Forumlar >>
Dinler, inançlar, mistisizm >> Nekadar? Ne zaman?

|
|
|
| Yazar |
Nekadar? Ne zaman? |
burakhakan® Mesajlar: 879
 |
Biz Allah'ı (cc) Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz.
Belki cuma gecesine, çok nadiren kalkılabilirse, yatağın sıcaklığından feragat edilebilirse de Sabah namazlarına....
Ama hastalıklarımız, zayıflıklarımızda, doğal afetlerde, kısaca zorda ve çaresiz kaldığımızda hemen etrafımızda olsun istiyoruz....
ve, hiç şüphesiz, en çok da ölümün hatırlandığı cenazelerde .
Maalesef, biz Allah'tan (cc) bunları beklerken, Allah (cc) için işte, oyunda, hayatımızın neredeyse tamamında yerimiz ve zamanımız yok...
Çünkü...
Diğer zamanlar işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş.
Ya da açıkça söylersek o zamanlar Allah'a (cc) ihtiyacımız yok.
Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına itaattir. Karşılıksız alabileceğimiz en iyi hediye namazımızdır,
Hem masrafsız ve ödüller de muhteşemdir.
Allah beni affetsin, ....
O'nun hayatımda ilk sırada olmaması gerektiğini kabul ettiğim yer ve zamanların varlığından dolayı.
Her zaman O'nun bizim için yaptıklarını daima hatırlayacak zamanlarımız olmalı.
Bu mesajı idrak ettiyseniz paylaşın!!
Evet, ALLAH'ı (cc) çok seviyorum.
O benim var olma ve kurtulma kaynağı m.
Beni her gün ayakta tutuyor.
O'ndan başka sığınılacak kapı olmadığını bilmek..
Onsuz hiçbirşeyim….
Diyebiliyormusunuz?
Bunun için işte size çok basit bir test.
Eğer Allah' ı seviyorsanız ve O'nun sizin için gerçekleştirdiği muhteşem şeylerden utanmıyorsanız....
bunu arkadaşlarınıza iletin.
Bunun için zamanınız varmı?
Kolay zora karşı..
-Gerçekleri söylemek neden bu kadar zor.
Aynı zamanda yalanları söylemek de bu kadar kolay?
-Neden namazda uykuluyuz da bitince aniden uyanıveririz?
-Böyle mesajları paylaşmak varken silmek neden kolayımıza gelir?
Ne gariptir, ALLAH'a (cc) inandığını söyleyip de şeytanın peşinden gitmek .
Ne gariptir, fıkraları çılgınca paylaşırız, mesajlar
havalarda uçuşur da iş İslamiyetle ilgili bir mesajıniletilmesine geldiğinde iki defa düşünürüz.
Bu mesajı eğer birilerine gönderirseniz, adres listenizdeki herkese gönderebilecek misiniz? Yoksa ne tepki vereceğini bilmediğinizden ya da emin olmadığınızdan göndermeyecek miyiz?
Allah'ın bizim için ne düşündüğünden çok insanların bizim için ne düşündüğüne önem
vermemiz bizim adalet terazimizle ne kadar adil görünüyor?
Herşeyden önemlisi ne kadar daha yaşayacağınızı sanıyoruz,
Ne zaman telafi etmek için harekete geçeceğiz? '
www.levent-tatli.spaces.live.com
| 08-04-2008 02:15 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
|
Yabancı..
|
Ne garip tevafuktur ki, dün akşam bir yerde sohbette idim. Hasbelkader konuşuldu bir şeyler.
Ortak tanımız, bizler Allah’ı cc yeterince ciddiye alamıyoruz veya almıyoruz. Evet, gerçekten Allah’ı cc ciddiye almıyoruz. Azabı, mükafatı, ihsanı kısacası Allah'ın cc kendi bir takım şeyleri var, bunun biliyoruz ama idrak konusunda biraz sığız. Biraz değil belki çok sığız. Şurada sorulsa kaç kişi Allahın sıfatlarını sayabiliriz? Ya da ilmihal bilgisiyle hayatımıza yön veren kaç kişiyiz? Yaptığımız eksik mi, İslam’a uygun mu, merak edip ne kadar ilmihalleri karıştırdık? Çok mu alim oldukta eksiklerimiz olmasın?
