne kırk gün lohusa kalırdı.

* Çocuğa genellikle büyüklerin ismi verilirdi. Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir.

* Çocuk kısa bir süre kundakta kalır. Sonra beşiğe alınırdı.

* Nazarlanmasın diye çocuk uzun süre yabancılara gösterilmezdi.Gösterileceği zaman nazarlık takılır, yüzüne kara sürülürdü.

* Anne sütü olduğu müddetçe emzirilir. Sütten kesildikten sonra inek sütü verilirdi.

* Anne sütü yoksa, ilk zamanlarda, süt anne aranırdı. Yakın çevreden herkes çocuğu emzirir ona süt anne olurdu. Süt annelik yaygın bir uygulama olup yer yer hala devam etmektedir.

* Süt çocuk, süt kardeşi ve ondan sonra doğacak çocuklarla "süt aşağı akar" diye evlendirilmezdi.

* Kız ergenlik dönemine kadar çember, daha sonra da keşan bağlardı.

* Erkek çocuklar ergenlik dönemine kadar mendil, yağluk, daha sonra da başlık ve abaniye bağlardı.

* Doğumdan sonra kızın annesi tarafından peşuk alayı yapılırdı. Alay ekek evinde olurdu. Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdı.Çocuk kız ise kırmızı, erkek ise mavi beşik hediye edilirdi. Bu olay sadece ilk çocuk için yapılırdı. Diğer çocuklar bu beşikle büyütülürdü.

* Alaya katılanlar eşya ve hediye veririlerdi. Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan ebeye hediye edilirdi. Ebeler çoğu zaman bu parayı almaz çocuğa bırakırdı.

21-01-2007 13:50
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

ÖLÜM VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER

* Cenaze törenlerini hocalar yönlendirir.

* Eğer durum ağırlaşmış ve yapılacak bir şey kalmamışsa, hoca çağrılır, son nefeste Kur'an ile gitmesi sağlanırdı.

* Ölüm yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri derin iz bırakırdı.Bu gibi durumlarda halen devam eden ölünün arkasından destan yazma geleneği vardır.

* Ölen kimsenin ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanır.Üzerine şimemesi için bir bıçak konur.

* Ölüm olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon veya telgrafla bildirilir.

* Cenaze genelde, ertesi gün gömülür. Bundan maksat uzakta olan yakınlarun gelebilmesi içindir.

* Genellikle öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonra defin işlemi olur.

* Ölüye dargın olanlar dahi cenaze törenine katılır.

* Ölünün başında ağıt yakılır. Ağıtlarda sınır olmaz. Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından gelişigüzel sesli olarak bahsedilir. Bunu kadınlar çoğunlukla yapar.

* Komşular devreye girer, ölü sahiplerini teselli ederken geleni gideni ağırlar, uzaktan gelenlere yemek veririler.

* Ölünün hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele hep komşular uğraşır.

* Yıkanıp tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir.

* Cenaze namazına tabut omuzda götürülür.

* Her ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi köyün ortak mezarlığıda vardır.

* Ceset özenle hazırlanan mezara tabutla veya kefenle konur.

* Ceset gömülürken Kur'an okunur. Cenazeye gelen çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah, Kur'an-ı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi.

* Bazı yerlerde ölenin günahlarını affı için devir denilen dini bir tören yapılırdı.

* Defin akşamı ölü evinde Kur'an okunur. Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine kadar ki süre de hatim yaptırılır.

* Belli aralıklarda mevlit okutulur.

* Ölü yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir.

21-01-2007 13:52
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Batıl İnançlar

Bölgeye has bir yaşam tarzından kaynaklanmaktadırlar. Ortaya çıkış nedenleri bilinmemekle beraber ancak biraz üstünde düşünülürse bazen bir uyarı bazen bir terbiye şeklinde, bazende o zaman bilinmeyen bilimsel nedenlerle temellendirmek mümkün olabilmektedir.

