boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 67
Forumlar >> Dinler, inançlar, mistisizm >> EY ORUÇ TUT BENİ boşluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar EY ORUÇ TUT BENİ
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583




Ramazan’da verilen beş nimet



Cabir ibni Abdullah (ra) Resul-i Ekrem Efendimiz (sas)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Ümmetime ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.


Birincisi: ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.

Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah'a yalvarırlar.

Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.'

Beşincisi: Ramazan'ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.

Sahabilerden bir zat sordu: "Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?" Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellem "Hayır," dedi, "bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?" (et-Tergib ve't-Terhib, 2:92)



03-09-2008 23:31 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583


İnfak et ki infak olunasın, başkalarını düşün ki, sen de düşünülenlerden olasın


BAYRAM KUSURSUZ
Cömertlik, Peygamberimiz’in (sas) ahlâkının bir parçasıydı. Yanına gelen hiç kimseyi boş çevirmemişti. Oruç ve sadaka cennet yolunun buraklarıdır. Ramazan’ın sadakayla bereketlendirilmesi hususunda Allah Resulü’nün (sas) mü’minlere müjdeleri vardır.



Ramazân, cûd (kerem ve cömertlik), sehâvet, cömertlik, ihsân, dayanışma, yardımlaşma, infak ve Allah yolunda maddî-mânevî fedâkârlık ayıdır. Ramazan, rahmet yağmurlarının mü’min kalplere sağanak sağanak yağdığı bir aydır. Muhsin kulların elleri, Ramazan’da açıldıkça açılır, coşar ve verme ile bereketlenir.
Allah Resûlü (sas), bu ayda infak etmenin en güzel misâllerini bize göstermiştir. İbn-i Abbas’ın (ra) ifâdesiyle: “Rasûlullah Efendimiz, insanların en cömerdiydi. Bilhassa Ramazan’da, Cibrîl’le karşılaşınca, önüne kattığı her şeyi sürükleyip götüren bir rüzgâr gibi cömert kesilirdi.” Şimdilerde ve özellikle de şu mübârek zaman diliminde, Allah Resûlü’nün getirmiş olduğu bu ihsan ruhuna, cömertlik anlayışına, o güzel ahlâkına ne kadar da muhtâcız!

Peygamberimiz asla “hayır” demezdi

Cömertlik, O’nun ahlâkının en önemli yanıydı. Hz. Câbir der ki: “O, kendisinden istenen her ne olursa olsun mutlaka verir, asla ‘hayır’ demezdi.” Bir adam geldi. Allah Resûlü ona, bir vâdi dolusu koyun verdi. Bu adam, sonra kavmine döndü: “Ey kavmim! Derhal Müslüman olun. Muhammed öyle veriyor öyle veriyor ki, vallâhi asla fakirlikten korkmuyor.” dedi. O sırada sadece dünyayı arzuluyordu. Ama az zaman sonra, yüce dinimiz ona, dünya ve içindeki her şeyden daha sevimli gelmeye başladı.. ve sonunda İslâm’la şereflendi. Safvan b. Ümeyye der ki: “Allah Resûlü bana verdi ha verdi... Bundan önce insanlardan en kızdığım O idi. Bana verir vermez birden gözümde değişti ve insanların en sevimlisi hâline geldi.” Huneyn günü yüz deve vermişti. Sonra yine yüz, ardından yine yüz.. ve daha başka ihsanlarda da bulmuştu. Öyle ki Safvan şöyle dedi: “Şehâdet ederim ki Nebî nefsinden başkası, bu kadar yapılan hiçbir iyiliği kaldıramaz.”

Bu ayı fırsat bilmek gerekir

Bu güzel ayı önemli bir fırsat bilmek ve gereğince değerlendirmek gerekiyor. İnfak et ki infak olunasın. Başkalarını düşün ki, sen de düşünülesin. Çok kimseler yoklukla kıvrım kıvrım. Bunları düşün ki Rezzâk-ı Hakîkî de seni ansın. Ve yine bil ki, nimetin şükrünün tamamlanması, ancak ondan infak ile olur. Allah’ın (cc) bir kısım kulları var; -tâbir câizse- onları, kullarına yardım için özel olarak ayırmıştır. Verirlerse Allah da onlara verir. Cimri davranırlarsa Allah da onların ellerinden çekip alır. Allah bize çok çok verdi, ama bizden pek az istiyor. “Kimdir o yiğit ki Allah’a güzelce ödünç verir, Allah da onun verdiğinin mükâfatını kat kat artırır. Allah rızkı kısar da, bollaştırır da.” (Bakara, 245)

Ey hayır isteyen, kalk beri gel!

Ramazan, bu konuda büyük fırsatların olduğu bir aydır; sadaka, ihsan, yardım ve cömertlik mevsimidir: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip her birinde yüz dane bulunan bir başağın hâline benzer. Allah dilediğine kat kat fazlasını da verir.” (Bakara, 261) Zira bu ay, zamanların en şereflisi ve sevapların katlandığı aydır. “Cûd”, kerem ve cömertlik demektir. En güzel sıfatlardandır. Bilhassa Ramazan’da daha önemlidir. Hadiste “Her ramazan gecesinde bir münâdî (melek): Ey hayır isteyen adam, hele kalk şöyle beri gel; ve ey şer isteyen adam, hele biraz şerlerden uzak dur, diye nidâ eder. Ramazan’ın her gecesinde Allah’ın cehennemden âzât ettiği bâzı kulları vardır.” (Tirmîzî, 1/209) “Kim bir oruçluya (iftar vaktinde) iftar ettirirse o oruçlunun sevabını aynen o da alır. Hem de oruçlunun ecrinden hiçbir şey eksilmez.” (Tirmîzî, 1/243) buyurulur. Oruç ve sadaka, cennet yolunun buraklarıdır. Efendimiz aleyhisselâm, “Cennette birtakım odalar var. Dışı içinden, içi dışından gözükür.” deyince, bir Arâbî kalktı, “Kimin onlar?” dedi. Kâinâtın Efendisi de, “Güzel şeyler konuşan, yemek yediren, oruca devam eden ve geceleyin insanlar uykudayken namaz kılan kimselerindir.” buyurdu.

Sadaka, malı bereketlendirir

Ebu’d-Derdâ (ra) şöyle derdi: “Yevm-i asîr olan o kıyâmetteki çetin gün için sadaka veriniz.” Sadakalar oruçtaki kusurları kapatır. Oruçta muhakkak ki bir eksiklik-gediklik bulunabilir. Sadaka ise bu noksanları sarıp sarmalar. Bu yüzden fıtır sadakasını, ayın sonunda vermek, orucun her türlü eksiği gediği kapansın için vâciptir. Sadaka, malı eksiltmez, ama bereketlendirir. Allah Resûlü, “(Zamanlama olarak) sadakanın en hayırlısı Ramazan’da verilendir.” buyurur. Herkese karşı cömertçe davranma ve hep veren el olma, O’nun sünnet-i seniyyesidir.



03-09-2008 23:32 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583


Erhan Güleryüz: Ramazan, insanların birbirlerini insan gibi sevebilecekleri bir zaman dilimi


ŞEMSINUR ÖZDEMIR
Ramazan’ı müzisyen arkadaşlarıyla birlikte stüdyoda geçiren sanatçı Erhan Güleryüz, yaptıkları müziğin bile bu havadan etkilendiğini söylüyor. Güleryüz, ramazan atmosferinin insanlık için bir şans olduğunu söylüyor.



İlk ne zaman oruç tuttuğunuzu hatırlıyor musunuz?
Sanırım 5 yaşlarımda idim. Öğleye kadar tutmuştum. Rahmetli babaannem de vardı. Oruç tutar gibi yapmıştım. Tam gün orucumu 12 yaşımda tuttum. Tam nasıl olduğunu hatırlamıyorum; ama yine böyle sıcak zamana denk gelmişti sanırım. Çok susadığımı biliyorum sadece.

Ramazan’ın sizin için mânâsı nedir?

Ramazan geldiğinde bir nûrun bütün dünyaya yayıldığını düşünüyorum. İnsanlar diğer 11 ayda vakit bulamadıkları, dikkat etmedikleri birçok şeye Ramazan’da dikkat ediyorlar. Toplumun genelinde bir huzur oluyor. ramazan ayında bütün yaşadığımız şehirlerde insanların yüzlerine nûr geldiğini, hayatlarında daha huzurlu olduklarını düşünüyorum. Bu huzur kitlesel bir tören gibi. Keşke Ramazan’ın güzelliğini diğer 11 aya alabilsek. Benzeri güzellikleri, benzeri barışıklıkları bir arada yaşayabilsek. Ramazan’ı çocukluğumdan beri çok seviyorum. İlk başta ibadetimizi yerine getiriyoruz, bu yapmamız gereken bir şey zaten. Sağlık itibarıyla da vücudumun dinlendiğini hissediyorum.

Oruç tutmak, çalışma temponuzu nasıl etkiliyor?

Çalışma tempomuz güzelleşiyor. ramazan aylarında birkaç iftar programı dışında genelde stüdyoda oluyoruz. Bütün müzisyen arkadaşlarımız ile 20-30 kişi birlikte oluyoruz. İftar, sahur saatlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Hem müziğimizi yapıyoruz hem iftarı, sahuru. Bu, çok başka bir şey katıyor yaptığımız müziğe. Etkiliyor müziğimizi.

Ramazan’a has âdetleriniz var mı?

Ailemle, annemle, kardeşlerimle bir arada mümkün olduğunca iftar yapmaya çalışıyorum. Onun dışında olmazsa olmaz diyebileceğim pek bir şey yok.

Sosyal hayatta ramazan neşesini nasıl gözlemliyorsunuz?

Milenyum çağında, 2007’de yaşıyoruz. En süratli bilgi akışının olduğu yıllardayız. İnsanlık çok süratle değişiyor, gelişiyor. Bu, aynı zamanda gerileme anlamına da gelebilir; çünkü silahların teknolojisi yükseliyor, savaşlar artıyor. Bu kadar kaos içerisinde insanların insan gibi birbirlerini sevebilecekleri bir şans ve zaman dilimi Ramazan. ramazan ayında İslam’ın güzelliği bütün topluma sirayet ediyor, hayatın tamamına yansıyor. 11 ayda çok da kendimize, sağlığımıza, yaşam koşullarımıza dikkat etmiyoruz. Ramazan’da güzel, huzurlu bir disiplin geliyor. İnsanlar kendilerini biraz daha toparlıyor. Keşke diğer aylar da Ramazan’ın modeliyle devam etse; ama öyle olmuyor. Çok yorucu bir zamandan geçiyoruz. ramazan ve İslam, bu zamanlarda bize ayakta durma gücü ve sabır veriyor.



03-09-2008 23:33 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583


Dilek Sabancı: Artık, ibadet için “hiç vaktim yok” demiyorum


NURULLAH KAYA
Merhum işadamı Sakıp Sabancı’nın kızı Dilek Sabancı, 2. kez umreye gitti. ramazan ayında kutsal topraklarda bulunmanın tarif edilmez hazzını doyasıya yaşadığını ifade eden Dilek Sabancı, dinî vecibelere her geçen yıl daha sıkı sarıldığını dile getirdi.



Neden ikinci kez umreye gitme ihtiyacı hissettiniz?
İlk defa umreye 2003 yılında gitmiş ve çok etkilenmiştim. Kendi kendime ‘bir daha gideceğim’ diye söz verdim. Allah da nasip etti, bir kez daha oraları görme fırsatım oldu. İlkinde acemiydim. Bu kez daha bilinçliydim. Yanımda İzmir Karşıyaka Müftüsü Emin Arık ve eşi de vardı. Ziyaretim esnasında Mekke ve Medine’yi gezerken daha tecrübeli olduğumu hissettim. Üstelik yaptığım dualarda da hazırlıklıydım.

Ramazan ayında umreyi özellikle mi yaptınız?

İlk umremi de ramazan ayında gerçekleştirmiştim. İkinci ziyaretimi de bilerek ramazan ayında yaptım. Ramazan’da umre yapmanın daha sevap olduğunu biliyorum. Ramazan’da oraların ortamı çok farklı oluyor. Bu yüzden ziyaretimin bu mübarek ayda muhteşem geçtiği düşüncesindeyim.

Sizi dine bu kadar yönelten ne oldu?

Benim hayata bakış açım, bu dünyanın bir gün sona ereceği üzerine kurulu. Kur’an-ı Kerim’de de ifade edildiği gibi uhrevi bir hayat herkesin karşısına bir gün mutlaka çıkacak. İnsanoğlu, dünyada yaptıklarının karşılığını cennet veya cehennem olarak görecek. Ayrıca biz Müslümanlar inşallah eninde sonunda cennete gideceğiz. Bu yüzden Müslüman olduğuma daima şükrediyorum. Benim kavrayamadığım, bazı insanların ölümden sonraki hayata inanmamaları. Herkes mutlaka hesaba çekilecek.

İslamiyet’i daha iyi öğrenmek için neler yapıyorsunuz?

İstanbul Beykoz eski Müftüsü Emin Bey’le sıkı bir diyalog içerisindeyim. Kendisi son derece iyi bir insan. Ayrıca iki kez Kur’an-ı Kerim’in mealini okudum. Kur’an’ı daha çok anlamaya muhtaç olduğumuzu düşünüyorum. İnşallah şimdi Kur’an’ın tefsirini okumaya başlayacağım. Süleyman Ateş’in ve Muhammed Esad’ın eserlerini okumayı planlıyorum.

Kutsal topraklarda sizi etkileyen bir şey oldu mu?

Kutsal topraklarda dikkatimi çeken en önemli şey; Mekke-Medine’deki insanların hayatlarını namaza göre programlamalarıydı. Her iki seferdir dikkat ediyorum; oradaki Müslümanlar ezan okunduğu zaman işlerini güçlerini bırakıp namaza koşuyorlar. Kimse işini veya yoğun çalışmasını bahane etmiyor. ben ibadet dendiği zaman, ‘Hiç vaktim yok, çok yoğunum.’ diyordum. Fakat oraları gördüğümde, bu şikâyetimden vazgeçtim. Onlar hayatlarını adeta namaza göre programlıyor. Çok da rahat ediyorlar. Bu durumlarına hayran oldum.

Namazın dinimizdeki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin kuşkusuz büyük amaçları var. Ancak bizim dinimizde namazın çok ayrı bir yeri bulunuyor. Örneğin durumunuz iyi değilse hacca veya umreye gitmeyebilirsiniz. Sağlık sorunlarınız varsa oruç tutmayabilirsiniz, malınız yoksa zekât vermeyebilirsiniz. Ancak namazı mutlaka kılmalısınız. Namaz, Allah’ın üzerinde hassasiyetle durduğu bir ibadettir. Çok hasta olsak bile başımızla namazımızı kılmamız gerekiyor. Allah, bizim için her şeyi yaratmış; bizden istediği günlük yaklaşık bir saatimizi namaza ayırmamız. Hem namaz sayesinde insanın ruhu çok rahatlıyor. Ben, zihinsel duruluğumu namaza borçluyum diyebilirim. Namazın kazandırdıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Ayrıca daha önce benim namazlarım çok uzun sürerdi. Çünkü ben namaz kıldıktan sonra uzun uzun dua edilmesi gerektiğini sandığım için çok vaktim giderdi. Şimdi öğrendim ki; namazın kendisi başlı başına bir duaymış, ayrıca dua etmek isteğe bağlıymış. Üstelik çok zor durumda kaldığımızda namazı cem etmek gibi dini bir kolaylığın olduğunu öğrendim. Bunlar İslamiyet’in güzellikleri. Benim için namazların içinde sabah namazının çok ayrı bir yeri var. Sabah namazını çok seviyorum.

Türkiye’de son yıllarda kurulan ramazan çadırları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki Ramazan’da yapılan bu tür etkinlikler çok güzel. Ancak duydum ki; çadırlardan durumu iyi olan insanlar da yemek alıyormuş. Bu durumu pek tasvip etmiyorum. Bakın sizinle umrede gördüklerimi paylaşayım: Orada mutlaka ihtiyaç sahibi yoksul insanlara iftar yardımı yapılır, yemekler verilir. Hatta Allah kabul eder inşallah, biz de bir iftar verdik. Oradaki görevliler beni kırmadılar, kısa sürede yaptığımız bir organizasyonla Mekke’de 400 yoksul insana iftar verme fırsatı yakaladık. Bu iftar beni çok mutlu etti. Hiç unutamam. Hele de gerçekten fakir ve yoksul insanların faydalanması çok sevindiriciydi.

Ramazan’a dair unutamadığınız bir anınız var mı?

