Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

BU GECE SENİ BEKLİYORUM.... Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Bir sesle uyandım.
Her gece olduğu gibi bugünde yine gecenin son çeyreği girmek üzereydi. Bazen ürpertici, bazen cezbedici bir tarzla, bazen de gecenin tüm sakinliğini deforme eder bir nazla uyandırdı beni, portatif gardırobumun üzerindeki insafsız alet. Yani saatim…
Tereddüdüm var, kalkıp kalkmama, Rabb’imle baş başa kalıp kalmama hususunda nefsimle mücadele etmek yetmiyor, şeytanın da bir karabasan gibi ağırlığını üzerimde hissediyorum. Şüphelerim var, seher vaktinin geçip geçmediği, meleklerin bekleyip beklemedikleri konusunda. Fakat o anda kalbime bir davetiye geliyor: “HAZIRLAN, GELDİLER…”
GELDİLER…
Derken öncelikle namaz kılmak için gerekli olan abdestimi alıyorum. Ellerimi yıkarken ellerimin günahlarının, yüzümü yıkarken gözümün günahlarının döküldüğünü düşünüyorum. Hatta ayaklarımın yıkanışında, kulaklarımın meshedilmesinde hep aynı duygularla çalkalanıyorum.
İşte o zaman; zikirle coşmanın, fikirle taşmanın, tevhitle buluşmanın tam zamanıydı. İşte o zaman; yıldızları gözlemenin, aya doymanın, semayı seyretmenin tam zamanıydı. İşte o zaman; yalvarmanın, yakarmanın, dilenmenin, dua etmenin tam zamanıydı. İşte o zaman; dağ olmanın, not almanın, yok olmanın, vuslata ulaşmanın tam zamanıydı.
Ve işte davetiye anı! Sorgu sual yok, hataları yüze vurmak yok, “Nedir bu hal?” diyen yok. Gel, yeter ki gel.

BİR O, BİR ben….

Ben geldim Allah’ım. Sana geldim. İşte; bir Sen, bir ben ve herkes alabildiğine uykuda!

Şimdi sana geçmişimi döksem, bu zaten sana ayandır, her şeyimle sana bellidir. İşte seccade de secdedeyim. Gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. İçime ürperti ile birlikte sevinç geliyor. Coşuyorum. O ne sessizlik, ne lahuti, ne berrak. Sanki gökyüzünden inenler var. Arayışlara girmişler, “Var mı bakalım bu saatlerde kalkmış olanlar.” diyerekten.

Ben geldim desem sana belki riyadır. Çünkü hatalarımın, günahlarımın bini bir para! Mahcubiyetim had safa da. Ayaklarım beni geri çekiyor, ama kime gideyim, kimden aman dileyeyim. Hep bir ışık oldu, o sevgililer sevgilisinin sav müjdesi bana: “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir”

Ah sultanım, ey padişahım. İşte bu an beni yiyip bitiriyor, kaybolan ümidimi her defasında geri getiriyor. Bırakma beni. Nefsimle, kendimle baş başa!
Bu hengâmede derinden, uzaktan, içten, özden ve sabâ makamında okunan ezan, adeta bu topraklarda imanın sönmeyeceğini haykırıyordu. O ezanı diğerleri takip ediyor, farklı nağmeler, farklı makamlar, farklı yorumlar birbirine nispet ediyordu. Böylesine ahenkli ses cümbüşünü, ilâhî atmosferi tek bir renge büründürmek isteyenlere, o ezanlar ne güzel cevap veriyordu. Ha unutmadan, bu masmavi gökyüzüne dek ulaştığına inandığım sedanın içine cemadat ve nebatatın tespihleri eşlik ediyordu.
Sabah namazını cemaatle kılmanın ve daha fazla sevap kazanmanın gerekliliği aşikârdı. Kapıdan içeri girerken meleklerin hoş geldin dercesine karşıladıklarını ve gelmeyenler için yas ilanlarını hissetmemen hemen hemen imkânsızdı. Namaz çıkışında üç-beş cemaatle salavatlaşmanın, yakınlık kurmanın, güven duygusunu tazelemenin verdiği mutluluğu anlamak kaçınılmazdı. Hele bazılarının cami avlusunda, gerek kabristandakilere ve gerekse geçmişlerine okudukları Kur’an’dan nasiplenen mevtaların, sevinç ve mutluluklarına ortak olmamak muhaldi.
Kabul eyle bizleri kulluğuna Allah’ım. Lütfen kabul eyle.

Şikayet et

Tarih: 05.12.2006 20:16 - Okuma Sayısı: 387 - Yazının Puanı: 10 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim