MUSTAFA AYDIN
İmam-ı Buhari, meşhur sahih hadis kitabına, niyet hadisiyle başlayarak, meselenin önemini göstermiştir. Hayatın ve davranışların sonucu, baştaki niyete bağlıdır. Niyeti de ancak Allah (cc) bilir. İnsan neye sahipse ve ne gibi amelle meşgulse hepsinin değeri niyetle ölçülür veya değer kazanır.
Salih amellerden önce niyetlerimizi kontrol etmeliyiz. Zira niyet, farzlar üstü farzdır. İster dille, ister kalple olsun, asıl olan gönlün kastıdır. Kur'an'ın ifadesiyle "bi kalbin selim" olan kalbin amelidir. Niyetin doğru ve müstakim olması önceliklidir. Niyetin güzelliği sadece amelin başında değil, amelin bitimine kadar devam etmelidir.
Niyet, bir anlamda imanın kalpteki devamlılığı ve güncelleşmesidir. İhlâs ufkunun fidesi ve meyvesinin lezzetidir. Niyet sadece belli ibadetler için değil, hayatın tümü için yapılmalı, geçerli ve gerekli olmalıdır. Kimimizin zannettiği gibi niyet sadece namaz, oruç ve hac benzeri ibadetlere mahsus olmamalıdır.
Niyet iç içe olmalıdır. Birincisi kulluk, diğeri ise o an ifa edilen ameldir. Yoksa ibadet bitti zannıyla niyetsiz bir yaşama dönülmemelidir. Sıradan zannedilen yemek, içmek, uyumak giyinmek dahi niyetle alakalıdır. Niyetsizlik ise bir anlamda gaflettir. Hak’tan ve kendinden uzaklaşmak, Rabbi adına değil; nefsin hevası adına amel işlemektir.
Niyet dille değil, kalple olmalıdır. Kalpte niyet yokken dilin sözleri bir anlam ifade etmez. Oruca niyet ise derece derecedir. Herkesin orucu, niyet ettiği kadardır. Niyet, ibadet sarayının anahtarı hükmündedir. İhlâs, amelden önce niyette bulunmalıdır.
İbadetlerin değeri ve neticeleri niyetle bağlantılıdır. Niyeti unutulan ibadete gaflet arız olur. Zira niyet diğer bir mana ile daima Hakk'ın gözetiminde olduğunu şuurda bulundurmaktır. Her amelin besmelesi hükmündeki niyet, o ameli Allah için eda etme prensibidir.
Geçmişi aramak yerine yaşadığımız Ramazan’ın kıymetini bilelim
ŞEMSINUR ÖZDEMIR
İlk orucunuzu hatırlıyor musunuz?
7-8 yaşlarımda tam gün oruç tuttuğumu hatırlıyorum. O yaşımda Ramazan’ın başında, ortasında ve sonunda birer gün oruç tutmuştum. Kalabalık bir ailenin çocuğuyum.
Murat Göğebakan - Sanatçı
4 kardeşiz; ama dedemin 80 torunu vardı. Amca çocuklarıyla hep bir aradaydık. Kalabalık bir ortamda yaşardık. Öyle bir havada tutulan orucun güzelliğini ancak yaşayan bilir.
Oruç ruh dünyanızı nasıl etkiliyor?
Ne olursa olsun iftardaki ilk yudum su veya ilk lokmanız mükafatınızdır. O anda manevi anlamda mükafatı aldığınızı hissediyorsunuz. Bu yeterlidir. ben genel olarak hümanist bir insanım; ama Ramazan’da daha çok yoğunlaşıyorum. Kendimi dinliyorum, kendime vakit ayırıyorum. Ramazan’ın verdiği ruhaniyeti, maneviyat boyutunu da eklediğiniz zaman başka bir güzellik oluyor.
Ramazan’da çalışma temponuz değişiyor mu?
Oruç tutmak çalışma tempomu hiç olumsuz etkilemedi. Bilakis daha güçlü hissettim kendimi.
Ramazan’a özel âdetleriniz var mı?
