bir gunahın tenhasında buldum seni
her yanım çarmıhta
binlerce asırların sakladığı esir gibi
beklide efendisine asliğini yürütmüş suçlu
uyandığımda puslu dumanların içinde sana bakarken
ağıtların içine bırakılan bir gülümseme oldum
namert taraflarımı gençlik zamanlarıma doğratırken
yıldızların altına saklarken karanlıklarımı
çimen üstüne bırakılacak birkaç damla suyum yokken
hesabım olmamıştı
bir gün geleceğini
bir gün kor ayazda üşüyeceğim
bilemedim
bağışla beni
unutmuşum artık gülümsemeyi
biliyormusun
çoçukluğumda bıraktım
dut ağaçlarının dibine gömmüştüm
o mutlu adamı
meğer yalın ayak zamanlarımda mutlu imişim
sonrası bildiklerin işte
çiğ zamanlarının yeşiline ihanetim olmadı inan
kurban olarak verildiklerim
talanlarını yüklediler
bir kaçını hatırlıyorum sadece
kulağımda sinen kahkahalarını
eski sarkılar diyorum onlara
kemanın en acı tarafı
hatıraların en kötü kokusu
hani gözleri nemlendiren
unutulmak istenenler
Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum. Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde..Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle. Yine yokluğun düşüyor hecelerime, yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor. Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da silinir mi yokluğunun acılarını ?. Zaman sanki hasretinde durmuş..Herşey hasrete prangalı�
Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları. Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum sıvasız duvarlarda. Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin kanla karışık terini�Olmuyor�Sensiz olmuyor işte. Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim .. Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını�Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini�Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum. Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru, senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri.
Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer.. Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek umutsuzluğa boyanmış geleceğim . Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara. Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım..Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım ılık meltemlerin koynuna �Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, mevsim ne olursa olsun gelişin bahar olacak dudaklarımda..
Biliyorum imkansızlığın ötesinde seni yaşamak istiyorum.. Kana kana gülüşlerini içmek varlığının huzurunda. Hayallerimle gezinsem bir an ; kabullenip ama bir türlü ezemediğimiz gerçekler bir gibi iniyor yüzüme.. Yıkılıyorum olduğum yere.Tutunmak için bir dal bir el � Düşüyorum..Acıyor yüreğim..Kaldırımları öpen dudaklarımı siliyorum beyaz gömleğimle. Boynu celladın kanlı ellerinde suskunluğa vurulmuş bir mahkum gibi arkama bakmadan şehrinin karanlıklarına yürüyorum..Ve kayboluyorum göğü çalınmış kuşlar gibi köhne sokaklarında ardında�Vuslat kelimeleri çalınmış yetim çocuklar gibi ağlıyorum yağmur bulutların avuçlarında. Kimse gözyaşlarımı görmesin diye gecenin karanlığını örtüyorum üzerime,.
Zaman akıyor gidiyor. Mevsimler değişiyor, turnalar şehrimi terk ediyor.. Ama bir ben kalıyorum yokluğunda..Her düş kırıntısından sonra kirli sakallarımla vuslata isyan bayraklarını açıyorum. Yüzümü yıkadığımda aynalarla yüzleşmekten korkuyorum. Pencereleri bir açsam senin sesin diye fırlıyorum dışarıya. Ne zaman telefonum çalsa buğulu sesin diye koşuyorum. Ama her defasında yıkılıyorum olduğum yere..Gün pencerelerime vurduğunda ilk işim, yokluğunda ıslanan gözbebeklerimi mandalla ipe asıp güneşte kurumasını bekliyorum.
Biliyorum, ağır aksak hayat yokuşunda hiçbir zaman seninle yürümeyeceğiz. Belki kelimeler hep dillerde saklı kalacak. Karanlıklar büyüyecek avuç içlerimizde. Ellerimiz hep yabancı kalacak birbirine. Ve yüreklerimiz hep yalancı baharlarda soluyacak isimlerimizi..Kuytu köşelerde sigaraya hasreti sarıp küllerinden umuda güller ekecegiz.. hayat yükünü taşıyan sırtımız diye nemli duvarlara yaslanıp kendimizle dertleşeceğiz..Ağladığımızda dizlerimi arayıp seni seviyorum kelimelerini gözbebeklerimizde ıslatacağız.
Ama ne olursa olsun, hasret perdelerinden bir gün sevda türküleriyle uyanacağız vuslat sabahına.. Melek'lerin ağladığı gönül bahçelerinde delicesine gezip gülüşlerimizi delicesine soluyacağız. Sabırla, umutla vuslatı bekleyecegiz. Vakit, hasret zamanı. Ne olur ağlama. ben senin icin bu satırları yazarsan hasretimize ağladım. Ne olur üzülme sen ağladığıma..Bırak aksın gözyaşlarım. Silemesem de ellerimle gözyaşlarımı, yüreğimde umutlarla kurumuştur gözbebeklerim..Ne olur dayan bu hasrete..Bir gün vuslatın bahar kokulu gecelerinde yıldızlarda gezineceğiz. Seni seviyorken ne olur gülümse�
"Birazdan yokluğunu sereceğim
Hasretinin duvarlarına.
Ve yüreğimi ateşleyeceğim
Katransı yokluğuna..
Ve gözbebeklerimi ıslatıp
Seni sayıklayacağım
Gecenin koynunda..
Hasretini dudaklarımda öldürüp
Güneşle boynuna sarılacağım
Bahar kokulu sabahlarda.."
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum...
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
\'\'git artık\'\' demek
\'\'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa\'\'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Ne gidenler döndü sen dönmedin
Sensiz kaç gece kaç sabah oldu
Yokluğun ecelmiş hasretin kefenmiş
Dönmemeye yemin mi ettin
Ya beni de al, ya sen gel yanımda kal
Gitme maralım
Dön maralım dön dön ceylanım
Ay değil yıl oldu bitir hasreti
Aklı firar ettim yüzün görmeyeli
Mecnuna eş tuttu gınar el beni
Ey benim avazım ey baharım yazım
Elimdeki sazım, ceylanım
Geri dön geri dön nazlı ceylanım
Hasretin yaman nasıl dayanım