Oysa ashab-i kiram ve veliler öyle miydi? Onlar Allah’ı cc görüyormuşçasına yaşar, hayatını bu şekilde idame ettirirlerdi. Bu zaten bir hadisi şeriftir. Allah’ı cc görememek ama görüyormuşçasına yaşamak! Zaten O bizi bizden daha iyi görmüyor mu? Elbet görüyor.
İlim eksik, bilgi eksik cümlemizde, beynimizde, kalbimizde. Bilinenlerin çoğu belki de kulaktan dolma. Bugün, gerçek ilim ve âlim ikinci hatta üçüncü sınıf muamelesi görüyor artık. DİN, ibadet, mukaddesat deyince tartışma konusu oluyor. Kalpler kırılıyor, aşağılamalar başlıyor. Oysa DİN, bizleri birbirimize birleştirici bir unsur iken neden birbirimizi rencide eder hale geldik?
İnadına dünya hayatını benimsiyoruz ve dünyayı ölümüne seviyoruz. Kendimizi kandırmış oluruz "hayır" demekle. Kaç defa, başımızı iki elimizin arasına alıp, tefekkür alemine girerek, “yahu ben bu halde nasıl gideyim ahirete, Allahın huzuruna” diyebiliyoruz? Ne yaşantımız İslam’a uygun ne de düşüncemiz. Oysa Allah resulünün sav terbiyesinde yetişen ashab-ı kiram, bırakın yaşantıyı veya düşünceyi, attıkları adımı bile “acaba O’nun sünnetine uygun mu değil miydi” hesabına girmişti.
Bir kitapta okumuştum: "Bilmek değil aslolan, bildiğini bilinç altına yerleştirmekmiş. Kafadaki bilgiyi kalbe indirmekmiş. Çok bilmekten ziyade az da olsa hayata giren bilgi bilgidir. Yoksa çok bilip kişide bir değişiklik olmuyorsa o bilgi bir nevi yüktür sahibi de bir nevi hamal olur."
Allah-u Teala şu fani dünya hayatında emri ve nehyi ne ise o minval üzere yaşamayı cümlemize ihsan eylesin. Dünya fani ölüm ani. Kimse ölümü oturup beklemiyor ki! Aniden geliyor ölüm. Merak ederim hep, "Keşke, ölen öldüğü anda bir konuşabilseydi, o an gördüklerini anlatabilseydi."
Dünya hayatının zerre değeri yok. Dünyaya aldananlar çoğalıyor, iman edenler azalıyor. Söze geldi mi herkes Müslüman ve mangalda kül bırakmıyor.
Evet, doğru. Az veya çok herkeste iman tabi ki var. Var ama böylesi bir fitne dolu ortam olan dünyada, imanı muhafaza nasıl edeceğiz? Dünyanın içine alabildiğine dalarak mı? Allahın emirlerine uymayarak mı? Herkes bir şeylerden şikâyetçi! Kimi eşinden, evladından, kimi işinden, mülkünden, kimi hastalığından, fakirliğinden, kimisi kendinden, hayattan şikâyetçi! Allah cc için yaşamaktan gerçek mânâda tat alan kaş kişi var? Yaşamaktan tat almayı maddi imkânlara bağlayıp, “o da bizde yok nasıl alalım?” diyenler çoğunlukta değil mi?
Dedim ya, Allah’ı ciddiye almıyoruz bizler. Allah’ı ciddiye alsaydık hayatımız böyle pemperişan olmazdı.
Son nefes ile hepimiz süper akıllanacağız, aklımız başına yeterince gelecek ama faydası olur mu bunun, Allah cc bilir.
Yüce Allah cc cümlemize, yaratılmışlığın verdiği mesuliyeti hissetmeyi, ona göre yaşamayı, hayatın kulluk vecdi içinde tadını almayı, dünyada iken bile dünyasını cennete çevirenlerden eylesin.
Allah razı olsun muhteremim.
| 08-04-2008 09:36 | | Şikayet Et! |
|
|
Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..
|