İstanbul’da Sultanahmet’te, Eyüp’te, Fatih’te, Mehmet Emin Tokadi hazretlerinin makamında görebilirsiniz beni. Konsere gitmişsem gittiğim şehirde yaşamış mübarek insanların kabirlerini ziyaret ederim. İftarda Allah ne verdiyse ona razıyız. Sahura kalkıyorum; ama gece yemek yemiyorum. Çayımı, kahvemi içerim. Daha çok sıvı gıdalar ile sahurumu yaparım.
Ramazan’dan sonra ‘keşke hiç değişmese’ dediğiniz şeyler var mı?
Keşke 12 ay hep bu hali yaşayabilsek. Ramazan’ın kıymetini 12 aya uzatabilmemiz lazım.
Nerede o eski Ramazanlar diyor musunuz?
Büyükbabam da, babam da, ben de gençliğimizdeki Ramazan’ı arıyoruz. Yüzyıl sonra da böyle denecek. En mantıklı olan, bulunduğun Ramazan’ın kıymetini bilmek, onu yaşamak. Vefayı unutmamak lazım. Önemli olan o anı yaşamak.
Ramazan manevi olarak yeniden doğuşumuza vesile olmalı. Ailenin tüm fertleri Ramazan’ın gelişini yüreklerinde hissetmeli.
Mesela, evin beyi cami ve cemaate devam edip ilmî toplantı ve sohbetlere gidip gelirken öğrendiklerini ailesiyle de paylaşmalıdır. Aynı paylaşım evin hanımı için de geçerlidir. Yüce Allah, “Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennemden koruyun” (66/6) buyururken, öncelikle bilgilendirme yöntemini kastetmiştir. Kişi, çoluk çocuğunu sağlam bir inançla donatmaya, onları her türlü zararlı bilgi ve telkinlerden korumaya çalışmalıdır. Bunu da tatlılıkla ve bıktırmadan yapmalıdır. Söylediği her şeyi mutlaka kabul ettirme yoluna gitmemeli, bazı şeyleri zamana bırakabilmelidir. Çoğunda da yaşayarak örnek olmalıdır. Beyler hanımlarının bilgisine saygı duymalı, onları anlayışla dinleme nezaketini göstermelidir. Erkek, hanımına ve çocuklarına hayat için gerekli şeyleri öğretmez, öğrenme ortamını hazırlamaz veya gidip öğrenmesine izin vermezse günahkâr olur. Kadının bilgisizlikten dolayı yapacağı yanlışlıkların sorumluluğuna ortak olur.
NERGIHAN ÇELEN
Ramazan ayı boyunca beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tüketmeye özen gösterin. Ayrıca, bulgur pilavı, süt ve posalı gıdaları tercih edin. Çay, kahve ve kola yerine ayran, bitkisel çaylar içilebilir. İftardan hemen sonra çay içmeyin.
Ramazan ayında öğün sayısının ikiye düşmesi, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi daha da önemli hale getiriyor. Çünkü bu ayda, öğün zamanlarında, yemek miktarlarında ve tercih edilen besinlerin çeşitlerinde önemli değişiklikler oluyor. Özellikle sahur ile iftar arasının önceki yıllara göre daha uzun olması, oruç tutan kişilerin açlık ve susuzluğu yoğun hissetmesine sebep oluyor. Bu nedenle kan şekerini hızla yükseltmeyen, glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi büyük önem taşıyor.
İftar ve sahur sofralarını, 11 ay boyunca tüketilen besinlerin yerine, hem gün boyu tok tutacak hem de sağlıklı beslenmeyi sağlayacak yiyeceklerle hazırlamak gerekiyor. Bu ayda ağırlıklı olarak Türkiye’de temel besin maddesi olarak kullanılan beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç yerine de bulgur tüketilmeli. Ayrıca, iftar ve sahurda içilen bir bardak süt, içerdiği karbonhidrat, protein, yağ, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum ve B vitaminleri nedeniyle Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Sıvı besinler mideyi çabuk terk ettiğinden kişiler çok daha çabuk açlık hissediyor. Bu yüzden çorba, ayran gibi besinler yerine protein ve posalı gıdalar tercih edilmeli. Bunun yanı sıra karpuz tarzı besinler de şişkinlik yapacağından özellikle sahurda tercih edilmemeli.