Çocukluğumda yaşadığım Ramazanları kesinlikle unutamam. Başta anneannem, babam, annem ve tüm kardeşlerim ramazan ayında iftar saatinde bir araya gelirdik. Bizim gibi büyük ve yoğun işleri olan bir ailede sürekli bir araya gelmek çok zordur. Aile büyüleri daima çalışır. Bu yüzden çocukken iftarda hep beraber olmamıza çok sevinirdim. Ayrıca çocukken oruç tutayım, tutmayayım mutlaka sahura kalkmaktan çok hoşlanırdım. Çünkü gecelerin ayrı bir hareketi oluyordu.

Başörtüsüyle ilgili yorumlarınızı alabilir miyim?

İleriki yıllarda başörtüsü takmayı düşünüyorum. Umreye giderken Suudi Arabistan Hava Yolları’ndaki bayanların taktığı başörtüsünü görünce çok hoşuma gitti. Saçlarının üstünde takkeye benzer fes gibi bir şey vardı. Onun üstüne de kıyafetinize uyum sağlayabilecek değişik renklerde takabileceğiniz ipekten bir tül bulunuyordu. Son derece hoştu ve gayet güzel görünüyordu. Eğer örtünürsem o tarzda bir şey olabilir.


03-09-2008 23:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583


Camiler, bizsiz öksüz gibidir


MUSTAFA AYDIN
Ramazan döneminde edindiğimiz cemaate katılma alışkanlığı bu mübarek aydan sonra da devam etmeli. Bilmeliyiz ki mescitler ana kucağı gibidir. Rahmetin, affın ve merhametin vesileleri mescitlerin gölgelerinde gizlidir.




Camiler ve mescitler, Beytullah/Allah’ın Evi olan Kâbe’nin mahallemize kadar sokulmuş şubeleridir. Kişinin inandığı değerler zümresine bağlılığı cemaate katılıp katılmamasıyla doğru orantılıdır. Hiçbir mazereti yokken namazını cemaatle ya da camide kılmayan bir Müslüman’ın başka konularda “aşırı hassas” yorumlarına pek itibar edilmese gerektir. Mescitlere ibadet için gelip-gidişlerimiz Cennet’te bize yapılacak ikramı artırır. Mescide giderken attığımız her adım bir küçük günahımızı silip manevi derecemizi yükseltir. Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınandan daha büyük sevap kazandırır, karanlık gecelerde mescide giden kimselerin kıyamet gününde tam bir aydınlığa kavuşacaklarını, gerçek mü’minlerin bir sıfatlarının da mescitlere gitmelerinin olduğunu bilmeliyiz.
Ramazan döneminde edindiğimiz cemaate katılma alışkanlığı bu mübarek aydan sonra da devam etmeli. Bilmeliyiz ki mescitler ana kucağı gibidir. Rahmetin, affın ve merhametin vesileleri mescitlerin gölgelerinde gizlidir. Efendimiz (sas) bir kimsenin evinde güzelce temizlendikten sonra mescide giderse, attığı adımlardan her birinin bir günahı silip yok edeceğini, diğer adımının da onu bir derece yükselteceğini müjdeliyor. (Müslim, Mesâcid 282)

Hele bu gidiş karanlık gecelerde olursa sevap daha da artıyor ve “kıyamet gününde tam bir nura kavuşmak”la ifadelendiriliyor. (Ebû Dâvûd, Salât 50)

5 vakit namaz ruhumuza her vakit manevi zindelik sağlayan bir ibadettir. Ebû Hureyre (ra) Efendimiz’den (sas) şöyle rivayet ediyor: “Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?” Sahâbîler, “O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz” dediler. Resûl-i Ekrem, “Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah, beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular. (Buhârî, Mevâkît 6)

Mescitlere girdiğimizde dünyayla irtibatımız maddeten (cep telefonu!) ve manen kesilmeli, sadece Rabb’imizle baş başa olacağımızı düşünmeli, O’nun huzurundayken başka sevdalara dalmamalıyız. Çünkü Rabb’imiz, Kur’an’ında şöyle buyuruyor: “Şüphesiz mescitler Allah’ındır. Öyleyse Allah’la beraber başkasına tapmayın!” (Cin, 72/18)

Mescitlerimizin kıymetini bilmeli, ziyaret edilmesi gerekenleri imkanımız varsa ziyaret etmeliyiz. Resulullah (sas) bir hadis-i şerifinde bu mescitleri şöyle belirliyor: “Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram’a ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” (Müslim, Kitabu’l-Hacc, 15/415, 511, 512)

Ta’dil-i erkânsız namaz olur mu?

