___________Bayım
___________yokluğunuzun saçlarını kestim
________tüm parçalanmışlıklar suretinizde kare kare şimdi daha belirgin
Uzağında kaldım
kalın puntolarla
mavi mavi
birkaç beden büyük laflar etmenin,
gamzesine tebessüm kondurmanın güneşin,
takıp yıldızları ay’ın saçına seranat yapmanın ..
/ Sözüm ona hüznün siyahi modasına uymak yoktu bu kez /
Bakmayın siz !
siz’sizliğin makyajının aktığına
şehrimdeki harfler tarafımdan karakalem infazında
ve bilesiniz artık
beklemeler
tövbelerim kadar yalan
düş’lerimin akıbeti sobelenmeyi bekleyen küçük bir kız çocuğu
aklımda
tek kişilik örseli bir cinnet sahnesi
ve cebimde
zamanın huysuz kuruntusu
___kimse susmasın
bunca gürültüde
bu ağıtlar bize yakılıyor ..
yer çekimi inadında
biz’iz
biçare aşk’ın yörüngesinden ölüme sapan .
__Dizeler .. sözüm size !
_____ daha çok yalancı intiharların eşiğinden döneceğim
________elma demesinin arkasına saklanacağım onlarca ezberim olacaktı
belki de diyecektim sancılı savunmayla
"bir anlıktı
hayatın eşiğine demir atacağımı sanışım ölümü beşiğimde avuturken
sadece bir anlıktı
tüm gidişleri bir cümlede soykırıma uğratışım"
şimdi siz,
elleri bu sayfada gezinen siz
yazın
soğuk tabuta kara kara
" aslında demek istediğim .." ile başlayan tüm cümleleri "boşver" neşterinden geçirdiğimi ..
yazın
tek odalı çığlıklara kalemin ağırlığınca kabına sığmayan kirli bir dünya biriktirdiğimi,
adam edemediğimi satır arası küfürlerimi ..
Dünyanın adaletine güveniyorum !
Tüm yağmur damlalarına cinayet süs’ü verilsin,
bulutlarda öğretilsin yerli yersiz hüzünlerini dökmesin
/
Biz sizinle
kıyım kıyım
ancak bir cümlenin artığı olabilirdik
gelin ..görün ki
_kabuk bağlamış bir darbenin laneti tuttu_
yasaklanmış kitaba değdi parmak izimiz
şimdi izninizle Bayım
ilk yardımda
son bulurken
satır satır kaybımız
sürüyorum kalbi prangalı bu harfleri,
sinsice enjekte edilmiş gizli bir özneye
ya da alabildiğince yalnızlığın en dibine ..
At, savur at sevdayı bir yere fırlat
Bitti sayıp acıyı kaldır öyle yat
Sor, herkese sor acılar unutuluyor
Ağlayınca gözlerinden silinmiyor
Aşk her defasında bak bulunuyor
Bırakırım zamanı öyle biraz da
Sen olmadan da yine geçer nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş, hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı ?
Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan?
Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam!
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi?
Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi?
At, silip at aşkları bir yere fırlat
Bitti say ki derdini kaldır öyle yat
Sor, ne olur sor sen benden ayrılırsan
Ne olur düşümde bir ömrü durdursan
Aşk her defasında bende ararsam
Bırakırım kendimi öyle biraz da
Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı böyle?
Kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan
Susma nasıldır anlat hadi ayrılırsam
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi böyle
Büyük aşklar böyle mi biterdi
Susma hani aşk insanı zaten bulurdu?
Susma hani yıllar aşka çare olurdu?
Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu?
Böyle sensiz her gün biraz yokoluşum mu?
Sen, özlemlerindeki aşkı kovarken
Ben hüzün yolluyorum,
Sen-li ben-li olmuş bilincime.
En çok, unuttuğum sözlerini düşünüyorum.
