Selamun aleykum.
-------------------------------------------------Başta belirttiğim ifadeyi, yani "Sen benim kalbime bak !!!....." ilk başlarda kendi akrabalarımdan duymuştum. Okul yıllarında başlayan sohbet ortamı beni öyle etkiledi ki, herkesin bundan istifade etmesini diliyordum. Herkes İslam'a ve emirlerine yönelsin diye gayret ediyordum. Ancak en büyük kösteği yakınlarımdan aldım. Canım annem hariç. O hep dua etti. Fakat diğerleri, amiyane bir tabirle (lütfen ifadelerim için beni bağışlayınız) “Lan ooolum! Buralara giren çıkamıyor bir daha, asarlar, keserler, biçerler v.s.” Neler neler. Fakat sabrettik. Allaha şükür, geçen zaman diliminde bize de, "sohbet yap" dedi manevi büyüklerimiz. İyi de nasıl? Herkesin dilinde olan bu ifadeyi nasıl kırmalıydım. Yine çareyi muhterem hocam takdim ettiler: "Bizzat yaşayarak, örnek olarak!" Hakikaten de, ne büyük keramet sahibi oluyorlar Allah dostları. Şayet tavsiyelerine uyduğunuz takdirde, öyle hikmetli sahnelerle karşılaşıyorsunuz ki, buna siz bile şaşırıyor ve hamd ediyorsunuz. Çünkü benimle yıllar önce uğraşanlar, çok şükür şimdi namaz niyaz ehli, sohbet, tarikat ehli. Birbirimizi canciğerane seviyoruz. Tıpkı ümmeti Muhammedi (yani sizleri) sevdiğimiz gibi! Anladım ki kişi olduğu gibi kabul etmek varmış. İşte muhterem hocamın ilk başlarda tavsiye ettiği, benim ise önceleri anlamayıp ama sonradan fark ettiğim en büyük keramet buydu. SEV HERKESİ dedi hocam SEV…
Cenneti tefekkür ederek hayal kuruyorum, ama nasıl!! Var mı hayal edeniniz? Fakat tahminlerin ötesi bir hayal, bir yolculuk, yokluk. Niye böylesi nimeti geri teperiz? Ne geçer elimize? Ebedi olan bir lezzetler deryasına girmek için, geçici olan fanilerle aldanırız. Kendimizi aldatırız. Düşünün şimdi...
***
“Mahşer aleminde hesap bitmiş, artık kim nereye girecekse, belli olmuş ve siz cennet ehli seçilmişsiniz.. Aman ya Rabbi! Dünyada en fazla ne sevindirir seni, bilemiyorum. Ama dünyada duyduğun bu sevincinin bin mislini de yine dünyada yaşasan, ondan da milyonlarca belki de milyarlarca daha büyük bir sevinç olmalı bu. Sınırlama yok, yasak yok, yaşlılık yok, dert tasa yok, günah yok, korku yok, endişe yok, biter mi düşüncesi yok. Yok. Yok. Her şey gelsin gitsin. Yorgunluk yok, emek sarf etmek yok. Yüzün sürekli sevinç yumağı halinde, sevdiklerin yanında. Merak ediyorum da, insan o an sevinçten şaşkın hale düşer mi? Düşer elbet. Bir hadis şerifi hatırlatalım inşeAllah: “Cehennemden en son çıkıp cennete girecek olan Müslüman’a Allah cc 10 (on) dünya büyüklüğünce yer verdiğinde önce şaşıracak, sonra mahçup olacaktır.” Çünkü dünyada eksik yaşadığı amellerin cezası bittikten sonra, tabiri caizse, karşılaştığı bu ikramlar karşısında “Bu ne büyük ikram” diyecektir. Kaldı ki, bu en düşük cennet ehlinin aldığı bir ikram. Ya ilerde, daha ileride olanlar! Gençler! Gençlik ömrünü Allah için geçirenler. Size hesapsız ikram var. Unutun rakamları… Onu tayin edecek olan Allah’tır.
Hele, nur yüzlü Efendim'i sav ziyarete gidiş yok mu? Herhalde düğün alayı gibi şen şakrak olmalı. Ev sahibi olan Efendim, sultanım sav, sarayında (Makâm-ı Mahmûd’da), ziyaretçilerini bekliyor. Gün kavuşma günü, kucaklaşma günü. Acele etmek yok. Ebediyet var ya. "Evet ümmetlerim! Artık bugün hasret giderme günü, hem de sonsuza dek. Beni görmek için sabrettiniz, sıkıntılara katlandınız, emirlere riayet ettiniz, artık sevinin. Çok sevinin. Selam olsun sizlere” diye seslendiğinde.
Yaaa Hay.
***
Çok daha derinlere inerek hayal ederim cenneti hep. Ancak bunu anlatmaya cesaretim yok. Kalplerin dayanması da çok zor! Zaten dile gelmesi de imkânsız. Fakat tefekkür ve düşünce ufkumdan sıyrılıp, geri geldiğimde yine soruyorum: SADECE KALP TEMİZLİĞİ YETER Mİ ACABA? Böylesi bir ulviyete kavuşmak için. Ne diyebilirim, temenni edeyim bari: İNŞEALLAH YETER.
Selamun aleykum.
|