Süt ve meyve suyunu daha fazla tüketin
Normal zamanda kişi 4-5 öğünde beslenirken, ramazan ayında öğün sayısı ikiye düşüyor. Oysa bedenin ihtiyacı olan enerji, protein, vitamin, mineraller ve en önemlisi kalsiyum ihtiyacı azalmıyor. Oruç tutanların ramazan ayı boyunca yeterli beslenmesi gerekiyor. Diyetisyen Aysen Arıcan, sahurda ve iftardan sonra içilen birer bardak sütün, daha sakin ve zinde bir gün geçirilmesini sağladığını belirtiyor. İftardan sonra içilen çay ve kahvenin içerdikleri kafein nedeniyle vücutta sıvı kayıplarının artmasına neden olduğunu söyleyen Arıcan, bu durumun tansiyon dengesini bozduğuna işaret ediyor. Aysen Arıcan, “Hücrelerin yenilenmesi, yeni dokuların yapımı yavaşlıyor, birçok kronik hastalığa zemin hazırlanıyor. Bu nedenlerle ramazan ayı boyunca süt, meyve suyu gibi sağlıklı sıvı besinlerin tüketiminin artırılması çok önemli.” ifadelerini kullanıyor.
Beslenme ve diyet uzmanı Aşkın Yüksel ise sıvı ve posa alımının artırılması gerektiğini aktarıyor. ramazan ayı boyunca sıkça rastlanan rahatsızlıkların başında bağırsak tembelliğinin geldiğine dikkat çeken Yüksel, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Oysa bunun önüne geçmek çok basit. Gün içerisinde alınan su ve posayı birazcık artırmakla bu sorun tamamen çözümleniyor. Her gün tüketilen şekersiz komposto, taze sıkılmış meyve suyu, ayran, bitkisel çaylar ve özellikle kuşburnu ilavesi çok faydalı. Ayrıca bu dönemlerde beyaz ekmek yerine kepekli ekmek veya kepekli tahıl ürünleri tercih edilmeli.”
Bunlara dikkat
Her besin grubundan ihtiyacınız kadar tüketmeye özen gösterin.
Tek besine dayalı beslenmekten kaçının.
Her gün biri sahurda, biri iftardan sonra olmak üzere bir-iki bardak süt için.
İftar ile sahur arasında en az iki ara öğün yaparak beslenin.
Kızartmalar, çok yağlı yemekler ve ağır yemekler tüketmekten kaçının.
Yemek sonrası çok ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih edin.
Yemeklerinizi yavaş yiyin, kıtlık varmışçasına hızlı yemek, sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olur.
Gazlı, kolalı, kafeinli içecekler yerine süt, ayran, meyve suyu gibi sağlıklı içecekleri tercih edin.
Güvenli gıda tüketimine dikkat edin, açıkta satılan hiçbir besini tüketmeyin.
Annem bize, iftar vaktinde edilen duanın kabul olacağını öğretti
ŞEMSINUR ÖZDEMIR
Nuriye Özen Toraman, Mehtap TV’nin gülen yüzü. Yaz günü bahçede yapılan iftar ve sahurları unutamıyor. Şimdi 4,5 yaşındaki oğlunun iftar heyecanına katılması onu çok mutlu ediyor.
Nuriye Özen Toraman - Mehtap TV
lk orucunuzu hatırlıyor musunuz?