* Ocaklıkta zincir sallandırıldığında ineğin, boş beşik sallandırıldığında çoçuğun başı ağrır. Bu çocukların boş zinciri ve boş beşiği sallandırmamaları için papılmış bir terbiyedir. Zincir sallanırsa sağa sola çarpmasından dolayıocakta pişen yemeklerin içersine toz düşebilir. Beşik sallandırıldığında da özel bölümde bebek dışkılarının birikmesi için konulan ğavroz denilen kutu düşebilir.

* Kurbağalar bağırınca yağmur yağar. İnsan teninin hissedemediği ince yağmur damlacıklarını kurbağalar hisseder.

* Hamile kadın ciğer yerse doğacak çocuklar hasta olur. Ciğer yüksek miktarda A vitamini içerdiği için gelişmekte olan embriyoda fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açabilir.

* Çürük ayının (Temmuz) son haftası ile Ağustos'un ilk haftasına rastlayan 10 günlük süresi içinde yuldırım çakması kadar kısa öyle bir an vardırki; o an geldiğinde suyun içeresinde olan canlı cansız her şeyi etkliler. Şayet insan o anda su ile temas halinde ise su değen yerleri benek benek olur. Bu olaya "behur" denilmekte ve bu süre içersinde suya bir çivi veya herhangi bir demir atılırsa behuru çeker, zarar ortadan kalkar.

* Eşyası kaybolan kişi, şüphelendiği kişilerde olmak üzere bir çok kişiden fasulye toplar. Fasulyelerin üzerine okunur, nemli bir yerde bekletilir. Fasulyeler nemden kabarıp kabuğu çatlamaya başlayınca eşyayı çalan hırsızında karnının şişip, çatlayacağına inanılır.

* Cenaze geçerken cenazeden daha aşağıda kalmanın çocuk ve kadınlar üzerine etkisi vardır. Halsizlik olur.

* Tırmata (ekmek kırıntısı) yiyenin çocuğu güzel olur, yemeyenin erkek çocuğu olmaz.

* Hamile iken ciğer yiyen kadının çocuğu benekli olur.

* Bebek veya çocuğun üzerinden aşılıp geçirilirse boyunu alınır "basılır" tekrar geri gelirse boyu geri verilir.

* Sidiği kötü kokan çocuğun huyu da kötü olur.

* Çıpayı (göbek kordonu) kesen ebenin huyu çocuğa geçer.

* Çocuğa kömür sürüldüğünde nazarlanmaz.

* Çocukların çekilen dişi, evin çatısına atıldıktan sonra kargalar bu dişi alır, yenisi çıkar.

* Küçükayı'nda düğün yapıldığında doğacak çocuk ufak olabilir.

* Yeni evli gelin üzerine kibrit taşırsa marazlanmaz.

* Gelinliği gelin giymeden bir genç kız giyerse kismeti açılır.

* Bir genç kız ilk kez misafir gittiği evden gizlice aldığı bir ekmek parçasını okuyup yediğinde, o gece kısmetini görür.

* Yemek kepçesini çok yalayan kişinin düğünü kar veya yağmura rastlar.

* Hamile kadın pasmanika (patlamış mısır) fazla yerse doğacak çocukta cilt hastalığı olur.

* Hamile kadın çocuk karnında oynayana kadar tavuk yediklerinde doğan çocuğun boğazından problemi olur.

* Hamile kadınlar şeftali yediklerinde doğacak çocuk tüylü olur.

21-01-2007 13:56
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

* Hamile kadın ayva yerse, doğacak çocuğun düşük yanaklı, nar yerse pembe yanaklı, muz yerse gamze yanaklı olur.

* Ters döndürülen değirmen taşında öğütülen tıuz ve mısır unundan yapılan, koleti yenirken "kısmetim neredeyse o kapıdan su içeyim" diyen genç kız rüyasında o evi görür.

* Çakallar uluduğunda, hava açıksa yağmur yağar, kapalıysa güneş açar.

* Köpek eve yakın uzun uzun ulursa o evden birisi ölür.

* Pardi (erkek çakal) o eve yakın bağırdığında o evden birisi ölür.

* Baykuş mahallede "hohori" şeklinde öterse o mahalledeki hamile kadının erkek, "kivici" şeklinde öterse kız çocuğu doğurur.