Daha derin, daha berrak, usulca…Ve unutarak,
Çocukluğumdan kalma,
Boynuma asılı reçetemdeki aşk yasağını,
İzlediğim tüm savaş filmlerinin arasına,
Bir çocuğa uzanan namlunun ucuyla
Aşkı çiziyorum.Deli bir kızın uçurtmasına tutunmuş kaçarken ufkumdan,
Gökkuşağıma iliştirdiğin renkler kararıyor.
En siyah yerinde diniyor rüzgar.
Susamışlığıma, bir tuz tanesi olup düşüyorsun
Anılarım göçerken daha sıcak iklimlere,
Ben bi kırlangıcın yarı yıkılmış yuvasına saklamıştım ..
Bir zamanlar korkmuş yüreğimi…
Ve bi ağacın kovuğuna gizlemiştim alel-acele,
Bir mendile sarıp yarı mavi,yarı çocuk düşlerimi….
Geceydi …Uzakların yolları,
Dudağımdaki şarkıların sözleri yoktu..Yürek yüreği görmüyodu
El yordamı çöktüm bir duvar kenarına…
İçimden parça parça koparıp kalbimi,işaretler bıraktım hiç kimselere…
Ve yan yana dizip yetim cümlelerimi bir gözyaşı şişesinin içine akıttım……
Bir tanesini bile düşürmeden yerlere…
İkiden eksilen oldum,bire sığmıyorken..Cümlelerimden ve sevgilerden vazgeçtim …..
Ruhumun alevini üfleyip,kendimi kendimin üzerine çekip uykulara yatırdım bedenimi…
Geceydi..Yürek yüreği görmüyodu….
En karanlık kabuslarda bile açmadım gözlerimi dişlerimi sıktım..
Kan sızarken dudaklarımdan,bir kez olsun yakınmadım….
Sonra,kaç sonra geçti bilmiyorum,birer birer azaldı korkularım..
Birer birer açıldı örtüleri gözlerimin siyahının…
Sonra gün ışığı sızdı önce inceden,Sonra mevsim değişti kendiliğinden…
Sonra iliklerim ısındı sanki,
Ve elini yüzümde gezdirdi sıcacık bi düşün içinden bir çiçek..
Ve sanki uzanıp kirpiğimdeki nemden öptü bir melek …
Aralandı sıktığım avuçlarım,bileklerimdeki nabız çözüldü yeniden…
Uzaklara bi rüzgar esti yüreğimden“teşekkür ederim” dedi hiç kullanılmamış bir dille,çok güzel bir düşe…..
Kacıncı gece yarısından sonraydı,
Parmak uçlarımdan tutuştum.
Yastığımın altında bir hüzün gibi,
Kıpırdamadan öylece duruyordun.
Sevi kapılarımdaydı adın,
Alnıma yazılmış olmalıydın
Şarkılarım senle başlayıp,
Senle bitiyordu,
Seninle yatıp seninle uyanıyordum.
Şimdi başım resimlerine düşmüştür.
Bilmem kacıncı geceyarısından sonraydı
Adını ciğerlerime çekiyorum.
Geç yazılmış bir şiirmiydin?
Bir zaman ikimizi alıp gitmeliydi,
Her doğan güneşle batıyor,
Ve her yağan yağmurla,
Akıp gidiyordu umutlarım,
Üç dilek tuttum.
Üç zamanda,
Doğan ve batan güneş ışıklarında,
Ve yağmurda...
Sen yanıbaşımdaydın
Binlerce yıl ötedeydin,uzaktın
Bütün acıları ve hasretleri kucakladım.
Geç kalmış bir şiiirmiydin?
Adını sayıklamaktan,
Hala yorulmadım...
Sen, hiç yazılmadın ayrılığın satırlarına.
Hiç durmadı...doğan günün şafağına karşı yüreğin...
Sen, hiç aldanmadın esen rüzgara.
Gerçeğin adı...
Sen, hiç yalan olmadın...
Şimdi bakıyorsun resimlere,
Tıpkı bakar gibi güneşine ikindinin...
Neler aldı götürdü senden, saçlarındaki o dalgalar...
Bir bilsen...