Peygamberimiz (sas), “Nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız siz de öylece kılınız.” buyurmaktadır. Dolayısıyla tavuğun yem topladığı gibi değil, başka şeylerle meşgul olmaksızın huzur ve huşu içerisinde kılınan namaz önceden işlenmiş günahların silinmesine vesile olur. Kalp, huşu içerisinde olursa vücut ve azalar da huşu içinde olacağından öncelikle namaza başlamadan kalbi huzursuzluklardan temizlemek, meşguliyetlerinden arındırmak gerekir ki namazımız gerçekten namaz olsun. Rüku ve secdelerde azalarımızın önce bir sükûnet bulması, diğer hareketlerin bu sükûnetten sonra yapılması gerekir.



03-09-2008 23:35 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583




Ramazan’dan geriye, ihlas, sevgi ve ibadet neşesi kalmalı


SERHAT ŞEFTALI
Bugün arife.
Yarın bereketi ve maneviyatıyla bizi saran Ramazan’ı uğurlayacak ve bayramı kucaklayacağız. sevgi ve mutluluk içinde sevdiklerimizle bayramlaşacağız.




Ramazan neşvesi bizden hiç gitmesin, hiç ayrılmasın. Bu arzuyla bayramı kutlarken Ramazan’ı 11 aya yayabilmenin gayretinde olmalıyız.

Çocukları boş çevirmeyin: Bayram neşe demektir. Çocuklar içinse bir başka neşe ve sevinçtir. Kapınızı çalan, belki bir daha hiç gelmeyecek, belki bir daha hiç görmeyeceğiniz minikleri sevindirin. Minik çikolatalar, gofretler, şekerler, sakızlar, balonlar, kitaplar sizin bayram harçlığınız olsun. Eğer hazırlık yapmadıysanız bugün hâlâ fırsatınız var.


Ramazan, 11 aya rehber olsun: Ramazan’a hep “11 Ayın Sultanı” deriz. Peki bu nasıl olacak? Ramazan’daki yaptıklarımız diğer 11 ay için rehber, örnek olmuyorsa, sadece “Ramazan Müslüman’ı” oluveriyorsak bu, ahiret mutluluğu açısından acaba yeterli mi? Ramazan’da alışkanlık haline getirmeye çalıştığımız Kur’an okumayı, vaktinde namaz kılmayı ve gece kalkmayı devam ettirmeliyiz.

Gıybet ve kötü sözü unutun: Oruçluyuz diye gıybet, yalan, kötü söz ve beddua gibi kerih şeylerden daha uzak durduk. Artık oruçlu değiliz diye bunlara geri mi döneceğiz?! Tabii ki hayır! Bir aylık tecrübe artık tüm yıla yayılmalı.

Bayram namazına çocuklarla gidin: Bayram neşesine çocukları da ortak edin ve onların da dinimizi öğrenmesine vesile olun. Bayram sabahı, bayram namazına yaşı uygun çocuklarınızla birlikte gidin. Anneler de kız çocuklarını tatlı dil ve sevgiyle bayram sabahında kaldırıp bayram hazırlığına yardımcı olmalarını teşvik etmelidir.

Büyüklere saygıyı sizden görsünler: Büyüklerin ellerinin öpüleceğini, gelen misafire nasıl hoşgeldin denileceğini ve nasıl güleryüzlü olunması gerektiğini siz öğretin çocuklarınıza. Şekerin, kolonyanın, tatlının nasıl ikram edileceğinin provasını bugünden yapabilirsiniz.

Arkadaş davetleri devam edebilir: Ramazan’ı vesile yapıp dostlarımızı, yakınlarımızı iftarlara davet ettik. Kimi zaman öğrencileri, kimi zaman da hiç tanışmadığımız komşularımızı sıcak bir tas çorbanın kardeşliğinde ağırladık. Bu sıcaklığın devam etmesi adına oruç olmasa da ihmal etmemeliyiz. Bu sevginin oluşması adına bir yıl beklemeyin...


Bayram harçlıklarına müdahale etmeyin: Çocukların bayram harçlıklarını ev bütçesinin yaması olarak düşünmeyin. Çocukların paralarını da ellerinden almayın. Ama çocukların büyüklerin el öpmesini bayram harçlığı olması gibi algılamasını da güzel sözlerle önleyin. Çocuğunuzun parayı nereye harcayacağına siz karar vermeyin. Eğer böyle bir endişeniz varsa bu, bayramda öğretilecek bir durum değildir.

Mezarlıkları ziyaret edin: Ahirete intikal etmiş, ömrünü tamamlamış yakınlarınızın, anne-babalarınızın mezarlarını imkanınız varsa mutlaka ziyaret edin. Ziyarete çocuklarınızı da götürün. Onlara mezarının başında Fatiha’lar, Yasin’ler hediye edin.

Küskünlüğü bitirin, barış için siz adım atın: Akrabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız arasında bir dargınlık söz konusuysa bu bayramı bir fırsat bilin. İlk adımı siz atın. İlk adımı atanın daima sevapta en önde olduğunu unutmayın. Dargınlıklar, uhuvveti zedeler. Bereketi engeller. Öfkelenmeden, kötü sözler sarf etmeden, sabırla ve Allah rızası için adım atın. Velev ki karşı taraf olumlu cevap vermedi; olsun siz görevinizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşayın.

Huzurevleri ve hastaneleri ziyaret edin: Bayramlar çoğu insan için sevinç günleri olsa da, toplumun bir kesimi için de hüzün günleridir. Çocuklarından, anne-babalarından, akrabalarından uzakta olanlar bayramın hiç olmazsa yarım gününü bir yetimhanede, bir huzurevinde geçirebilse ne güzel olur. Hayatının bahar ya da sonbaharını yaşayan insanları sevindirmenin sevabı tahmin edebileceğimizin çok üstündedir. Bayramda asıl sevinmeye muhtaç olanlar kimsesiz, yalnız ve bakıma muhtaç insanlardır.




03-09-2008 23:36 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

son dakika(gökay) demiş ki;

şimdi bende mutlu oldum




04-09-2008 21:41 | cevapla | Şikayet Et!
offline sondakika(gökay)
Mesajlar: 18169

151583


Ben Böyle Olmamalıydım




Ben, böyle olmamalıydım
İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma.
İçime bir ateş düşmeliydi
Ayaklarımın feri kesilmeliydi.
Kendimden geçmeliydim sonra...
Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda
Ama bunu kimse duymamalıydı,
Seni, mahşere kadar saklamalıydım.
Ben böyle olmamalıydım
Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur
Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa
Çalan her kapıya sensin diye koşmalıydım.
Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan
Ben hep sana yormalıydım.
Gece yıldızlarını serpince göre
Seni görmek için uyumalıydım.
Şarkılar kime söylenirse söylensin
Sana diye dinlemeliydim.
Türküler dolmalıydı odama,
Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses
Selvi boylu yâr sen olmalıydın
Kömür gözlüm ateşine düşeli
Senin için söylenmiş söz olmalıydı.
Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice
Bir keman, incecik çığlık olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi,
Seni mahşere kadar saklamalıydım.
Böyle olmamalıydım,
Kelimeler Taif'i taşıyınca kulaklarıma
Daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,
Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.
Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi.
Haremde bir ikindi vakti
Kem gözler çevrilince sana
Ve vefasız eller uzanınca yakana
İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.
Sen ötelere hazırlanırken,
Öteler senin için süslenirken,
Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
Perdenin son kez kapanması gibi,
Kapanmalıydı gözlerim.
Sonra içime doğru gerilip,
Seni bize lutfedenin ismini haykırıp,
'Allah(C.C.) ' deyip,
Düşmeliydim yere.
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamıydım.
Ve mahşer günü...
Uzaktan seni seyretsem.
Sana yakın olmak için can atsam.
Beni engelleseler,
'Sen kim yakınlık kim? ' deseler.
Ben ağlamaktan konuşamasam.
Gözlerini çevirsen bana.
'Benim cennetim bana bakan gözlerindir.'
Ve tebessüm etsen.
Ama bunu kimse görmese,
Seni ebede kadar saklasam.


30-12-2008 22:25 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com