Tam gün orucumu tuttuğumda 9-10 yaşlarımda idim. Oruç tutacak yaşta değilken sahura kaldırması konusunda annemin başının etini yediğimi hatırlıyorum. Ufak tefek cılız bir çocuktum. O bana kıyamazdı; ama ben ısrar ederdim. O sahuru yaşamak bana müthiş mutluluk verirdi. Lise yıllarımda bir Ramazan’ımı Amasya’da akrabalarım ve kuzenlerimle birlikte yaşama fırsatı buldum. Yaz gününde bahçede kurulan iftar ve sahur sofralarının tadını asla unutamıyorum. İnsanın ailesi ve sevdikleriyle geçirdiği bir ramazan en güzeli. Geçen Ramazan’da iftar sofrasını erken hazırlayıp oğlumla birlikte ezanı beklemek çok güzeldi. O zaman 3,5 yaşındaydı ve TV’de ezan okununca koşarak mutfağa gelir iftar heyecanını bizimle paylaşırdı.
Oruç tutmak çalışma düzeninizi nasıl etkiliyor?
Hiç etkilemiyor desem yalan olur; çünkü işimiz konuşmak olduğu için dil-damak kuruyor. Ramazan’ın uzun günlere geldiği yılları hatırlıyorum. Aman Allah’ım nasıl oruç tutulur, derdik; ama hiç oruç tutup da bayıldığımı, işimi aksattığımı hatırlamıyorum. Allah sabrını veriyor.
Ramazan’a özel âdetleriniz var mı?
Evlenmeden önce ailemle birlikte yaşarken sahura önce annem kalkardı, birçok evde olduğu gibi. Soba yakılır, ev ısıtılır, burnunuza gelen hamur işi kokusu ile uyanırsınız; ama anneniz çağırmadan, nazlanmadan kalkmazsınız. O kızartma kokusu hâlâ burnumda tüter. Şimdi evimde yapsam bile aynı tadı alamıyorum. Hem çalıştığımız için daha kolay, kahvaltı türü şeyler ile sahuru atlatıyoruz. Şimdi çekirdek aileyiz. Eşim yetişemiyor bile, tek başıma yapıyorum iftarı. Ramazan’ın kalabalık ailelerde manasına daha yakın yaşandığını düşünüyorum.
Sosyal hayattaki ramazan neşesi için ne diyorsunuz?
Ramazan öncesi hazırlık aşaması, alışveriş telaşı, ramazan içinde pide kuyruğunda biraz zaman geçirmek çok hoşuma gidiyor. Eve yetişemeyip elinizdeki sıcacık pideyle oruç açmak ne güzeldir.
Ramazan’dan sonra ‘hiç değişmese’ dediğiniz şeyler var mı?
Oruç tutarken insan hayatın hırslarından arınıyor. Müthiş bir manevi havaya giriyorsunuz. İftar vaktine çok önem veriyorum. Annem bize o vakitte edilen duanın kabul edileceğini öğretti. İftar vaktini mümkün olduğunca az telaşla, sindirerek yaşamalı insan. Bütün tabiatta müthiş bir sükunet ve huzur oluyor. Onu hissediyorsunuz. Müthiş bir dinginlik veriyor. Dünyanın hırslarından, karmaşasından sıyrılıyor, kendinizi Allah’a yakın hissediyorsunuz. Bir zeytin tanesi ile orucumuzu açtığımızda görevimizi de yerine getirmenin mutluluğu ile birlikte insan kendini çok özel hissediyor. O anın bütün bir ömre yayılmasını çok isterim.
Kolombiyalı İrem Hanım, kızlarıyla teravihe gitmekten çok mutlu
MUSTAFA AYDIN
İrem Çokokumuş ya da eski adıyla İrene Murizzo Reyes. Kolombiyalı ve 14 yıldır Türkiye’de. Eşi Ahmet Ayhan Çokokumuş, kızları Merve Hilal, Elif deniz ve annesiyle İstanbul’da yaşıyor. Ailem okurları onun hikâyesini 130. sayıda detayıyla okumuştu. İrem Hanım’a İstanbul’da Ramazan’ı sorduk.
Nasıl geçiyor Ramazan?
Merve Hilal, 3 senedir oruç tutuyor hamdolsun. Ufağı Elif deniz bir gün tam, bir gün de yarım tuttu, okullar başlayınca artık tutamadı. Teravihe de bir gün Elif’le, bir gün de Merve ile gidiyoruz, çok güzel oluyor. Bizim oraya çok büyük bir cami yapıldı, hanımlar bölümü de çok geniş; ama geç kalırsak yer bulmakta zorlanıyoruz. Akşamları koştura koştura yetişmeye çalışıyoruz.
Mukabelelere katılabiliyor musunuz?
Her zaman katılamıyorum; ama her gün kendim bilgisayarda CD’lerden hem Arapçasından hem de mealinden takip ederek mukabele yapıyorum. Hem manasını öğrenmiş, hem de okumuş oluyorum. Hem de ders çalışmış oluyorum.
Ne dersi çalışıyorsunuz?
Kendi dost çevremizde Kırık Meal okuyoruz. [Kırık Meal, ayetlere kelime kelime anlamlar vererek okumak. Mesela: (E lem tera, görmedin mi, keyfe feale, nasıl yaptı, Rabbüke, senin Rabb’in bi eshabi’l fîl, fil ashabına…) Çocuklar bir kez, biz iki kez Bakara Sûresi’ni bitirdik. Şimdi Âl-i İmran Sûresi’ne başladık. Biz onlardan daha ilerideyiz. Çok güzel oluyor.
Türkiye’de komşuluk nasıl, Ramazanlarda hava nasıl değişiyor?
Hepsi sıcak insanlar. Bazen biz onları iftara davet ediyoruz, bazen onlar bizi. Şimdi komşular için iftar hazırlığındayız.
Anneniz de yanınızdaydı, o ne yapıyor?
O konuda çok sevindirici bir gelişme var. Bu ramazan bizimle birlikte bütün oruçları tutuyor. Müslüman olup olmadığını söylemiyor; ama tüm oruçları tutuyor, bizimle TV’deki dualara amin diyor. Türkçeyi anlamıyor; ama biliyor ki, iyi şeylerden bahsediliyor. O kadar çok seviniyorum ki, inşallah Allah hayırlısıyla tamamına erdirir diyorum.
Ramazan neş’esi nasıl yansıyor hayatınıza?
Biz çocuklarla kandillerde ve bayramlarda evimizi balonlarla, ışıklarla süslüyoruz. Evimize bayramın, Ramazan’ın geldiğini görmek, bu sevinci yaşamak istiyoruz. Çocuklarla birlikte cama harfler ve renkli ışıklarla “Hoş geldin ey şehr-i Ramazan” yazdık. Aynısını bayramlarda da yapıyoruz. Bir komşumuz o kadar çok sevinmiş ki, camiden dönerken ‘Benim için de yapar mısınız?’, diye ısrar etti. ‘Harfleri, renkli ışıkları nereden buldunuz?’ dedi. Ben, ‘Senin için de bulurum.’ dedim. Çok sevindi.
MUSTAFA AYDIN
Ramazan’da kalktığımız sahur vakti sadece “yemek” için mi ideal bir saati oluşturuyor? Tabii ki hayır.
Rabb’imizin dünya semasına tecelliyatının en zirve ânı olan seher vakti hiç olmazsa ramazan döneminde teheccüt adına ihmal etmememiz gereken ilahi bir ikram dilimini oluşturuyor. Teheccüt, aslında kökleri yere iyice yerleşmiş “5 vakit namaz ağacı”mızın gece açan sıra dışı lütuflarla dolu bir çiçeği. Eğer namaz ağacımız hiç olmazsa haftada, ayda bir teheccüt çiçeği açmıyorsa yeterince sulamıyor, bakımını yapmıyor, özen göstermiyoruz demektir. Seher vakti, öyle bir miraç imkanı ki, Rabb’imiz her gece; ama her gece seher vakitlerinde dünya semasına tecelli edip şöyle sesleniyor ve biz bunu duymazdan gelip gafilce yatabiliyoruz. Efendimiz bunu bakın bize nasıl haber veriyor: “Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca (seher vaktinde) dünya semasına tecelli eder ve şöyle buyurur: ‘Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona icabet ederim. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım.’ Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder.” (Tirmizî, Namaz, 326)