Artık uzak sana sesimdeki diz çöken yankı
Duysan bile inanma sakın,
Ve şimdi ardıman,
Unuttuğun yerde kalıp, dönüşün umudunu,
Bir dilek tut kainata inanıyorsan
Adını nergis koy, korkma erguvan koy.
İstersen içinde sakla, aldat kendini
Aldan...ve tükendikçe,
O büyük yalan...
İstersen sussun dudakların,
Ağrıyan bir tövbenin gölgesine.
Bil ki, bundan böyle
Değiştiremezsin artık hiç bir yazılanı...
Değiştiremezsin artık...hiç bir yalanı...
Bilmezsin,
Kaderimi ayakta tutandır sana yorgunluğum.
Bak yine,
Omuzlarıma vurdu batan güneşin sanıcısı.
Yüreğimde adı konulmamış volkanlar...
Uyku bile gözüme, yağmura bürünüp yağar...
Sabah, duman kokusuyla uyanırım hatıraların.
Keskin “adın” gibi,
Ve ölüm tadında doğar öksürüklerim.
İşte böyle...
Bir dilek tut kolaysa şimdi.
Adını “sen” koy istersen.
İstersen...adını ben koyayım...
Değişmez nasıl olsa sitemin tadı.
Zaten ne de,
Feleğe bir yakarıştır, acıyıp gülmen...
Ve öfkelendikçe tükenen, imrenen kendine...
Ama ben, azaldım zaman çaldıkça senden.
Bilmedin ki, ömür bittiğinde ayrılıkta çeker gider.
Dileyemezsin sabahı,
Bilmedinki, en büyük düşmanidir kara toprak sevdanin.
Bilmedinki, unutan sen değildin aslında...
Unutan...yazıldığım satırlardı...
Sen...hiç yazılmadın zaten...
Çünkü biliyordun tüm yalanları...
Çünkü sen,
Hiç yalan olmadın...
Eskisi gibi aldırmıyorsun, başladığı gibi bitiyor gün...
ürkek kısraklar gibi koşarak karanlığın içinden...
Sen hala düşler topluyorsun adresleri şüpheli ömrünün...
ıssız ve hazan vurmuş bahçesinden...
Aynı üslupla yazılmış şiirlerin verdiği bıkkınlık...
gibi, akşamı esmerliğiyle tanıyorsun artık...
Ne kaldı geriye coşkulu şiirler’den bize? ...
Gece uzak tellerde açılmış bir yırtık...
Bak! yaşlı kadınların çıkını gibi karanlık...
gizliyor her şeyi, için için büyüyor...
“Düz gitmek iyidir” diyor. bir iç ses...
Kendisi her zaman kestirmeden yürüyor...
Öcünü al kır yollarının, avlu önlerinin ...
Yak desem Neron hırsıyla bütün şehirleri...
Aynı karanlık toplamayacak mı yine...
dimağları kurutulmuş bütün köleleri...
Mevsimler değişiyor ama eskimiyor günlerin ...
üzerindeki esvap, canlı ve parlak, bin yıllık...
Bozkırlar gibi kavrulup duruyor teninde...
Gözünü her kapayışında ürperen aydınlık...
gözlerin bosluğa dalıp gider
sahipsiz bakısların benim olsun isterim
sırların acıdan ağlar örer
kendi kayboluslarım
sende dursun isterim
ağladım senin için ilk defa
ellimde parcalanmıs
bir hayat var aslında
haps oldum söylediğim yalanlara
cıkıslar hep kapanmız
ruhum dar sokaklarda
Beni koyup gitme ne olursun
Durdugun yerde dur
Kendini martilarla bir tutma
Senin kanatlarin yok
Düsersin yorulursun
Beni koyup gitme ne olursun
Bir deniz kiyisinda otur.
Gemiler sensiz gitsin birak
Herkes gibi yasasana sen
Isine gücüne baksana
Evlenirsin çocugun olur
Beni koyup gitme ne olursun
Sonun kötüye varacak
Beni koyup gitme ne olursun
Elimi tutuyorlar ayagimi
Yetisemiyorum ardindan
Hevesim olsa param olmuyor