* Leyleği senenin baharında ilk kez uçarken görenler, baharda çok seyahat eder, otururken görenler etmez.

* Sağ eliniz kaşınırsa ummadık yerden para gelir, sol kaşınırsa ummadık yere para verirsin.

* Geceleyin tırnak kesilmez.

* Gece dışarı işeyen çarpılır.

* Akşam namazından sonra, kadınlar pencereden veya kapıdan eşya silkelerse çarpılır.

* "Dili doğuran", anasına, "Ana dilim doğurdu" dediğinde, anası da, " Tukur da at oni" diyerek karşılık verdiğinde, dili doğuran da "Tu" diye tükürdüğünde ve bunu üç defada tekrarlarsa dili iyileşir.

21-01-2007 13:57
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Tekerlemeler

Yattum Allah
Yattum Allah, kaldur beni
Nur göline, daldır beni
Soldan döndüm sağuma
Sığındum Allah'uma
Ezan sesi kulağuma
Kur'an sesi kulağuma
Melekler şahit olsun
Dinume, imanuma
Eldumse Lailaheillallah
Kalktumsa Elhamdülillah

Altun, inci kapisi

Altun, inci kapisi
Onda gelur hurilerun hepisi
Yattum soluma
Kalktum sağuma

Nur Eyle

Yarabbi, ya nur eyle
Ummetuni kuş eyle
Haçan kebre geluruk
İmanı yoldaş eyle

Ayı gördüm
Ayı gördüm Allah, Eşhedülillah
Bu ne güzel aydur, Elhamdülillah
Ay gördüm, nur gördüm
Peygamberumuzun nuruni gördüm
Günahuni affettum, sevabuma şükrettum.
Elifbası Kur'an'dur, cümlemizun işidur
Bu dovayı okuyan
Sonra cennet kuşidur

Rizeli Oflu

Kırk Rizeli yapa yalnız
Dokuz Of'lu hep beraber
Çala pala, çala pala
Yüksekleri bıraktılar
Semerleri kurtardılar

İlan ilan afiye

İlan gitti kafiye
Kelpetilan kel dişi
Bağladum ilan dişi
İlanun okumağı


Fino Fino

Fino, fino, gel fino
Gezda kon,, cefi koni
Candan puli tadası
Mıslı haci turası
Hahalama, hatalama
Kata kata köftesi
Güneliye tarlası
Çıban okumağı
Temre okumağı
Akşam ektum tarla
Temre kül tohumu
Sabahtan kalktum
Baktum
Ne tarla, ne temre
Ne kül, ne tohum.

21-01-2007 14:00
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Mani ve Türkülerimiz

Maniler

Enişte ince uzun
Baldızınım baldızın
Potamya deresine
Var midurki iki düzun

Emineyi verdiler
Bu köyün alcağına
El uzatsam yeterum
Evinun saçağına

Çimenlu çaruklarum
Çimenleri çığnarum
Ya sorun çimenlere
Geçti mi burdan yarum

Atma beni yabana
Bende bu dereliyim
Al koy beni koynuna
Sormaki nereliyim

Çıktum dağun başına
Çalıverdum ezanı
Kız senun merağundan
Tutmadum Remezani

Kar yağar karamişun
Dalina yaprağina
Elursam mezarumun
Gelde bak toprağına

Asker ettiler beni
Ya Tuna'dur ya Bursa
Habu dar günlerumde
Ayşe yanumda dursa

Dere kunduzi misun
Sabah yıldızi misun
Geldun geçtun karşıma
Miralay kizimisun

Derenin kenarına
Sereceğum kilimi
Vermezsa seni baban
Alalum biribirni

Ayakkabın üstüne
Diktim nazar böceği
Adam rezil edermi
Benim gibi çocuğu

İneceğum dereye
Kuma sarılacağum
Ettum kendi kendume
Kime darulacağum

Kuş uşti yavri kaldı
Gokyuzi mavi kaldı
Anahtar yar koynina
Gonlum kilitli kaldı.

21-01-2007 14:05
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim